şükela:  tümü | bugün
  • çin iç savaşı, ıı.dünya savaşından sonra ülkedeki milliyetçiler ile komünistler arasında hakimiyet tartışması üzerine çıkan savaştır. iki tarafın toplam 2 milyona yakın asker kaybettiği savaşta milliyetçilerin lideri çan kay şek iken komünistlerin lideri mao zedong'dur. komünistlerin 1949'da milliyetçileri ülkeden atmalarıyla birlike son bulmuştur. ülkeden çıkan milliyetçiler tayvan'ı ele geçirip orada çin cumhuriyeti adıyla yönetim kurmuştur.
  • bu iç savaş öyle bir savaştır ki sonucunda çin'in yönetim biçiminden tutun da tayvan'a kadar (tayvan'ı nasıl etkilediğini görmek için (bkz: 74817486)) bütün coğrafyayı etkilemiştir.

    1912 yılında qing hanedanlığının genel olarak afyon savaşları ve aşırı nüfus artışı etmenlerinin temelini oluşturduğu krizler sonrası iflas etmesi sonucu ülke yönetimi ikiye ayrılıyor. tayvan entrymde de bahsettiğim üzere ülkenin güneyinin kontrolü, daha sonra başına chiang kai-shek'in geçeceği, sun yat sen yönetimindeki kuomintang partisine; kuzeyin kontrolü ise general yuan shihkai’ye geçiyor. daha sonra 1928 yılında chiang kai-shek reyiz pekin'i ele geçirerek bu duruma bir son veriyor ve çin'i tekrar bir bayrak altında topluyor. kuomintang parti karakteri olarak siyasi açıdan milliyetçi ve ekonomik açıdan liberal görüşleri savunan bir partiydi. ülkedeki komünist grupları ve karşıt görüşleri şiddet ve silah zoruyla susturmayı deniyorlardı. haliyle böyle bir ortamda birlik ve beraberliğin de uzun soluklu olması beklenemezdi. nihayetinde komünistler kendi silahlı gruplarını kurup topyekûn değil de ''bölgesel'' olarak direniş göstermeye başlıyorlar. burada bölgesellik kavramına dikkat etmenizi isteyeceğim. yazının ilerleyen bölümünde bu bölgesellik üzerinde duracağım.

    iç savaşın başlamasıyla beraber sovyetler (tahmin edileceği üzere) komünist grupları, abd ise yönetimi elinde bulunduran milliyetçi grupları desteklemişlerdir. fakat burada ilginç olan bir durum vardır. japonya 1937 yılında çin'e savaş açıyor ve bu savaş aynı zamanda çin iç savaşı için de dönüm noktası oluyor. japonya'nın çin'e saldırmasıyla birlikte komünistler ve kuomintang yönetimi beraber hareket etmeye karar veriyor. japonlar'ın ikinci dünya savaşı'nda yenilmesiyle de çin-japon savaşı son buluyor. fakat savaş esnasında milliyetçilerin kayıpları fazla oluyor ve bu durum milliyetçileri güçsüzleştiriyor. sonrasında ise 1949 yılında mao ve yoldaşları yönetimi ele geçiriyorlar. chiang başgan da ordusunu ve hazinesini alıp tayvan'a yerleşiyor. tayvan'da çin'i yönetirken nerelerde yanlışlar yaptığını (bu kısımdan da tayvan yazımda bahsettiğim için es geçiyorum) düşünmek için bol bol zamanı da oluyor :)

    gelelim işin bölgesellik kısmına. yukarıda komünist grupların topyekûn değil de bölgesel gruplar halinde direniş gösterdiğinden bahsetmiştim. bunun sonucunda da nispeten kendilerinden daha güçlü olan milliyetçilere karşı başarılı olmuşlardı. işte bu durum mao zedung'un beyninde şimşekler çaktırıyor ve yanındakilere dönüp ''lan biz neden ülkeyi de böyle yönetmiyoruz ki?'' diyor. tamam tam manasıyla böyle dememiş olabilir ama ülkeyi bu tarz yönetmeye karar veriyor :d nedeni ise doğudan gelebilecek amerikan ve kuzeyden gelebilecek rus tedidi. sonuç olarak ülkede savaş esnasında gerekecek ne varsa üretimini yapan (endüstriyel fabrikalar, askeri üsler, askeri fabrikalar vs.) yerleri ve aynı zamanda yönetim birimlerini (ülkede 34 eyalet var ve her biri eyalet komitelerine bağlı) parçalara ayırıyor. nedeni ise japonya'da olduğu gibi savaş esnasında (hiroşima ve nagasaki'ye olduğu gibi) tek bir darbeyle yıkılmamak.

    konuyla alakasız olarak bir de şundan bahsetmek istiyorum. bu tarz devrimler olduktan sonra ülkelerin yönetim biçimleri de (centralized - regionalized olmak üzere) devrimin işleyişine göre şekilleniyor. mesela rusya'daki topyekûn bir devrimdi ve sonucunda merkezi bir yönetim kurulmuştu. çin'de bölgesel direnişlerle kazanıldı ve adem-i merkeziyetçi bir yönetim kuruldu.