şükela:  tümü | bugün
  • imdb'ye göre sympathy for lady vengeance adlı chan wook park filminin orjinal adıdır.
  • film 29 temmuz'da kore'de vizyona girecek.. avrupalı ve amerikalılar ise birkaç ay daha bekleyecekler.. filmin isminin tam korece açılımı "nazik bayan kumja" (kumja lee filmdeki başrol karakterinin adı..) ..
  • teaser'iyla aferin alan film.. bekliyoruz..
  • gösterime girdiği ilk üç günde 1,460,000 güney koreli'yi sinemalara çekerek ülkede tüm zamanların en yüksek üçüncü ilk haftasonu hasılatını getiren film. ilk ikisi taegukgi ve silmido.
  • soundtrack albümüyle beni büyülemiş chan wook park filmi...bir üçlemenin üçüncü filmidir ayrıca (bkz: sympathy for mr vengeance)
  • son derece estetik intikam filmidir kendileri. ayrica bence uclemenin midemiz acisindan en hafif olani, en tertiplisidir. intikam alan bayan diye midir sorasim geldi.

    --- spoiler ---

    symphaty for mr vengeancedaki "good kidnappings" and "bad kidnappings" bahsi birebir tekrarlanmaktadir burada ama konuya bakarsak lady vengeance mr vengeancein yaninda cok daha suclu olmakla beraber cok daha masum gorunmektedir. ancak intikamini almis haliyle gozlerdeki butun masumiyet bir anda akip yokoluverir, oynayan hanim kizimizi saygiyla selamliyorum. oldboy ile baglanti ise kahramanlarin masumiyete duyduklari istek olabilir sanki. nitekim filmin buyuk bir bolumu bembeyaz karlar altinda gecmektedir.

    bir de ortada cocugun almak istedigi intikam vardir ki, son derece curetkar olan ufakligimiz icin affetmek cok zordur. oyle zordur ki ikna olmasi icin annesinin tami tamina uc defa ozur dilemesi gerekmektedir. o dolma dolma parmaklar ne de guzel ifade eder bir cocugun masumiyetini...

    diger yandan hatun kisi olen cocugu kotu olarak hayal etmekte, intikam alma isini baskalarinin uzerine yikmaktadir ki buna dupeduz sorumluluktan kacmak ya da korkaklik denebilir. kendisinin bir melaike ve ayni zamanda bir cadi olarak tanimlanmasi sanirim bu yuzdendir. cok isterdim tabi o topuklu ayakkabilara ve ciplak ayaklara da bir aciklama getirebilmeyi ama henuz tam olarak anlayamadim.

    ayrica bu sefer howls moving castle a bir gonderme gelmistir. lady vengeancein okudugu gazetenin kapaginda filmin afisi yer almaktadir.

    --- spoiler ---
  • tam bir lady filmi çekmiş chan wook park. aman allahım, açılış jeneriğinden final sekansına kadar bu ne zerafet, bu ne incelik. leydimizin intikam hikayesi önümüzde sayfa sayfa açılırken, kendisi asla ve asla çirkinleşmiyor (ve de diyor ki: "... everything should be beautiful") ve artık hikayenin sonlarına doğru da kendi derdinden, intikamından falan vazgeçip böyle mazlumların intikam meleği gibi bir mertebeye bürünüyor.

    çok çok güzel olmuş bu kez gerçekten. ben her ne kadar 3 filmi de bir trilogy olarak göremesem de, madem burada bir üçleme söz konusu, o halde üçlemenin en iyi filmi diyebilirim rahatlıkla. onu takiben de sympathy for mr vengeance geliyor tüm o deli doluluğuyla. oldboy'u ise hala sevmedim, sevemiyorum.

    --- spoiler ---

    - bir gün birisini bıçaklamaya kalkarsanız, bu filmde verilen taktikleri iyi öğrenin ve yanlışlıkla kendinizi sakatlamayın.

    - biz hamama gidip kırk tas su dökünelim, koreliler de bir tepsi tofu yiyerek tüm günahlarından arınsın, akça pakça olsun. oh...

    - leydimiz gazete okurken miyazaki'ye bir selam çakıldığından pek emin değilim. o gördüğümüz howl'un yürüyen şatosundan ziyade daha çok bir tekne ya da gemiye benziyordu. o sahneyi bir kez daha seyretmek lazım emin olmak için...

    - finalde biraz agatha christie'nin murder on the orient express tadı alsam da bu beni hiç rahatsız etmedi. oldboy ile söylenmiştim ama sympathy for lady vengeance için chan wook park'a hitaben hiç söylenmeyeceğim.

    - ah o soundtrack... yaklaşık 2 ay kadar önce albümü edinip bir kaç kez dinlemiş olsam da artık filmi seyrettikten sonra bir anlam kazandı her şey. replay moda girmesinden korkuyorum. imdat.

    --- spoiler ---

    bundan sonrasının spoiler kısmı falan yok artık. ben yeong-ae lee'nin güzelliğine ve oyunculuğuna şapka çıkarttım. bu kadar zor bir rolün altından gayet eli yüzü düzgün ve hala bir "hanımefendi" olarak kalkmayı başarmış. bravo!
  • park chan-wook'un oldboy'un da icinde bulundugu uclemesinin sonuncusu....
    yine intikam temasi etrafinda donen filim ilk ikisi gibi son derece sert-acimasiz ve acikcasi acitiyor, yaraliyor.

    bir intikam almanin nasil bisey oldugunu oldboy'da izleyip, daha agir bi sekilde intikam alinamaz diyenleri oldukca sasirticak. gercekten de senaryosu-goruntuleri ve oyunculuklari muhtesem.
    daha fazla kan var, hatta oldukca fazla kan var.

    yine ailesel iliskiler oldukca on planda.......

    kacirilmamasi gereken bir film, ayrintilarla dolu, defalarca izlendiginde heyecanini hic kaybetmeyecektir.

    lutfen jenerige dikkat....
  • chan wook park'in kafalara soru isaretleri cakan, sorular soran, sordurtan, tartisan, tartistaran, hikayenin kurgusu ve bazi planlardaki gecisleriyle, teknik yonden tavirlariyla buyuleyen filmi.. ve ayriyeten uzen bir film.. huzunlu film.. ve bunlara ek olarak, yonetmenin hakli intikam uclemesinin son ayagi..

    --- spoiler ---
    film yine intikam uzerine kurulu.. cocugunu kurtarmak adina 13 yil hapis yatan bir kadinin hikayesi.. burada acaip bir hava soz konusu.. uclemenin diger iki filminde oldugu gibi yine, intikamin bazen hakli nedenlerle gerceklesip gerceklesemeyeci soz konusu.. bir sapik var filmde: cocuklari kaciran, onlarin ailelerinden fidye isteyen ve fidye alsa dahi o cocuklari olduren.. ve lady vengeance'in 13 yilini yiyen, cocuguna yabancilasmasina neden olan.. sonunda aileler ve lady vengeance, lady vengeance'in sayesinde bu sapikla yuzlesiyor.. ve iste orada tartisiliyor: kendileri mi cezayi kesicekler yoksa 'adalet'e mi teslim edecekler bu igrenc adami? burada deha yonetmenimiz chan wook park oznel aci kullaniyor, bir de kendimiz o durumda olsak ne yapardik diye.. cocuklarimizin oldurulmeden onceki aglamakli halleri.. karsimizda hayatimizi karartan bu adam.. ki cocuklarin olumleriyle birlikte tum hayatimiz geri donulmez bir bicimde degismis.. ne yapardik? adalete mi yollardik dengemizi yitirip dusmemize neden olan bu adami, yoksa baltayi alip...

    olaylarin kurgulanisi oyle harika ki.. senaryo, senaryo degil karmasik mekanizmaya haiz bir saat.. tikir tikir isliyor.. her 'tik tak'i ise rahatsiz edici.. kucuk kucuk ayrintilar, misketler, oyuncaklar, sapigin ingilizce ogretmeni olmasi ve bunun hikayeyle islevselligi.. filmdeki her unsur, oyle bir yere baglaniyor ki.. acaip gecisler de yakaliyor chan wook park, hapishanede tanisan iki dostun sarilmasinin diger sahneye gecisinde, bu sahnenin hapishane kapisinda kalivermesi gibi..

    huzun de son surat.. anne kizin hikayesi.. farkli diller konusulsa da, yakalanan ayni "dil".. ve sonrasinda gelen en az uc defa soylenmesi gereken ama anne tarafindan dortlenen:

    "i am sorry
    i am sorry
    i am sorry
    i am sorry".................

    soylenecek onca cok sey bulunabilir ki bu film hakkinda, ama en dogrusu eger hakki verilerek izlenmisse "buyuleyeci" tanimi sanirim.. soylenecekler bitmez, ama simdilik bu kadar..
    --- spoiler ---
  • imtikam kavramını anlatan bir film, bu tür filmlere alışık olmayan bir bünyeye sahip olmadığım halde beni artık izlemeye sevk etmiş sevgili rebel'e teşekkür ederim,
    filmin yönetmeni bu filmde olayları yalın bir halde anlatmış diyebiliriz şöyleki intikamı anlatabilecek araçlardan kan ve ölüm kavramlarını güzelce işlemiştir.
    bu filmi izledikten sonra aklımda beliren ilk sorgu herkes gerçekten intikam alır mı sorusu olmuştur ve yönetmenimiz bu soruya evet cevabı vermiştir konu itibariyle daha iyi anlatmak için;

    --- spoiler ---

    çocuklarını kaçırıp hepsini öldüren katili zavallı bir halde gördükten sonra tüm ebeveynlerin katilden intikamlarını almak için onu bıçaklaması yukarıdaki mevzuya bir örnektir diyebiliriz, o ebeveynlerden hiçbiri katili polise teslim etmeyi uygun bulmamıştır yada katilin suratına sadece tükürmemiştir, bu anne babalar öyle tiplerdirki gayet normal hatta ince ve zarif kişilikler olmalarına rağmen kullandıkları aletler bıçak be baltadır.
    --- spoiler ---

    filmde olup bitenleri yönetmenin gözünden izlemek izleyicilere yalın bir şekilde intikam duygusunun ne olduğunu hatta abartabiliriz ki bu duyguyu tatmanın ne demek olduğunu göstermiştir, mal bir izleyici olarak kendisini ayrıca tebrik ederim.

    ayrıca film, çekim tekniği mi desem yoksa senaryo gereğimi * izleyiciyi akıl yürütmeye zorluyor herşeyin altyapısını verip (tabii bu film boyunca kısa aralıklarla devam ediyor) ne olacak sorusunu izleyiciye sordurduktan sonra cevabı hemen verip diğer soruya geçiyor.

    ve asıl soruyu sizlere sormak isterim;
    intikam, suç ne kadar ağır olursa olsun! alınmalı mı alınmamalı mı?

    halt'ın cevabı hayırdır! aksi halde sizce gerçeken adelet diye bir şeyden söz edebilirmiyiz?