şükela:  tümü | bugün
  • başıma gelen gerçeklik. öyle mi? bilmiyorum.

    insanın aklına kusursuz güzellik var mı? sorusunu düşüren durum. herkes tarafından kabul edilen göreceli olmayan bir güzellik var mı? ya da kusursuz olmak güzellik midir? ben çirkinliği güzellik sayıyorum mesela. o zaman çirkinlik güzellik oluyorsa onun çirkin olduğuna kim karar veriyor. bazen bir kusur esas güzelliktir. bir yaşanmışlık halinin hasıl olduğunu hissetmek. birkaç dikiş izi. şehla bakan bir göz. dolgun göğüsler yerine daha ufak kalmış göğüsler. bu durum aslında çok daha çekici ve güzeldir. bu durumda ben kusuru güzellik buluyorum. aslında öyle değil sadece daha hayattan kadınlardan bahsediyorum(konu bir kadın olduğu için). bir masal hikayesinin içinde gibi sürekli bebek yüzlü kalmış kadınlar gibi değil yani ben onu tanımadan önce herhangi bir hayatı yaşadığını hissettiğim kadınları güzel buluyorum. ya da konu sadece yüz ve vücut güzelliği değilse mesela dış güzelliği belirli bir kalibrede olup da sesi güzel olan kadınlar çok güzel derim ben. konuya kişiliği de dahil edersek yine dış güzelliği belirli bir kalibrede olup da ayakları yere basan sağlam kadınları narin ve kırılgan yapılı misal cindy mello'ya tercih ederim. dış güzellik konuya bence her zaman dahil olmalı, mimikler, el kol hareketleri, gülüş ve sağlıklı bir vücut. kendi vücuduna saygı gösteren bir kadın diğer insanlara da saygı gösterir. pazarlama ve güzellik ürünleri reklamlarındaki gibi oldu biraz ama samimiyetle böyle olduğuna inanıyorum. bir de olaya şu yönden bakmak gerek daha acımasız düşürsek çirkinlik bir hastalık mıdır? bu yönden bakarsak kime göre kim hasta acaba deriz. bence çirkinliğin hastalığa dönüştüğü zamanlar olabiliyor. mesela benim suratımda 9 tane dikiş olması bir hastalık mıdır? bunun benim elimde olmayan sebeplerle ve istemeden gerçekleştiği için ve beni kötü bir görünüme kavuşturduğu için bence bu mazur görülecek bir hastalıktır. ama bazı hastalıklı bünyeler bu çirkinlik olayını sapıklık düzeyine çıkarıyor. estetik yargıların dışına çıkıp bakmak lazım. herkes kendi güzelini yaratırken mutlaka bir hata yapacaktır. mutlaka bir şey unutacaktır. bu bizim insan olduğumuz içindir aynı zamanda yaptığımız bu hata hayalimizde yarattığımız kadının da gerçek olabileceğini mümkün kılar. yoksa masallardaki gibi güzel bir kadın, asla var olmayacak bir güzellik mesela sürekli tanrı tarafından korunan kadın gibi. böyle bir şeyin hayalini kurmak. bence olan güzelliklerin ve insanlığımızın muhteşemliği karşında çok saçma, bayağı ve sığdır. benim düşüncem kusurlar sapıklığa kaçmayacak oranda güzel bulunuyorsa bence esas güzellik onlardır. mesela yüzde normal oranda bir doğum lekesi, cindy mello'dan çok daha aşağı güzel bulacağınız kadını benim için çok çekici kılar. hatta cindy mello yanına bile yaklaşamaz gözümde böyle bir güzelliğin. herkesin çekici bulacağı ve isteyeceği deniz mavisi gözler yerine kömür gibi gözü olan bir kadın benim için daha güzeldir. çünkü mavi çok yapma duruyor diye düşünüyorum. kömür karası bocuk gibi gözleri olan bir kadın daha derinlikli ve güzel geliyor. kusursuz güzellik. düşündükçe dünya genelinin estetik yargılarına göre içinde çoğunlukla sarı saç barındırır. mesela afrodit tasvirlerine bakın tamamına yakını sarı saçlı olarak tanımlanmıştır. aslında az düzeyde rastlanılan bir durumken birden bütün insanların sarı saçlı olmayı istemesiyle yapay yollarla çoğu insan sarı saçlı olmuştur. işte ne kadar güzel olursan ol. doğallığı yitirince çoğu insanın gerçek güzelliğini kaybetmesine sebep olmuştur. evet sarı saçta böyle düşünüyorum fakat aynı olayı sarı saçlı birinin saçlarını siyaha boyaması olarak düşününce daha güzel olduğunu düşünüyorum. herkesin tersi bir durum yapması bende ister istemez onun ne kadar güzel olduğuna dair bir hissiyat yaratıyor. çünkü sarı saç artık yapay gelirken siyahlık doğallığı simgeler hale geldi ama bu bizim(benim) düşünce yapımızda olan bozulma ile hasıl oldu. birçok insan sarı saçlı birine mutlaka gerçek mi? sorusunu soruyor. oysa kızıllık ve siyahlık hakkında böyle düşünmüyoruz. peki neden sarı? benim görüşüm değerli ve tatlı olan şeylerin sarı olmasından kaynakladığı için oluyor. bal ve altın gibi. fark ettiyseniz bu maddelerin biri değerli bir maden diğeri tatlı ve yararlı bir gıda. işte onların böyle olması aynı zamanda onları güzel de kılıyor. işte burada kusur faktörünü işin içine dahil ediyorum mesela bütün altınlarını bir yardım kuruluşuna bağışlayan bir adam. yani maddiyata önem vermeyen kişi. toplum tarafından çoğu deli olarak adlandırılır ve kusurlu bulunur . halbuki yardım eden bu kişi kusurlu mudur? yoksa diğerlerinin yaptığı mı yanlıştır. yani benim görüşüm güzellik bunun gibi. ayrıca sarıyı güzel bulurken sadece kendi güzellik yargımıza göre değil. mutlaka dış dünyadaki güzelliklerden, maddiyattan ya da başka şeylerden yine yapay yollarla bir güzellik kavramı elde ediyoruz. doğruyu söylemek gerekirse misal benim siyah saçı güzel bulmam da yapay yollarla gerçekleşiyor. bu da saf güzellik var mıdır? kavramını doğuruyor. varsa nasıl anlayabiliriz. mesela cennete gittiğimizde ve tanrı'dan en güzel kadını dilediğimizde acaba nasıl bir güzellik göreceğiz? tanrı bizim düşünce yapımıza göre mi bir güzellik tasarlayacak. bilmiyorum ama boşuna tanrı dememişler. işte bu kadar ulu bir varlığın yani tanrı'nın güzellik anlayışı nedir? yani güzelliği içselleştirmeden söylüyorum. tanrı güzel bir kadın yaratırken nasıl bir kompozisyon çizer. tanrı'nın ölçüleri nedir? bilmiyorum. demek istediğim bir güzelliği düşünürken çok yetersiz kaldığımdır. ancak bir tanrı gibi insanüstü olsaydım bir kadının saf güzelliğini istediğim bir biçimde düşünebilirdim. peki acaba saflık gerçek güzellik midir? bilmiyorum. cindy mello bence de güzel ama biraz fazla güzel mi acaba? bence kate moss'tan daha güzel değil. acaba kate moss biraz fazla güzel mi? sanmıyorum. biraz fazla işin içine girince her şey karışıyor sanırım oysa güzel deyip geçinebilecek bir kadındır cindy mello. klişe konuşmak istemiyorum ama dış güzellik konusunda sağlıklı bir vücuda göre yargılamak kaidesiyle bir kişi ''bence'' derse yadırganmadan kabul edilmesi gerekli. peki güzellik gelip geçici mi? ölü biri güzel olabilir mi? nekrofiliden bahsetmiyorum tabii, çocuk yüzlü 25 yaşındaki bir kadını güzel bulurken sübyancı olmadığımız gibi. bence güzel kadın her yaş evresinde ayrı olarak kategori edilmeli. ölü birinin güzel olup olmaması da önemli değildir. sonuçta bir sürede yok olacak bir güzellikten bahsediyoruz. ozanımız karacaoğlan ''ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca.'' diyor. karacaoğlan burada ne tip güzellikten bahsediyor. karacaoğlan bu cümleyi sizin anladığınız anlamda kullanacak kadar odun bir adam değildi. benim düşüncem karacaoğlan bu mısrada ''güzel benim istediğim güzel olmadıkça'' gibi bir anlam çıkarıyor. şiirin anlam ve önemini geçiyorum. tabii karacaoğlan safi dış güzelliğe önem verecek kadar da odun bir adam değildi. benim düşündüğüm ise acaba karacaoğlan için dış güzellik neydi? sürekli güzeli arayan bu adam, aradığı güzeli ilk görüşte görseydi nasıl tanırdı? belki de aradığı güzeli bulmuştur ama karacaoğlan bir kadını sadece dış güzellik olarak görseydi onu nasıl güzel bulurdu. kara yağız bir anadolu delikanlısı, sazıyla sözüyle büyük bir şair ve hayatı boyunca güzelliği aramış bence bu adam yaşasaydı saf dış güzelliğin tanımını bize yapardı belki de dış güzellik ne lan it herifler deyip bize sağlam bir sopa çekerdi. aslında kafamızı karıştıran ''biraz fazla güzel olma'' durumu. kimden biraz daha fazla güzel.eğer türkiye'de bizim bilmediğimiz biri yoksa türkiye'deki kadınların hepsinden biraz fazla güzel. ama cindy mello'dan güzel kadınlar var. çünkü güzelliğin tarifinde pek sıkıntı yaratmamış biri. cindy mello nasıl güzel? diye bir soru sorsak biraz fazla güzel diye cevaplarız. velhasıl kelam öyle bir dış güzellik olmalı ki güzel diyebileceğimiz kadının şiirini tanrı yazabilmeli? bunun için güzellik aslında biraz imkansızlık mı? diye düşürüm hep.

    1969 yıkılma sakın
  • cindy mello kim diye baktım baya güzelmiş gerçekte de bize ne amk.