şükela:  tümü | bugün
  • brezilya da 1960larda italyan yeni gercekciliginden etkilenerek dogan bir akimdir. sosyal esitsizlik, yoksulluk gibi konulari ele alir. bu akimin en bilinen yonetmenlerinden biri icin (bkz: glauber rocha), bir baska brezilya film akimi icin (bkz: porn chanchada)
  • çıktığı topraklardaki agresif söylem, eylem ve görüntülerin yoğunluğu, aykırı renklerin varlığı, brezilya törelerinin, mitlerinin ve folklörünün kullanımıyla bu dönemdeki sinema akımlarından ayrılır. toplumdışı olarak nitelendirilen insanlar, tarihin sorgulaması, yoksulluk ve şiddet arasındaki ilişki sıkça ele alınan öykülerdir. akımın en önemli filmi glauber rocha nın deus e o diabo na terra do sol adlı filmidir. dilimize güneşin toprağında tanrı ve şeytan olarak çevrilmiştir.
  • anlatımda özgürlüğe ve bağımsızlığa dikkat çekilen, sosyal adaletsizliğin egemen olduğu coğrafyaların gerçeklerinin gözler önüne serildiği yeni sinema akımı. nelson pereira dos santos, glauber rocha ve guy guerra bu akımın önde gelen yönetmenleri arasındadır.
  • 3. dünya sineması olarak da bilinir * seyirciyle etkileşim halindedir. 1967'lerde dönemin ruhuna hakim olarak çıkan bu akım etnik özellikler taşıması yani her izleyenin aynı şekilde anlamaması sorunu başta olmak üzere çeşitli sorunlarla birlikte kısa sürmüştür.
  • ingilizler, hem yeni gerçekçilikten (neo realismo), hem de 1950’lerde ortaya çıkan fransız yeni dalgasından (nouvelle vague) etkilenerek gerçekçi bir tarzı benimseyen ve ülkelerinin sorunlarına değinmeyi amaçlayan "özgür sinema" hareketini başlattı.

    ikinci dünya savaşı'nın sarsıcılığı afrika'dan, güney amerika'ya dek geri bırakılmış tüm ülkelerin sinemalarında gerçekçi bakış açılarının kabul görmesine neden oldu. türk sinemasında da yeni gerçekçiliğin yankıları 1960'lı yıllarda ortaya çıkan sosyal gerçekçi sinemada ve 1970'lerin siyasi söylemi ile dikkati çeken sol eğilimli filmlerinde kendisini gösterdi. tüm bu etkilenmelerin en güçlü olanı brezilya'da filizlenen "cinema novo/yeni sinema" hareketi oldu.

    başlı başına bir akım olarak kabul gören yeni sinema, üçüncü dünya ülkelerinin yaşadığı ideolojik, ekonomik ve toplumsal sorunları, güncel veya geçmişe dönük öyküler ile anlatmayı, basit seyirlikler, "western"ler ve müzikaller ile uyutulmaya çalışılan kitleleri sarsmayı amaçladı; sinemanın özellikle sömürülen toplumları gerçekler ile yüzleştirmek için aktif biçimde kullanılabileceğini savundu.

    güney amerika sineması bir süredir bariz bir canlanma yaşıyordu. savaş nedeniyle pek çok muhalif sinemacı avrupa'dan göç etmek zorunda kalmıştı. bunların arasında hollywood'u tercih edip, popüler sinemada kendilerine yeni bir yol seçenler çoğunluktaydı. ama bir kısmı için hollywood'da film yapmak, başından beri savundukları değerlere ihanet etmek demekti ve memleketlerinden ayrılmaları zorunlu olduğunda meksika, brezilya, arjantin gibi ülkeleri tercih ettiler. rus sinemasının en önemli sanatçılarından sergei eisenstein, ispanyol sinemasının sıra dışı ismi luis bunuel, alman dışavurumculuğunun öncülerinden f.w. murnau, italyan sinemacı alberto cavalvanti bu isimler arasında sayılabilir.

    (bkz: ekspresyonizm)
    (bkz: #75147389)

    yeni sinema akımına biraz da coğrafi olarak bakalım. amerika keşfedildiğinde avrupa ülkelerinden çok sayıda göçmen bu yeni kıtaya yerleşmiş, özellikle güney amerika ülkeleri kuzeydekilerden çok daha uzun bir süre batılı ulusların sömürgesi olma konumundan kurtulamamıştı. brezilya 1822, arjantin 1816, peru 1826 yılında resmi olarak özgürlüğüne kavuşmuş olsa da, bu ülkeler üzerindeki baskı hiç bitmedi. avrupa sömürgeciliğinin yerini amerikan emperyalizmi aldı. latin amerika ülkelerinin içinde bulunduğu yoksulluk batı tarafından görmezden gelindiği gibi, kültürleri, sanatları ve yaşam biçimleri de her zaman egzotik bir izlence olarak algılandı.

    glauber rocha’nın öncülük ettiği yeni sinema akımının temel düşüncesi, sömürgecilerin sömürdükleri toplumların uğradığı haksızlığı, yaşadığı sefaleti, şiddet kullanılmaksızın anlayamayacağıydı. onların bu kayıtsız bakışını değiştirmenin tek yolu gerçekleri bütün sarsıcılığı ile göstermek, o ana kadar kendilerinden çok uzak bir dünyaya ait olduğunu düşünüp, sadece seyrettikleri bu durumu bir tokat gibi yüzlerine çarpmaktı.

    rocha'nın yanı sıra nelson pereira dos santos ve ruy guerra gibi isimlerin de içinde yer aldığı akım, ne kadar rahatsız edici olursa olsun latin amerika’nın gerçeklerini su yüzüne çıkarmayı hedefleyen, karanlık ve şiddet dolu filmler ile adını duyurdu. ancak son hesapta, bu isyankar ürünler bile sömürgeciler tarafından egzotik bir bakış açısıyla algılanmaktan kurtulamadı.

    yeni sinema, batılı eleştirmenler tarafından italyan yeni gerçekçiliği’nin bir uzantısı olarak değerlendirildi ve özgün amacı görmezden gelinmeye çalışıldı. tüm bunlara rağmen, latin amerikalı sinemacıların bu çıkışı, zaman geçtikçe anlam kazandı, 1960’ların sonlarında ortaya çıkan üçüncü sinema anlayışına zemin hazırlamaktan başka, sömürülen diğer üçüncü dünya ülkelerindeki sanatçılara da bir çıkış yolu gösterdi. rocha'nın "barravento (1962)", deus e o diabo na terra do sol (1964)" ve santos'un "boca de ouro (1963)" gibi filmleri, akımın en önemli örnekleri arasında yer aldı.

    yeni sinema hareketi, afrika ülkelerinde de etkili oldu. özellikle senegalli sinemacı ousmane sembene, ülkesinde hüküm süren sömürgeciliği kıyasıya eleştirdiği filmleri ile dünyaca ün kazandı. sinemaya 1963 yılında kısa filmler çekerek başlayan sanatçı, ustalık eserlerini 1970'lerde verdi. önemli filmleri arasında "la noire de... (1966)", "xala (1975)" ve "camp de thiaroye (1988)" sayılabilir.