şükela:  tümü | bugün
  • kadınların telefon numaralarını bir şekilde bulup onlara ısrarla mesaj gönderen hayvanevlatlarının varlığını biliyoruz. bunun taciz olduğunu da biliyoruz. neyse ki yargıtay da biliyor:

    "dosya kapsamına göre; katılanın okula gitmek için her gün kullandığı otobüs firmasında muavin olarak çalışan sanığın, katılanın cep telefonu numarasını, isim ve soyismini çalıştığı firmanın veri tabanından temin ederek katılana facebook adlı sosyal paylaşım sitesi aracılığla arkadaşlık teklifi görderdiği, katılanın ise bu teklifi reddetmesi nedeniyle katılana whatsapp uygulaması aracılığıyla mesaj atması sonrasında katılanın bu kez de uygulama ile sanığı engellemesi üzerine sanığın cep telefonundan 'amk ben sana insan gibi msj attım sen engelledin simdi numarani dagitmam mi senin' ve 'neyse siliyorum simdi numarani o göğüslerini gösteriyorsun ya millete yapma onu özgecan gibi almasinlar seni aşağıya' şeklinde mesaj attığı iddia ve kabul edilen olayda, sanığın sübut bulan eylemlerinin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, cinsel taciz, tehdit ve hakaret suçlarını oluşturduğuna ilişkin yerel mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir."

    yargıtay 12. ceza dairesi 2018/8349 e. 2019/8344 k.

    *
    sevgili kızlar, eğer böyle dallamalara rastlarsanız, etrafınızda "ya ne var canım engelle geç, kur yapıyor işte kendince allallaaaa..." diyenleri dinlemeyin. bu "ne var canım'lar" oldukça bu işler bitmez.

    neden bitmez? kadınların telefon numarasını bulup onlara mesaj atmayı kendine hak gören dallamalar ve bunu romantik bir şey sanan gerizekalılar yüzünden.

    o kadar çoklar ki.
  • sanırım bir insanın başka bir insana yapabileceği en iğrenç şeylerden biri bu.

    bu hareketin altında yatan sebepleri ben gerçekten anlayamıyorum. adam gündüz vakti, sokak ortasında büfeden bir şey almak için bekleyen insanın arkasından geçerken resmen popoyu şöyle bir yokluyor arkadaş!!! "noluyo lan?" diye etrafına bir bakıyosun, az ileride durmuş sana bakarak sırıtıyo. "yanlış mı anladım acaba?" falan diye düşünmene gerek bile yok, adam kasten gelmiş yapmış, yaptığıyla da övünür gibi geçmiş sana bakıyor yaa!

    yazılan diğer entry'lere de göz attım, neredeyse herkes aynı şeyi yazmış. tacize uğrayan olarak sen yerin dibine geçiyorsun, "acaba biri gördü mü, baktı mı, fark etti mi?" diye, yanına yaklaşan her adama potansiyel tacizci gözüyle bakmaya başlıyorsun, ama o ne yapıyor? eseriyle övünüyor.

    daha bitmedi.

    seni takibe alıyor. "allah'ından bul gerizekalı!" diye söylenip yoluna gittiğin halde adam arkandan gelmeye başlıyor. şu sıcak yaz günü soğuk terler döküp adımlarını hızlandırıyorsun. arkana da dönüp bakamıyorsun ki adam yanlış anlamasın "kuyruk sallıyormuş" gibi görünme diye. tam bir rezalet!

    sen karşıya geçiyosun, o da geçiyor, yolunu değiştiriyosun o da değiştiriyor, gidip desen ki "kardeşim sen ne yaptığını zannediyosun?" diye eminim üste çıkacak bir şey bulacak, hiç bulaşmak bile istemiyorsun. yüzüne bile bakmak istemiyorsun ki o suratsız herif hafızana daha fazla kazınmasın diye.

    "ya şimdi eve kadar gelirse, ya tekrar yanıma yaklaşırsa..." bu düşüncelerle aklına binbir türlü saçma sapan şey geliyor, üniformalı bir adam görüyosun, "gidip ona şikayet etsem mi?" diye bile düşünüyorsun. adam bir mağazanın güvenlik görevlisi!

    düşün artık çaresizliğini.

    endişeden gidip hiç işin olmadığı halde evin yakınlarındaki bir alışveriş merkezine giriyosun, yürüyen merdivenlerle en üst kata çıkıyosun, zigzaglar çizerek dolanıyosun, bir yandan da arkanı kolluyosun ve girdiğinden farklı bir kapıdan çıkıp eve doğru yürümeye başlıyorsun.

    ama nasıl bir psikolojiyse bu artık, eve gelene kadar hiç olmadık sokaklardan dolanıp 10 dakikalık yolu 30 dakikada yürüyosun ve tüm köşelerde yine arkana bakıyorsun.

    ne zaman ki atlattığını anlıyorsun, anahtarını çıkarıp giriyorsun evine.

    eğer devam etseydi farklı bir apartmana girmeyi bile geçirmiştim aklımdan...

    tecavüze uğrayan insanların psikolojisini düşünmek bile istemiyorum. nasıl olup da birilerine güvenebilir, birinin kendisine dokunmasına izin verebilir, hatta kendisine yaklaşmasından tedirgin olmayabilir ki?

    taciz, berbat bir şey. bunu yapan adam da su katılmamış bir -en hafif tâbirle- ruh hastasıdır.
  • dün gece başıma gelen olay.. yeeteeer diye bağırmak istiyorum artık, hepsinin kafasını kırana kadar betona geçirmek istiyorum. geçireyim ki acı ne demek anlasınlar.. bu hayvanların yaşamaya bile hakkı yok. dün gece yine yaşadım. daha önceki tacizlere bir yenisi daha eklendi. hem de taksim-bostancı dolmuşlarında. nezihtir ya hani bostancı tarafı.. hem de üstü başı son derece düzgün, para uzatırken son derece kibar konuşan 30-35 yaşlarında bir adam tarafından. ikinci oluyor bu aynı dolmuşta. daha önceki de işten çıkmış evine dönen takım elbiseli 40'lı yaşlarda bir adam. artık hiçbirinize güvenmiyorum, hepiniz midemi bulandırıyorsunuz. şu an bile bunları yazarken ellerimi titretiyorsanız eğer, en büyük acıları yaşamanızı dilerim. acıdan kıvranmanızı dilerim. dün gece uykularıma giren iğrenç adam. belki bunları okuyorsun bile.. eğer okuyorsan umarım başına çok büyük felaketler gelir. beni dolmuşun içinde sinirden kaskatı yapan, hemen dibimde şeyini sıvazlayıp duran bir taraftan da dizlerime bakıp duran, hatta ilerletip kalçama dokunmaya çalışan orospu çocuğu.. işte o an çok güçlü olmayı ve suratının ortasına dirseğimi indirmeyi hayal ediyordum ben. dolmuştan inip eve titrek bacaklarla gitmeme neden olan, bütün gece sinirden ağlatan, uyutmayan hayvan.. senin gibilerin de, senin gibileri yetiştiren anne-babanın da allah belasını versin. ta başından beri anlamadığımı mı sanıyorsun, gerizekalı mıyım ben görmüyorum ne yaptığını? diğer yanımda oturan hanımefendiye belli ettiğimde mi utandın da çekildin kenara.. iğrençsiniz, hepiniz iğrençsiniz..
    seneler önce tramvayda ayakta dikilirken hemen yanıbaşımda elini bol pantolonunun içine sokan iğrenç adam.. ve çevresinde hiçbir şey olmuyormuş gibi gözlerini kaçırmaya çalışan diğer bütün erkekler.. siz de en az o tacizciler kadar suçlusunuz. o kadar eziksiniz, o kadar zavallısınız ki, acıyorum hepinize.
    dilerim bana çocukluğumdan beri yaşattığınız tüm bu tacizlerin bedelini ödersiniz. ve dilerim bir gün ben de bu tacizler sırasında avazım çıktığı kadar bağırmayı, hatta o an elimde ne varsa geçirmeyi öğrenirim ve bir yerlerinizi kanatana kadar da durmam.
  • aslında anlaması hiç zor değil. ama ne kadar demogoji o kadar serbestiyet diye herhalde içinden çıkılamaz bir bulamaç haline getirilmek tercih ediliyor.

    ilkokul çocuğuna anlatır gibi anlatmayı deneyelim:

    cinsel taciz; karşındakinin sana rağmen sana bir şey yapmasıdır.
    sana rağmen; senin istememene rağmendir.
    sana yapmasıdır.
    seni hedef almasıdır.

    ayrıntının hiç önemi yok. sen istemiyorsan ve sana yapılıyorsa ve sen istemediğini belirtmene rağmen yapılıyorsa o tacizdir. cinsel içerikliyse, cinselliği hedef alıyorsa cinsel tacizdir.

    eğer sen sana sik fotoğrafı gösterilmesinden rahatsız değilsen taciz değildir. rahatsızsan tacizdir.
    eğer sen sana am fotoğrafı gösterilmesinden rahatsız değilsen taciz değildir. rahatsızsan tacizdir.
    eğer sen iş yerindeki herhangi birinin gözlerini sana dikip bakmasından rahatsız değilsen taciz değildir. rahatsızsan tacizdir.
    eğer sen sokakta yürürken sana laf atılmasından, ellenmekten rahatsız değilsen taciz değildir. rahatsızsan tacizdir.
    eğer sen seninle konuşan adamın gözlerini senin memelerine dikmesinden rahatsız değilsen taciz değildir. rahatsızsan tacizdir.

    taciz listesi olan, şunlar taciz şunlar değil denecek şeyler bütünü değil ki herkes allah ne verdiyse konuşup duruyor?? senin algınla, tamamen seninle ilgili bir şey. bir şeyin taciz olup olmadığını tamamen sen belirlersin. dolayısıyla "aa o taciz değil ki, bu taciz değil ki" diyen herkes bok yemektedir esasında.

    tacizin ardından ise ilk yapılması gereken şey elbette teşhirdir. yurdum mahkemelerine güvenip ona koşmak cesurluk, teşhir korkaklıktır gibi bir ayrım yapılamaz.

    cinsel tacizi teşhir etmek yurdumda öyle bir cesarettir ki, kaç gündür şu sözlük ortamında gördüğümüz gibi ahlakının, cesaretinin, kadınlığının, tahrik derecenin, karakterinin didik didik edilmesini göze almaktır. başka bilumum tacizin önünü açmaktır.

    herhangi bir tacizde kurbanın karakterini, geçmişini, seksüalitesini sorgulamak ise çirkinlikten bir adım öteye geçemez.
  • teyzem arıyor evden acilen çıkması lazım 3 yaşındaki kuzenimle kalmalıyım. beşiktaştan otobüse biniyorum karşıya geçmem gerek. iş çıkış saati, otobüs çok kalabalık, herkes sıkış sıkış ve kıpırdamadan ayakta durmaya çalışıyor. orta kapıya yakın bi yerdeyim. kış ayı. çok soğuk. üstümde bi kaban, atkı var. köprüde trafik sıkışıyor. milim milim gidiyoruz artık. bunalmış bi halde trafiğin açılmasını bekliyorum.
    birden sağ bacağımda bişiler hissediyorum. ama öyle kalabalık, öyle sıkışık ki emin olamıyorum ne olduğundan. eğilip bakabilecek kadar yer bile yok.
    başımı sağa zorlukla çeviriyorum. genç bir çocuk, benden biraz büyük belki.
    yüzündeki o iğrenç ifadeyi görüorum, iyice yaklaşıyor bana. vücudunu kalabalıktan da yararlanarak tamamen sağ bacağıma yaslıyor.
    nutkum tutuluyor, donakalıyorum.
    bunu yapıyor olamaz.
    kıpırdayamıyorum, nefesim kesiliyor konuşamıyorum
    tanımıyorum onu, kötü biri mi? bunu neden yapıyor? nasıl? neden?
    ama?
    sadece titriorum hala konuşamıyorum, şoktayım.
    gözlerimden sessizce yaşlar iniyor.
    sağa bakıyorum güçlükle, gözlerimdeki yaşları görünce ağzı anlayamadığım bi şekilde bükülüyor. dalga geçme, acıma?
    bilmiyorum
    bi adam sol taraftan tutuyor kolumdan sertce çekiyor beni.
    kardeşim siz böyle gelin diyor.
    çocuk hemen iniyor otobüsten.
    eve gidiorum.
    3 yaşındaki küçük kıza sarılıp ağlıyorum. gözlerimi siliyor.
    o kabanı bi daha asla giymiyorum.
  • geçen hafta otobüste maruz kaldığım, insana kendisini çok kötü hissettiren iğrenç olay.

    öncelikle belirtmek istiyorum ki her hareketten rahatsız olan, her şeyi taciz olarak nitelendiren ve tüm erkeklerin kendisini sikmek istediğini sanan bir kadın değilim. büyükşehirde yaşıyorum, otobüsler tıklım tıklım. dolayısıyla bir erkeğin bir kadına fazlaca yanaşmak zorunda kalması yahut yanlışlıkla değmesi falan o kalabalıkta olabilecek şeyler. bunun bilincindeyim ve daha önce bu tarz kazalar yaşadığımda asla çirkeflik yapıp karşımdaki insanı sapıklıkla suçlamadım. yani kısacası neyin taciz olup neyin olmadığını anlayacak zeka seviyesine ve olgunluğa çok şükür ki sahibim. bütün bunları göz önünde bulundurarak geçen hafta otobüste yaşadığım bu olayın bir yanlış anlaşılma olmadığının garantisini veriyorum. zaten olayın yanlış anlaşılacak bir yani yoktu zira amcanın biri bariz bir şekilde götümü avuçladı. abartmıyorum veya çarpıtmıyorum bildiğiniz avuçladı adam. hemen kendisine dönüp "ne yaptığınızı sanıyorsunuz, terbiyesiz!" diye bağırdım demek isterdim ama maalesef sesimi çıkartamadım ve sadece o kalabalıkta kendisinden uzaklaşabildiğim kadar uzaklaşmakla yetindim. kenara kayıp amcadan uzaklaştım ama bir yandan da bir şey yapmadığım ve sustuğum için kendime kızdım. sonra bu amcayı çaktırmadan izlemeye devam ettim ve bu sefer başka bir kızcağızı sıkıştırdığını fark edip iyice sinirlendim. çok şükür ki o kızcağız benim gibi pısırık çıkmadı ve amcaya bağırmaya başladı. onu duyunca kendisinden cesaret alarak ben de ağzıma geleni saymaya başladım. otobüs bir anda öyle karıştı ki şoför otobüsü durdurmak durumunda kaldı. ve biz de yaşadıklarımızı kendisine anlattık. otobüste tam bir karmaşa hakimdi. teyzeler kendi aralarında "kızları ellemiş sapık terbiyesiz adam cık cık" tarzı şeyler söylüyor, olayı anlamayanlar yanlarındakini dürtüp ne olmuş diye soruyor bazı erkekler de ellerine hakim olamayan tacizci amcanın üzerine yürüyordu. sonra herkes ortak bir paydada buluştu ve diğer konuşmalar yerini "atın bu adamı otobüsten" sözlerine bıraktı. işte tam o sırada arkalardan bir ses duyuldu. orospu çocuğunun biri "iki tane eksik eteğin sözüne inanıp adamı otobüsten mi atıcaksınız? sür hemşerim otobüsü gidelim" dedi. tam olarak böyle söyledi, hatırlıyorum çünkü çok kanıma dokundu bu laflar. sonra ben kendisine "tacize uğrayanlar kendi karın veya kızın olsaydı böyle konuşamazdın ama" dedim. ve adamcağız haklı olarak benim gibi bir eksik eteğin sözlerine cevap vermeye tenezzül etmedi. sonuç olarak tacizci amca otobüsten indirildi ancak o adama kimse bir şey söylemedi. haklıydı çünkü. açık açık söylemeseler de çoğunun düşüncesi buydu. suç bendeydi, eksik eteğin biriydim ve tacizi hak etmiştim. ben evimde dizimi kırıp oturacağıma, evlenip çoluk çocuk yapacağıma, evde kocamı bekleyeceğime baba evinden kalkmış taa ankaralara gelmiştim. ne için? okumak için. ve yine ben utanmamış, akşamın o saatinde dersten çıkıp otobüse binmiştim. üstelik bütün bu yaptıklarımla da yetinmemiş ve kot pantolonumun üzerine kalçalarımı örtecek uzun bir şey giymek yerine normal bir kazak giyerek dedem yaşındaki (20 yaşındayım ve amca 60 yaşının üzerindeydi. yani babam yaşında bile diyemiyorum resmen dedem yaşındaydı) adamı zorla tahrik etmiş, kuruk sallamış, adeta gel beni elle demiştim.

    evet, ne yazık ki ülkemizde tacize/tecavüze maruz kalan kadınlara bakış açısı bu. sorun hiç tanımadığı bir genç kadını hiç çekinmeden "eksik etek" diye yaftalayan bu adamların çarpık zihniyeti değil, sorun utanmadan çocuğu/torunu yaşındaki kızları elleyen adamlarda değil. sorun bizde, kadınlarda. kuyruk sallıyor, davet ediyor, tahrik ediyoruz. okuyor, sokağa çıkıyor, otobüse biniyoruz. sonra tacize uğrayınca da mağrudum diye ortalarda dolayışıyoruz. soruyorum size? o saatte o dolu otobüste işim neydi? kaşınmışım besbelli.
  • okula ilk başladığım yıldı. dedemler ev yaptırıyor bir yakın komşumuzda yardım ediyordu.kömürlük gibi evin altındaki yerde harç falan yapıyorlardı. bir ara dedemin işi çıktı.dedem gidince onu altı çıplak benim çamaşırlarımı çıkarmaya çalıştığını hatırlıyorum.ayrıntıları yine de anlatamam bana daha neler yaşattığını çünkü hala o günü yaşıyor ve o ruh halindeyken ölmek istiyorum.
    sonra rabbimin hikmeti dedem bir şeyi o kömürlükte unutmuş. o anda aşağıya doğru seslendi ve aşağılık beni bırakmak zorunda kaldı. sonra dedeme geleyim seninle dedim beni götürdü. bu aşağılık beni bir daha gördüğünde birine söylersen seni öldürürüm demişti. üstelik henüz dört beş aylık bir bebeği vardı. sonra dedem acaba birşey mi gördü noldu anlamadım, o adamla saçma sapan bir kavga etmiş bir daha da hiçbir zaman evimize sokmamıştı. yıllar sonra adamın kayın pederi kızına bunun çocukları taciz ettiğini söylemiş sonra kız inanmamış ve babasını akıl hastanesine kapattırmıştı bir süre.

    yirmi yıldır içimde tuttuğum, gençliğimi sorunlu olarak geçirdiğim ve kimseye anlatamadığım iğrenç olaydır bu. hala yolda düzgün yürüyemiyorum, yürürken on adımda bir arkama bakıyorum, etrafımda biri bana bakıyor mu diye araştırıyorum, yanımda bıçak ve biber gazı taşıyorum. o kadar yıkıcı oldu ki asansörde bile bir erkek komşumla iki kişi çıkacaksak ben bir şey unuttum deyip binemiyorum. asla içeride erkek olan bir eve girmiyorum. eşim kazayla aniden beni çağırır veya dürterse çığlık atıp saatlerce ağlıyorum. ya bir de dedem olmasaydı?
  • bi erkek olarak kadinin taciz sirasindaki hissiyatini, fikriyatini tam olarak anlayabilcegimi sanmiyorum. ama az cok empati yapmami saglayan söyle bi olay yasadim, nedense tacizi hatirlatti, magdur gibi hissettirdi:

    otobüste koreli bi arkadasla okuldan dönüyoruz. koltuk sikintisindan o en arkada bense cam dibindeki yanlama koltuklardan birindeyim. dersler falan mevzu bahis. ben bi seyler anlatiyorum, ama bu sirada oturumum itibariyle ona degil ileriye bakiyorum, eleman beni profilden görücek bi konumda. neyse konusmanin ortalarinda bunun burnunu karistirdigini fark ettim, ama dönüp bakmadim, anlatmaya devam ettim. derken bu pezevenk "ahaha olur mu öyle" gibilerinden abes bi tepki verip omzumu tuttu. resmen elini paltoma sildi. ne yapicagimi bilemedim. kafami cevirip omzuma bakmak icin yanip tutusuyorum ama eleman mahcup duruma düsmesin diye de yapamiyorum. burasi tam da kadinlarin hem magdur olup hem ses cikaramama durumuna denk geliyor. evet, magdur benim, dönüp "nabiyon lan ibne, kendi üstüne silsene sümügünü" demem lazim ama o mizacta bi insan degilim. demek ki kadin olsam ve otobüste fortlansam sesimi cikaramiycam, en iyi ihtimalle ilk durakte inicem. aklim hala omzumda ama bi tepki veremiyorum. tutup omzumu onun üstüne sürtüp temizliycek yasta da degilim artik. sadece susup sineye cekiyorum. sonra otobüsten inene kadar kendimi tuttum ve inerken hemen omzuma baktim. ama bi sey göremedim, kurudu mu neyse artik.

    her ne kadar cinsel tacizle bir tutulamazsa da olayin halet-i ruhiyesi, giris gelisme kompzisyonu asagi yukari böyle olsa gerek. simdi bu tecrübemden kadinlara verebilecegim tek ögüt tae kwon do falan ögrenmeleri, döner tekmelerini saglam tutmalaridir. öptüm byes
  • türkiye'deki kadınların %90'ının maruz kaldığı hayvanlık hali.

    bir erkek olarak erkek beyninin nasıl çalıştığını, dinamiklerini gayet iyi biliyorum.
    bu nedenledir ki insan ister istemez etrafındaki sevdiği kadınlara daha fazla sahip çıkma eğilimine gidiyor.

    tabii bu durum çok yüksek ihtimalle asla ama asla kadınlar tarafından anlaşılmıyor, muhtemelen anlaşılmayacak.

    ben bir kadına asla ama asla 'bir erkeğe güvenme, gerçekten tanımadan asla ama asla arkadaşın olarak belleme' desem anlamayacak, zannedecek ki kıskancım yahut güvenim az.

    hayır amına koyayım, değil işte.

    ben biliyorum karşı tarafın ne zıkkım olduğunu... işte bu nedenledir ki gereksiz yılışıklığa, gereksiz samimiyete gıcık oluyorum. bu tarz insanları bir kaşık suda boğasım geliyor... kaçasım geliyor.

    çünkü biliyorum ki siz nasıl bir insan olursanız olun karşınızdaki erkek sizi bir noktadan sonra sadece bir delik olarak algılamaya başlıyor; siz bir deliksiniz.
    onun bakış açısı böyle olacak, ne olursa olsun!

    ancak bunu kadına asla izah edemiyorsunuz; illa ki gidiyor sizin ilk görüşte nasıl bir orospu çocuğu olduğunu anladığınız adamı arkadaş belliyor. siz biliyorsunuz ki o herif kadının olmadığı daha erkek kokulu bir ortamda gerçek kimliğini ifşa edecek; tam bir orospu çocuğu gibi davranacak, biliyorsunuz. çünkü çok gördünüz etrafınızda bunlardan.

    ama anlatamıyorsunuz, anlatamayacaksınız, anlamayacaklar. sonra da gelip "taciiiz taciiiz" diye ağlarlar.

    güvenme, yakın olma... boşa konuşuyorum biliyorum.

    bu algıyı kıramayacağımı da biliyorum zira muhtemelen kadın, erkeği kadın gibi görüyor. etrafındaki kadınlara nasıl bakıyorsa arkadaş bellediği erkeğe de öyle bakıyor. ancak erkek öyle değil. erkek bütün gücünü cinsel organından ve cinselliğinden alan bir varlık. ve dahası toplum da bunu destekliyor.

    neyse... topluma giremeyeceğim.

    diyeceğim odur ki erkekten dost olmaz sayın kadın. yakın etmeyeceksin kendine mesafeni bileceksin.

    yine de anlamayacaksın biliyorum... beni geri kafalı göreceksin farkındayım.

    ancak burası türkiye... keşke sen de bunun farkına varsan da o etrafındaki yaratıkları uzaklaştırsan...

    edit: bana inanmayanlar çıkabilir. inanmıyorsanız "bu adam öyle biri değil!" dediğiniz kişiyi test edin. bir kereliğine çeşitli imalar içeren mesaj atın, ne bileyim davranışınızı biraz değiştirin bakın neler olacak!
  • gencim.

    yaz tatillerimi kuyruklarda gecirerek degerlendiriyorum. firinla ilgili odemelerin kuyruklari bu. o zamanlar, simdi oldugu gibi odemeler "bir tikla" halledilmiyor. heralde firin pek iyi durumda degil o donem. her odemeyi mumkun olan en son gunde yapiyoruz. elektrik gibi faturalarda sorun degil, herkesin son odeme gunu farkli. ama sigorta, bagkur ya tasit pulu oyle mi? herkesin son odeme gunu ayni. sabahin korunde gidip kuyruklara giriyorum abartisiz yuzlerce kisi ile birlikte. gunun ilerleyen saatlerinde binler oluyoruz. muthis kalabalik, muthis bir bekleme hali. o kafamla o kuyruklarda hayati sorguluyorum. teoriler uretiyorum: misal, bir odemeyi atlayacagiz ve bundan sonra her odemeyi son gun degil bir sonraki gun yani ilk gun yapacagiz. boylece kimsecikler olmayacak giselerin onunde. nasil?

    yine odeme gunlerinden biri. is bankasi uskudar subesindeyim. icerisi tiklim tiklim. (o zamanki) subeyi avucumun ici gibi biliyorum. tecrubeliyim. kapinin hemen arkasinda bir kalorifer petegi var, orayi goremez bir insan ilk bakista. hemen oraya gidip oturuyorum petegin uzerine. biliyorum saatlerce bekleyecegim cunku. ayakta durmak istemiyorum onca zaman. oturuyor da sayilmam aslinda. kalorifer petegi bir koltuga gorece yuksek oldugu icin ayakta durmakla oturmak arasindayim.

    banka gittikce kalabaliklasiyor. zaman gecmek bilmiyor. dusuncelere daliyorum. beklemeye son verecek super teoriler uretiyorum ekonomiye dair. bankadayim ama bankada degilim. siranin bana gelmesine de cok oldugu icin dusler alemindeyim.

    hemen onumde ayakta duran, yirmili yaslarin sonlarinda gibi gorunen, adamin ne ara oraya geldigini farketmiyorum bile. profilden goruyorum onu. fakrli yonlere yonelmis durumdayiz. o tam da bacaklarimin arasinda konuslanmis gibi. otursa sol dizime oturacak yani. kalabalik yuzunden bana o kadar da yakin durmasini sorgulamiyorum.

    o kadar yakin ki bana, ve oyle konuslanmis ki, bir sure sonra, serbest salinimdaki sag eli yanlislikla kasiklarima degiyor! sanirim tam da o ara/vesileyle 'pardon' diyerek lafa giriyor zaten.

    normalde iletisim kurmayacagim biri gibi gorunuyor ve konusuyor. soylediklerini gecistirerek muhabbeti baslamadan bitirme niyetindeyim. nereli oldugumu soruyor, istanbul'u bir yanit olarak kabul etmiyor, atalarimin nereden geldigini ogrenip benim de orali olduguma kanaat getiriyor.

    eli, yine serbest, yanlis yerlere degiyor ile degmiyor arasinda saliniyor. bu arada bana konusuyor. ne hareketlerini ne de soylediklerini nasil yorumlamam gerektigini kestiremiyorum. askerde, imalarla, benim atalarimin geldigi sehirin insanlarinin, onun atalarinin geldigi sehrin insanlarini becerdigini soyluyor sanirim. memleketciligin boylesine de ne o gunden once rastlamistim ne de o gunden sonra rastlamak mumkun oldu.

    bunu bir cinsel taciz olarak yorumlayamiyorum henuz. hem, cinsel tacizin nedense kadinlara yonelik bir eylem oldugunu dusunuyorum. hem de, kisisel olarak tecrube etmesem de, erkek cocuk uzerinde "amcana pipini göster oğlum" zihniyetinin hakim oldugu, el sakasinin normal oldugu, kisisel alanin ise mumkun degil var olmadigi bir toplumda buyumekteyim.

    ben bunlari dusunedurayim, o el serbest salinimdan serbest avuclamaya dogru meyletmeye basliyor. ceketimin cebinde walkman var. walkman'i kasiklarimin uzerine getiriyorum (walkman'in simdiki muzik calarlar gibi kucuk olmamasinin tek faydasi da bu olay vesilesiyle ortaya cikti sanirim). artik yanlislikla beni avuclamaktaysa, walkman buna engel olur, diyorum.

    ama hayir.

    o an kalkiyorum oturdugum yerden disari cikiyorum saskin bir halde. bir iki derin nefes aldiktan sonra adamin hemen arkamda oldugunu farkediyorum. benim ardimdan o da disariya cikmis. artik endiselenmeye basliyorum. bana, imali bir sekilde, 'buralarda rahat bir tuvalet var mi?' diye soruyor.

    - bilmiyorum.

    seri adimlarla uzaklasiyorum arkama bakmadan.