şükela:  tümü | bugün
  • cinsel tercih lafinin yerini almasi gereken bir ifadedir. insanlarin cinselliklerini form doldurarak secmedigini, bu egilimlerin kisinin dogasindan geldigini belirtir. kimseye "cinselliginizi nasil tercih edersiniz?" diye bir soru sorulmaz.
  • cinsel kimlik geliştirirlerken adem oğullarıyla, havva kızlarının geçtiği süreçlerden birinin adı.
  • kişinin toplum içinde kendi cinsiyetini yargılaması ve buna bağlı olarak kendisiyle barışık olduğu/olacağı bir cinsiyetin ereklerine uymasıdır. günümüzde iki çeşit cinsiyet olması gerekirken bunlara bir üçüncüsü daha eklenip, her iki cinsiyetin ereklerinden parça parça alarak karma yapan (karma yapmak) cinsiyettir. evet, üçüncüsü demek yerinde olur, çünkü lezbiyeni, gayı, homoseksüeli, vs. hepsi de kendi cinsiyeti içerisinde başka cinsiyetlere ilgi duymaları gerekirken, bulunduğu dairenin dışına çıkamamışlar ve karşı cinsle yapılacak türlü uğraşları (ortak yaşama, cinsel ilişki, günlük ihtiyaçlar...) birbirleriyle paylaşmışlardır. doğrusu sosyal ilişkilerde insanların üzerine yüklenen yaptırım olan cinsiyet aslında kişinin kendi tercihidir. toplum içerisinde neye, nasıl yaşadığına ve ne şekilde icraatlarda bulunduğuna göre kişiler başka cinsiyetlere kayarlar. hepsinin üzerinde kafamı karıştıran bir soru var ki?...
    insanlar doğuştan kız/erkek olarak doğar, homoseksüel, gay, lezbiyen olarak doğar mı? doğmazsa bu kişileri bu cinsiyet dışı ya da üçüncü tür cinsiyete yönlendiren nedenler karşı cinsel isteklerin tam olarak tatmine ulaşmadığından mı oluyor?...
  • anayasanın eşitlik maddesine dahil edilmelidir.
    (bkz: #11278394)
  • cinsel yönelim ile cinsel kimliklerin en çok karıştığı nokta ise;

    eveeet açıklıyorum, evet hazır mısınızzzz

    ve;

    gizli eşcinselliktir.

    erkekler arası yaşanan eşcinsel ilişkide aktif rolu üslenen taraf kimi zaman eşcinsel olduğunu kabul etmez. ya da çoğu zaman transeksüel zannettiğiniz seks işçilerinin çoğu cinsiyet dönüşümünü tamamlamamış ya da başka bir deyişle biyolojik cinsiyeti erkek olmasına rağmen; kılık kıyafet, makyaj ile karşı cinsiyetin kılığına bürünerek cinsel rol olarak kadın rolunu üstlenmiş erkeklerden oluşur ki toplumdaki gizli eşcinselliğin kendini kamüfule çabalarına destek olur. kadın kılığında pasif role bürünen bir kadınla -aslında bildiğini erkek- beraber olan erkek kendini eşcinsel olarak kabul etmez ve dolapta sakin sakin ikiyüzlü yaşatısını daim ettirir.

    ve tabi eklemek gerekir ki; tüm bu kavram karmaşası aslında toplumsal cinsiyet canavarı devamlı güreş tutmaktadır. siz toplumda iki cinsiyet vardır; kadın ve erkek ve üreme için şöyle sevişmeli, şöyle rollere bağlı davranmalı diye dikte ederseniz; insanın içinden gelen ve her insanın kendi doğalına sınırlamalar koymaya kalkarsanız insaları duygusal olarak sakatlamaktan başka bir şey yapmazsınız.

    biyolojik cinsiyet değişir mi ? hayır değişmez zira insan kromozonları değişmez ama günümüzde modifiye edilebiliyor. cinsel kimlikler; belki en eğlencelisi. drag queen ile drag kingleri keyif ile izliyoruz. huysuz virjin'i sevmeyeniz var mı ? aman sakın karıştırmayın cinsel yönelimle ! erkek kılığındaki bir kadın kadınlara ilgi duyabileceği gibi erkeklere de ilgi duyabilir. üstelik düşünmek bile eğlenceli ne dersiniz ? aman sakın butch'larla karıştırmayın travestileri !

    ve unutmamak lazım ki; cinsel yönelim değiştirilemeyen bir şeydir. hayatınız boyunca erkekleri arzulamış ama birine bile elini sürmemiş, karısı ve çocukları olan bir erkek olabilirsiniz ama durum sizin eşcinsel (ya da biseksüel) olmadığınız anlamına asla gelmez. zira her şey kafanızda bitiyor ve cinsel perhiz ne yazık ki bastırmadan ibarettir.

    o yüzden iyisi mi siz kafanızı bunlara takmayın, yetişkinler arasında rıza - hayır rıza değil keyifle, tutkuyla- ile olduktan sonra ben dahil üçüncü kişilere sadece bok yemek düşer.
  • ekşi sözlükdeki istatistikler merakımdan dolayı hakkında anket açtığım şey.
    http://sites.eksiduyuru.com/anket/poll.php?id=2177
  • "cinsel yönelim" ve "cinsel tercih" kullanımlarının farklı kavramları tanımlaması gerekiyor. kaba bir, "cinsel tercih değil, cinsel yönelim. çünkü bu bir tercih değildir. kişi cinselliğine karar veremez." söylemini öncelikle eşcinsellerin yadırgaması ve reddetmesi gerektiğine inanıyorum. evet, karşıcinsellik ve eşcinsellik aynı zamanda birer cinsel tercihtir. neye daha eğilimli olduğumuzun bizim seçimimiz olmaması bunu değiştirmez. çünkü hem zaten gönlünün kaydığını seçmek de bir tercihtir, tercih hemen hiçbir zaman 50/50'lik meyletme skalalarında olmaz, size hitap edeni yeğlemek de bir tercih olacaktır, hem de kişi gayet akılcı, doğrulanabilir ve kişisel kıstaslara dayanarak daha az eğilimli olduğu cinselliği yeğleyebilir. dik duran bir eşcinsel şunu diyebilmeli. "benim cinselliğimin meşruluğunu sağlayan, elimde olmaması değil, aksine elimde olması. evet bu bir tercih, ve sen buna bir tercih oluşuyla saygı duymak zorundasın." aslında karşıcinsel eğilimleri daha kuvvetli olan, ama daha oturaklı ve güvenli bulduğu için eşcinsel yaşamayı yeğlemiş bir kadını kınamaya hakkımız olur muydu?

    pek çok dilde, eşcinsellik-karşıcinsellik bilgisini vermeksizin hangi cinse yönelindiğini bildiren sıfatların eksikliğini çektiğimizi sanıyorum. bu en azından türkçe'de böyle. bunun için de buradan bu ihtiyacı karşılamaya aday iki sözcük öneriyorum. diyorum ki, cinsiyetten bağımsız olarak, kadınlarla ilgilenen insanlar kendilerini kadıncıl, erkeklerle ilgilenen insanlarsa kendilerini erkekçil olarak da tanımlayabilmeli. "ben kadınlardan hoşlanıyorum" ya da "ben erkeklere ilgi duyuyorum"dansa, "ben kadıncılım" ve "ben erkekçilim"i daha akıcı buluyorum.
  • kişi doğumuyla birlikte ergenliğine kadar geçen sürede yönelim olarak sayılan kalıplardaki seksüel kimliklerden birini kendine kimlik olarak ediniyor. zaten sistem, kendini devamlı bir kimlik üretme ve bu kimlikler üzerinden insanları şekillendirme ve ayrıştırma üzerine kurguladığından, kalıplaşmış ve sınırları çizilmiş bu kategoriler üzerinden iktidar yeni "ötekiler" ve aynı zamanda topluma örnek göstereceği "özneler" yaratıyor.

    sistemin özellikle inşa ettiği, topluma bir gerçeklikmiş gibi sunduğu bu "ayrıştırma" kategorileri ve devamında da kişilerin bu kategorileri kimlik edinme ve o kimlikler etrafında kendini "şekillendirme" süreci başarıyla son buluyor. kişi, hayatını yaşam tarzını sistemin dayattığı onun için belirlediği bir "kimliğe" göre şekillendirmeye ve oluşturmaya başlıyor.
    kişi kendine ayrıştırıcı referanslarla belirlenmiş bir yaşam alanı yaratıyor ve devamında da fark etmeden "sınırlarını", sistemin istediği yönde kendi kendine adeta "dikte ettiriyor". doğa ne kadar dinamik bir yapıdaysa kişi sistemin kurgusu içinde gerçekliğine ters statik değerlerle kendini kodluyor.
    "ağırlıklı" yönelimini "kimliği haline getiriyor. böylece kişi sisteme iktidarının devamı ve bunun yanında yeni özneler ve ötekiler yaratma noktasında bir koz daha vermiş oluyor.