*

şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sahibi genellikle erkek cinsiyetli olan kişilerin zihniyetidir. bu zihniyetini ve düşünce yapısını açıklık ve dürüstlükle ortaya koyan müstesna şahsiyetler bu şekilde kendilerini; içeriğinde sevgi, özlem ve duygu olmayan tekil bir eylemin baş kahramanı varsayarlar. birlikte oldukları kadının varlığını küçümsedikçe, delikanlılığın kitabına bir satır daha yazdıkları gibi bir hisse kapılırlar. bu şekilde kendi dünyaya geliş sebeplerini, varlıklarının baş kahramanları olan anne ve babalarını da "veren" ve "alan" bireyler olarak tanımlamış olsalar da, bunu fark edemeyecek kadar böndürler. "her sevgilim bir kere versin ama karım bakire olsun" arayışlı ilişkileri sonunda velev ki bir karıları olursa, -ki olur ne yazık ki- kendi deyişleriyle bu kadıncağızın kendilerine verdiği bir günün ertesinde baba olurlar. hazin bir hayat hikayeleri yoktur aslında ama hazin hikayesi olan bir kadının kocası olurlar muhtemelen. "pipini göster amcaya oğlum" içerikli söylemlerin yapıldığı evlerden çıkmış bu güruh, ömrü boyunca göstermeye meyillidir velhasıl kelâm. kim daha çok kadınla mercimeği fırına verirse daha erkektir, kim daha öteye işer gibi değişik yarışlar da yaparlar. bu yarışları yaparken, farkında olmadan kendilerini de toplum içinde teşhir ederler. zihniyet ve düşüncenin yapısı, söylemlerinde kullandıkları kelimelerle ortaya çıkıverir de biz de kendilerini tek tek seçiveririz onca kalabalık içinden.
  • ilişkide "veren" tarafın kadın, "alan" tarafın da erkek olduğunu varsayan zihniyettir aynı zamanda. cinselliğin bir ihtiyaç olduğu yadsınmaz bir gerçek olsa da; bu ihtiyacın hem kadın, hem de erkek için söz konusu olduğu da aynı şekilde yadsınmaması gereken bir gerçektir. bunun aksini iddia eden zaten dombili ve taocudur lâkin, eğer ve velev ki romantizm dışında bir birliktelik var da, her iki taraf da salt ihtiyaç giderme çabasıyla birlikte oluyorsa, bu durumda verildiği söylenilen şey her ne ise; ilişkinin erkek tarafı için kadının, kadın tarafı için de erkeğin o şeyi verdiğinin kabulü gerekir. zira bir şeyi veren, bunun karşılığında bir şey alıyorsa; hem veriyor ve hem de alıyordur. bu durumda kadınlar için erkeklerin de birer "verici" olduğu konusundaki düşünce hiç sakat değildir. sevgilerimle.
  • maalesef tüm dünyada var olmakla beraber, türkiye'de iyice vahim noktalarda bulunan, toplumun özellikle erkek kesiminin büyük kısmının sahip olduğu düşüncedir.
    bu zihniyetteki erkekleri ele alacak olursak; bunlar genellikle kızları çeşitli kategorilere göre sınıflandırırlar. söz gelimi;

    a) sevgili -> "ya ben onu öyle değil yani seviyorum anladın mı onu öyle görmüyorum" (bkz: insan insanı siker mi mantığı) bu tip kızlarla en fazla öpüşülür. gereksiz yere kavga edilir. kapris dinlenir. 14 şubat'ta hediyeler alınır. yanında yapmacık olunur. küfür edilmez. ayrılınır.
    b) kaşar manita -> "olum kız çok azmış hemen verir lan ehehe" bu kızla ilk buluşmada en az öpüşülür. 2.gün münasip bölgelere temas edilir. 3.gün oral seks yapılır. 10.gün yatılır. kız verir. erkek alır.
    c) evlenilecek kız -> "ya kız çok namuslu* 2 aydır çıkıyoruz daha elini bile tutamadım keşke 30 yaşındayken karşıma çıksaydı, valla tam evlenilecek kız" bu kızla bir bok yapılmaz. evlenilir. boy boy çocuk dizilir. (her sevgilim bir kere versin ama karım bakire olsun)

    erkekleri bu kadar dibe batırırken kızların da bu anlayışın oluşmasındaki payını incelememiz gerekir. "ayy bu tatilde kesin birine vericeeem" şeklinde cümleler kuran nemfomanyak insanlar* varoldukça erkekler de verileni elbette büyük bir hazla kabul ederler. kaldı ki kızlarımız ne akla hizmetse yer yüzündeki tek kuku kendisindeymiş gibi davranıp, onu ölesiye koruyup, sevgilileriyle anal seks yapıp, kocalarının beyaz çarşafına tertemiz yatarlar.

    bu iğrenç ikiyüzlülük sürdükçe cinselliği kimse başka türlü algılayamaz maalesef.
    (bkz: türkiye'deki cinsellik ikiyüzlülüğü)
  • cinselligin bastirilmis, tabu olmasinin olusan tanimlarda katkisini gozardi etmemek gerek. bireyin cinselligi nadiren yasamasi ve buna kendince buyuk anlam yuklemesi sonucu artik kadinlar, nasil ki cizgi filmlerde kurtlar icin tavuklar bir yemek olarak gozukuyorsa, burada da bu kadinlar saf cinsel organindan olusmus mutant gibidir bu guzide yurdum insanlarinin gozunde. ister istemez tek dusuncesi kadinin istegine bagli gelisicek olan cinselliktir. her türlü insani duygularindan yoksunlasan, hayvani durtulerle basbasa kalan insan, izin verecek mi vermeyecek mi derken veren kadin vermeyen kadin olarak son bulur hadise.

    bu yüzden, saf güzel kadin olmak basli basina butun kapilari acan bir anahtar olabiliyor ülkede. sadece 'vermesi' secmek icin bir neden olabiliyor. elbette bu yaklasimlar kadin kismini da harekete gecirmistir. misal, cinsel iliskiye girmis olmak 'fedakarlik' olarak adlanadirilabiliyor. sanki erkek sevisiyor kadin iskence cekiyor. eh, pek tabi ki evlenmeden once cinsel iliski yasamayi tercih eden kadinin toplum ici iliskilerinde belirli bir bedeli odedigini da dusunursek, -cehennemde yanmanin,gunahin ivirin zivirin disinda olan bedellerdir bunlar- dogal getirisi olarak 'vermek' 'sunmak' ve turk filmlerinin en dandik diyaloglarinin 'bana sahip oldu' 'onun oldum' dogmasina sebeb olmustur.

    gelismis toplumlarda da bu ve benzeri terimler mevcuttur. gunde bes ogun sevisen siyak irka mensup insanlarda daha da bi coktur vermek, almak mevzusu. daha cok becermek olarak cevrilmistir turkcemize. ufak bir ayrim soz konusudur burada; verdin/vermedin ayrimi yoktur. becermek, iliskiye girmektir. kotudur, anlamsizdir lakin iliskiye girecegi kiza veren/alan olarak bakilmaz. zaten her iliskiye girdigi bu insanlarin deyimiyle 'veriyordur'. benimle cikar mi cikmaz mi'nin anlami verir mi vermez mi olarak degistirilmistir. her ikisinin de ortak paydasi olarak iliskide gelinen noktanin anlamsizligidir. her sey taskinliginda anlamsizlasirmis. iliski yasamayarak, kendi icinde buyuttugu cinselligin anlamsizlasma noktasina gelmesi ile surekli yasayan insanin bir sure sonra ayni noktaya gelmesi. baudrillard, taskinliginda anlamsizlasmayi orneklerken; cinselligin pornoda anlamsizlasmasi ornegini verir. bu tarafta gelinen nokta da budur.
  • (bkz: bas konuş)
  • oyuncaklarını paylaşmayı bilmeyen, öğrenmemiş zihniyet ki bunlar da insan evladıdır..