şükela:  tümü | bugün
  • samanyolu galaksisinde yer alan alelade bir yıldız sistemine bağlı olan gezegenlerin birinde üzerinde tartışılan bir düşünce. söz konusu düşüncenin temeli, evreni yarattıktan sonra dikkatle izleyen ve herkesi adaletle yargılayan bir tanrının varlığıyla paralel eksende irdelenir.

    hakikaten de ilginç bir tanrı'dır bu. yaşı 14 milyara varan bir evren tasarlamış ve yaratmıştır. yüz milyarlarca galaksi içerir bu evren. süpernovalarla, karadeliklerle, makro evrene dair bildiğimiz her şeyin takla attığı çılgın enerji formlarıyla biçimlenen sınırsız bir evren. büyük bir patlamayla genişlemeye başlayan ancak nerede ve nasıl duracağını kimsenin kestiremediği bir evren.

    lakin tanrı'nın derdi bu değildir. aralarında nikah bağı olmamasına rağmen sevişen bir dünya çifti tanrı'nın canını pek fena sıkar. yumruklarını sıkar ve "gününüzü göreceksiniz" der. insan matematiğini anlamsız ve aciz kılan sayıların hükmünde şekillenen bir evren o kadar da önemli değil. önemli olan yegane şey, henüz evlenmemiş olan, taş çatlasa 90 sene yaşayacak iki karbon yığınının, iki organik gelip geçici varlığın, hormonlarına kulak vererek ateşli bir gece geçirmiş olmalarıdır.

    alem adam şu tanrı doğrusu.
  • zinanın günah olması olarak tanımlansa daha doğru olacak söz öbeği.

    islam= allah'a teslimiyet anlamına gelir. ben çok okudum. kuran, tefsir meal. sanırım yapılmış tüm meal ve çevirileri okudum. keza tevrat ve incil'i de.

    kuran'da hemen hemen her surenin sonunda şöyle bir soru sorar:

    "hala okumaz mısınız, hala düşünmez misiniz, hala anlamaz mısınız?"

    ve pek çok surenin içinde de "biz bu kuran'ı size anlayasınız diye indirdik" der.

    o zaman bu herşeyden önce şu demektir:

    oku, anla, yorumla...

    müfessirlere falan ihtiyacımız yok.

    bu zina meselesine gelince de kendimce bir yorumum var. okuduklarımdan kendimce anladığım bir şey var. yanlışsam eğer allah taksiratımı affetsin. ben bir "inanan" olarak sana ancak "kendi inandığımı anladığımı" aktarabilirim.

    benim anladığım şu ki:

    allah her şeyden önce kalpleri görür. kalbin masumiyeti herşeyin üzerindedir. bir insanın herşeyden önce sahip olması gereken en önemli vasfı, vicdan sahibi olmak, ruhunu temiz tutmaktır. zina bazen ( altını çiziyorum, bazen ) öyle bir şeydir ki ruhunu yaralar, kirletir. ruhu da kolay yaralayıp kirletebilecek bir şeydir. günahsa günahlığı bundandır. "kendi ruhuna zarar ver"diğin içindir. yoksa koynuna birini aldığın için değildir.

    ancak işin bir de - en azından benim için- tanrıya kendimi en yakın hissettiğim anlar delicesine aşık olduğum adamla beraber olduğum anlar olması gibi bir boyutu da var. bu da kendi içinde tuhaf bir muamma işte.

    ve son sözlerim olarak kesin inandığım şey şudur ki: ruhunun bekareti kirlenmiş karalanmış bir insanın günahı zinadan da cinayetten de ya da günah addedilmiş pek çok şeyden de daha ağırdır.

    sevdiğin bir insanın koynunda uyumak, bir insanı sevmek, dokunmak nasıl olur da bir insanın canını almakla eş olabilir ? ki "korkunun" değil "aşkın sevginin tanrısı" olan bir dinde?
    çünkü islamiyet "allah sevgisi, allah aşkı" üzerine bir dindir, asla "allah korkusu" üzerine kurulu bir din değildir. bir şey yapıyorsan eğer "allah aşk"ından yaparsın "allah korku"ndan değil.

    yaratılanı seversin yaradandan ötürü!
  • gözlerine bakmak günahı unutturur...

    güzele bakmak sevaptır...