şükela:  tümü | bugün
  • gündeme gelince yine ne boktan bir memlekette yaşadığımızı göstermiş tıbbi müdahale.

    insanın başkalarının bedenleri üzerinde hak sahibi olduğunu sanması sadece hastalıklı değildir, aynı zamanda tecavüzdür.

    kimsenin kimsenin bedeni üzerinde bir hakkı yok. geri kalan her zorlama, defalarca yazdığımız gibi cinsel birliktelik yaşamak istemeyeni cinsel birlikteliğe zorlamak ile eşdeğer tecavüzdür. yani tecavüzün kapsamı açısından birlikte olmak isteyenin olmasını engelleme ya da birlikte olmak istemeyeni zorlama arasında fark yoktur. erkek sünnetinden tutun, kadın sünnetine, ilaç almaya zorlamadan tutun uyuşturucu almaya çocuğun bedeni üzerinde ailesinin, toplumun ya da devletin sahip olduğu güç de problemlidir. ancak o ayrı bir etik tartışma olduğu için yetişkinler üzerinden gidelim...

    bir insan kendi bedeni üzerinde piercing, saç boyatma, dövme yaptırma/ma, kemiklerini kırdırtma, intihar, ötenazi talebi, tedaviyi reddetme/me, kulağını deldirme/me, cinsel birliktelikte bulunma/bulunmama, eşcinsel birliktelikte bulunma/bulunmama, estetik ameliyat yaptırma/yaptırmama, kürtaj yaptırma/yaptırmama vb. çok çeşitli haklara sahiptir. cinsiyet değiştirme operasyonu da böyle bir kişisel tasarruftur.

    tıp bunu mümkün kılmaktadır. doktorlar zorluklarını hasta ile paylaştıktan sonra böyle bir uygulamayı yapabilmelidirler, yapabilmektedirler. bu noktada cinsiyetinden memnun olmayan bir kişinin bu operasyonu olabilmesi gayet mantıklıdır.

    ilginç olan nokta herhangi bir insanın buna karışma hakkını kendinde nasıl görebildiğidir. "sana ne" den öte bir cümle kurulmasının da anlamı yok.

    insanların bedenlerini dikizlemek, detaylarını merak ediyor olmak, konuşmak, tartışma konusu haline getirmek ise hastalıklıdır.

    üzerinize vazife olmayan bir şeydir başka birilerinin bedeni, cinselliği ve cinsiyeti.

    toplumun, devletin konuyla ilgli bir tasarrufu yoktur. olduğu an bu kişisel alana tecavüzdür.

    gelelim genel etik haricinde insani olana...

    bu operasyon psikolojik ve fiziksel olarak çok zor bir operasyon. bir insan bu ameliyatı göze alıyorsa çok acı çekiyor olmalı mevcut halinden ötürü. tıpkı intiharın ölme isteği değil mevcut acıya son verme arzusu olması gibi, kişiler 'içine hapsedilmiş' hissettikleri bedenden kurtulmak arzusuyla sonrasındaki her şeyi göze alıyorlar.

    bu hisler üzerine birazcık düşünebilmek gerekli. ergenlikte kendinizi çirkin bulduğunuz için hissettiğiniz mutsuzluğu düşünün. bunun ömür boyu sürdüğünü hayal edin. aynaya baktığında her gün ama her gün acı çeken bir insanın estetik operasyon yaptırmasından hiç de bir farkı yok.
    bu acıyı anlamaya dair çaba göstermek gerekli.
    bu acıyı ben de tam anlayamıyorumdur. nasıl bir acı çekiyor bu insanlar kim bilir de bu ameliyatı göze alıyorlar... hiç düşündünüz mü?

    sırf narkoz alacağı için ya da dişçide ortalığı ayağa kaldıran insanlar, bunca zorlu bir operasyona girmek için nasıl bir acı çekilmiştir hiç düşündünüz mü?

    asansörde 2 dakika kalsa deliren insanların, kendi bedeninde senelerce hapis kalan bir insanı anlamak için biraz çaba göstermeleri şart.

    ne kadar acı çekiliyor ki tüm hormon tedavisi, acılı süreç ve toplum baskısı göze alınıyor. bu acıyı hayal edebiliyor musunuz? nasıl bir mutsuzluk olmalı bu, kaçışı olmayan, telkin işlemeyen.. nasıl bir çaresiz, hapsedilmiş, kötü, yalnız hissetme hali..

    suçluluk kısmına girmiyorum bile. "ben neden böyleyim?","ben neden öyle diilim?" sorularını ne kadar sıradan şeyler için soruyoruz da bazen takılıyoruz. kendi bedeninizle ilgili çözümü de tıpça mümkün olan bir şey düşünün. keşke bu acıyı çeken herkes acısına son verebilse.

    bir insanın kendi bedeniyle ilgili her tür karar vermeye hakkı vardır. geri kalan insanların bu kararı eleştirmesi bok yemek, kendilerinde bu hakkı görmeleri had bilmezlik ve tecavüzcülüğün içselleştirilmesidir.

    ancak asıl mühim olan, insani ölçeklerde insanların acılarını anlamaya çalışmaktır. acısının azalmasını dilemektir yabancıların bile.

    morali bozuk kadının acısını saçını değiştirmek, canı sıkılmış gencinkini dövme yaptırmak, ötekinin acısını intihar, berikinin acısını estetik ameliyat, başka birilerinin acısını ise cinsiyet değişikliği ameliyatı geçirebiliyorsa insan olana düşen sadece karışmamak da değil aynı zamanda anlamaya desteklemeye çalışmaktır.
  • 80'li yıllarda istanbul, şişli'de bir diş hekimi tarafından sıkça uygulanan operasyondur. deve yüküyle para alır, imza attırır, kapısına kanamalı gitsen dönüp de bakmazdı. inanmayacaksınız, lokal uyuşturarak yapardı ameliyatı. hemşiresiz. ya ameliyat olanı ya da yakınını hemşire gibi kullanırdı. adı bende saklı. yaşıyor mudur acaba, mutlu mudur, huzurlu mu?
  • ameliyatlarin evreleri şu şekildedir.
    http://www.estetik-cerrahi.com/res27.html
  • vücut formunun ruh biçimine uygun hale getirilmesi...
  • kişinin tam teşekküllü bir eğitim araştırma hastanesinden rapor alması gereklidir. ayrıca kişinin reşit olması değil onsekiz yaşını bitirmesi gereklidir. ayrıca kişinin fizyolojik yapısının değişeceği cinse uygun olması gerekir. daha sonra olunan ameliyatın raporu ile mahkemeye başvurulur. bu sonuca göre hakim kütükdeki kayıtlarde gerekli değişiklikleri yapar. ayrıca unutmamak gereklidir: cinsiyet değiştirecek kişi kesinlikle evli olmamalıdır.
  • bu konuya dair ilginç bir vaka barındıran bir yazı nur çintay'dan ....

    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=211815
  • bu klasmanda dünya liderliği tayland'da, ikincilik ise şaşırtıcı ama iran'dadır.
  • olmayan ameliyat. mevcut blimsel ve tıbbi imkanlar dahilinde bir insanın, bir ameliyat ile karşı cinse dönüşmesi mümkün değildir. yapılan işlem sadece benzetmedir. erkeği kadına veya kadını erkeğe benzetme işlemidir. bu işlemi yaparken de sağlam organları sakatlamak veya kesip çıkartıp almaya dayanan bir dizi cerrahi işlem uygulanmaktadır.

    üstelik kadın ve erkeğin dna yapıları bile farklıdır. kadının xx, erkeğin xy'dir. ameliyat ile bir insanı karşı cinse benzetsen bile dna'sını nasıl değiştireceksin ?

    üstelik kadın ve erkeğin cinsiyet organları da farklı ve bu organlar sonradan oluşmuyor. bu organlar fetus dönemi olarak da bilinen anne karnındaki dönemde oluşuyor.

    örnek vermek gerekirse kadınken, erkek olmak isteyen birinde sonradan testis, prostat, epididim yapamazsınız. doğal yoldan erekte olan ve zevk alan bir penis bu insanlarda oluşturamazsınız. yok böyle bir yöntem.

    bu ameliyatları olan insanların operasyonlardan sonra ömürboyu hormon tedavisi aldıkları ve bunun da karaciğer üzerindeki yıkıcı sonuçlarını hatırlatmakta fayda var.

    öte yandan ürolojik enfeksiyonların artması, idrar kaçakları, libidonun tamamen ortadan kalkması, seksüel disfonksiyon gibi sürüyle yanetki söz konusu.

    daha açık konuşmak gerekirse tıbbi etiğe tamamen aykırı buluyorum bu operasyonları. sağlam organları sakatlamak veya kesip çıkarmak, genel sağlığı da tehlikeye attığından ve uzun vadede kötü sonuçlara neden olduğundan asla tavsiye etmiyorum. bazı ülkelerde bu tarz operasyonların yasak olmasını da anlayışla karşılıyorum.

    çünkü gerçekten olmuyor. 20 yaşında bu ameliyatı olmak isteyen kişi 40 yaşına geldiğinde pişman olursa, kime neyi anlatacaksınız ?

    doğal yoldan çocuk sahibi olamayacak olmak, cinsel meziyetlerin kaybolması, karaciğer toksikasyonu, kardiyovasküler yanetkiler, depresyon gibi yanetkileri nereye koyacaksınız ?

    yani bu konuda prof.dr.haydar dümen'e katılıyorum. bir insan eşcinsel ise bedeni ile barışmalı ve eşcinselliğini de olduğu gibi yaşamalı. bu tür riskli operasyonlara gerçekten hiç gerek yok. sağlık ve cinsellik açısından da asla tasvip edilmeyen işlemler bunlar.

hesabın var mı? giriş yap