şükela:  tümü | bugün
  • klasik turk muziginin en saglam bestecilerinden klasik yaklasimlardanoldukca farkli tarzda eserleri var gunaydinim narcicegim adli sarkisini tavsiye ederim
  • artik yasamayan ud virtuozu, yazar, muhafazakar milliyetci, ilim ve irfan sahibi, mimar. birikimi tartisilmaz muzik adami.
  • // ud icracılığı ile önemli bir şöhret kazanmış olan cinuçen tanrıkorur çalış tarzı ve tekniği ile udda kendine özgüdür, pek çok udi onun tarzını benimsemiştir. yorgo bacanos, udi nevres ve şerif muhittin targan gibi cinuçen tanrıkorur da udda kendine özgü tarz yaratabilmiş müzisyenlerden biridir.

    şerif muhittin’in tekniği daha ziyade batı tekniğidir, icrası makamsal olmaktan çok batı müziğindeki majör-minör ilişkisine dayalıdır. nevres bey’in icrası daha yumuşaktır, sert mızrap hareketleri yoktur, yorgo bacanos ise günümüzdeki ud icracılarının hemen tamamını etkilemiştir, inanılmaz derecede yüksek bir ajilite bacanos’un en çarpıcı özelliğidir.

    cinuçen tanrıkorur’un tarzı ise tanbura yakın bir ud icrasıdır. çalışında sağ elinden çok sol eli etkilidir. kullandığı udlarda teller klavyeye ortalama bir uddakinden çok daha yakın olması bunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir. sol eliyle klavyede verdiği nüanslar kolay kolay her udinin başaramayacağı türdendir. gerek doğaçlamalarında yani taksimlerinde, gerekse de eser icralarında yüksek hız ya da ajilite pek görülmez.

    tanrıkorur aynı zamanda önemli bir besteci idi. peşrev, sazsemaisi, ağır semai, yürük semai, beste, kâr ı natık, ilahi, şarkı ve daha pek çok formda 500 civarında eseri olan üstadın, bestecisini bilmeseler de büyük kitleler tarafından en çok bilinen bestesi sanırım ‘mehtapta yakamozlar’ isimli nihavend sazsemaisidir. trt’nin tek televizyon olduğu yıllarda ara müziği olarak sıkça çıkardı karşımıza bu beste.

    1983 yılında fransız ulusal radyosu “radio france`” tarafından bir uzunçaları yayınlananan tanrıkorur 5 dil bilen, osmanlıca’ya ve divan edebiyatına hakim, 3 makam tertip etmiş olan, enstrumanının metodunu yazmış ender rastlanacak bir sanatçıydı.

    yaşadığı topluma karşı duyarlı bir sanatçı olan tanrıkorur aynı zamanda önemli bir kalem olma özelliğine de sahipti. gerek müzik üzerine gerekse de toplumsal ve kültürel konular üzerine çok sayıda makale ve tebliğ kaleme aldı. bu yazıları daha sonra iki kitap halinde yayınlandı: "müzik kimliğimiz üzerine düşünceler” (1998) ve “biraz da müzik” (2001).

    sanatçının bir diğer özelliği de konserlerinde mikrofon kullanmayışıydı.

    zarif, bilgili, fikri ve düşüncesi olan bir müzik adamıydı tanrıkorur. //

    kaynak:

    www.9sekiz.com/content/yazi.asp?yid=2ff2f6

    ---

    ayrıca tüm eserleri için:

    www.turkmusikisi.com/cinucen_tanrikorur/cinucen_tanrikorur_eserleri.htm
  • son dönem klasik türk musikisinin en büyük ustalarından, udi bestekar. gönül insanı.
    jamaikalı bir hanım ile evliydi. ud'da kendi sesini bulmuş, tavır geliştirmiş, virtüazitesi tüm dünyada takdirle karşılanmıştır. dünyanın birçok yerinde üniversitelerde ders vermiş bu değerli insan türkiye'de nedense tanınmamakta.
    kendisi aynı zamanda müzikologtur.dili çok güzel kullanabilen cinuçen usta çeşitli dergi ve yayınlarda makaleler, tebliğler kaleme almıştır.
    yakalandığı cilt kanserine yenik düşmüş, hastalığının son dönemlerinde udundan ayrı kalmış, sevenlerini de üzmüştür.
    kervan plak'tan çıkan albümünü şiddetle tavsiye ederim.
    özellikle, mehtaptaki yakamozlar...
  • aziz mahmud hüdayi, yahya kemal, m.akif ersoy'un şiirlerinden yaptığı besteleri istanbul büyükşehir belediyesi kültür işleri yayını olarak çıkmıştı. meraklısı için istiklaldeki şubeden bu şaheserlere ulaşabileceklerini hatırlatırım.
    bir de şedd-i saba faslı var ki klasik musiki hayranlarının kesinlikle sahip olması lazım gelen bir çalışma.
    son olarak üstad en çok isminin yanlış telaffuzundan hoşlanmazdı.
    ötükenden de musiki kimliğimiz isinli bir kitabı vefatından önce çıkmıştı. musiki üzerindeki hakimiyeti bu kitaptan anlaşılabilir.
  • ayrica cok yararli ud metodlari vardi rahmetlinin
  • babasinin kazan türkü olmasi nedeniyle , "muzaffer" anlamina gelen "cinuçen" adini almi$ mümtaz sanatkar.

    mei uyardı . çinuçen, zafer şan demekmiş. çinuçen tanrıkorur'un babası zafer şan bey, bir anlamda kendi adını vermiş evladına.
  • transpoze icra konusunda inanilmazi basarmis rahmetli bir ud icracisi. oyle makamlardan eserleri oyle perdelerden calardi ki (eser calmanin yanisira taksim de yapardi) insanin dudagi ucuklardi. bunu da havasi icin yapmazdi, udun tellerinin duzeni ve yapisi geregi en iyi ahengin ve rezonansin hangi perdeye gocurum yapilarak cikartilabilecegini bilir ve buna gore calardi. cogu zaman da inanilmasi guc seyler cikardi ortaya.
    virtuoz degildi kanimca. surasi kesin: bir enstrumani cok yuksek bir ajilite ile calmak virtuozluk demek degildir. ama virtuoz tanimini hakedebilmek icin sahip olunmasi gereken, olmazsa olmaz ozelliklerden de biridir. cinucen tanrikorur bu ozellige sahip degildir iste. agir bir tarz benimsemistir kendine. boyleyken de boyledir.
    ayrica, cikarttigi basilmamis bir ud metodu vardir ki, dusman basina. kafayi siyirmadan o metodun tamamini bitirebilecek insan herhalde udiler aleminin krali olur, o kadar zordur yani.

    oldukca guzel besteleri de vardir. sahsen yusuf nalkesen ve erol sayanin bestelerinden cok ustun tutarim bestelerini. herkese de oyle yapmalarini tavsiye ederim. öyle yapmayan kişiler allah muhafaza müzikten zerre kadar anlamaz damgası falan yerler, hiç iyi olmaz. ayricana saz eseri besteciligi konusunda rahmetli essiz benzersizdir ki bu ozelligi hayatinda saz eseri bestelememis kisileri kendisinden ustun tutan, bu yetmiyormus gibi, kendi cahilliginden utanmak yerine "baba adamlardan haberdar olmamak" gibi sacma laflarla rahmetliyi ovenlere bok atan kisileri daha da bir rezil kepaze eder.

    not: bu entry, bilir bilmez konuşanlar kendi entrylerini silip kaçıp gidince havada kalmış bir entrydir.
  • seddisaba adiyla yeni bir makam terkip etmis olan sahis.
  • allah rahmet eylesin, hazret haftanın günlerini ozturkcelestirmismis... pazartesiden itibaren:
    başlam, başlam ertesi, ortam, ortam ertesi, tapım, tapım ertesi ve yatım!

    demek ki; nüktedanlığı da ala imiş...