şükela:  tümü | bugün
  • sevişebilenlerin takdiridir.
    biz sevişemiyoruz, bilmiyorum ondan.
  • çirkin kadının bir yerden avantaj sağlaması lazım.
  • bir hikayede ben paylaşayım madem... askerlik yeni bitmiş, yaş 22 falan eski çalıştığım firmada tekrar işe başladım, ben yokken yeni bir sekreter almışlar, abla da 40 yaşlarında falan güzel mi derseniz o zaman ki ruh halime göre kötü sayılmaz, neyse önemli bir ihaleye hazırlanıyoruz, yoğun bir çalışma temposundayız, ablayla iletişim, sohbet derken biraz samimi olmaya başladık.

    ama askerden geldiğim için gözüm hiçbir şey görmüyor desem yeridir, dedim ben bu ablayla daha yakın olmalıyım, bunun yolu da tabii ki de ona olan ilgimi somut olarak ortaya dökmekti. ne yapayım, ne edeyim acaba derken aklıma dahiyane bir fikir geldi. bir gün iş için şehir dışına çıkarken bu ablamıza mesaj attım dedim ki, “sibel sana bir şeyler söylemek istiyorum ama söyleyemiyorum” tabii ablamız hemen zokayı yuttu ve bana ardı sıra mesajlar göndermeye başladı. mesajlarında bana ne söylemek istiyorsun saffet? yoksa cesaretin mi yok? hadi ama çok merak ediyorum... ben mesajlarına kayıtsız kalıp, sustukça ablamız iyice çıldırıp yoksa beni mi istiyorsun demez mi? bingo.

    artık ok yaydan çıkmıştı, askerden yeni gelmiş çilekeş bir erkek olarak bu beklediğim bir mesajdı, ve ben de buna kayıtsız kalamayarak “evet sibel seni istiyorum” dedim. sonrasında benim şehir dışından dönmemle beraber, ablamızla bir cumartesi günü şirket çıkışı buluştuk ve benim eve geçtik, eve geçerken de yoldan viski ve biraz da bira almıştık.

    içmeye başladık, kafamız güzelleşince ablamız gözümde adeta bir, gisele bündench’e dönüşmüştü. öpüşmeye başladık, fakat bir şeyler ters gidiyordu, sanki kadın ben, erkek oydu. bana hırçın davranıyordu. derken elimi eteğinin ön tarafına doğru atarken bir sertlik hissettim, bir şeyler ön tarafında kabarmaya başlamıştı, hayır olamaz, bu alkolün bir etkisidir diye düşünürken yanılmadığımı anlamıştım. bu bir rüya değildi, ablamız daha doğrusu, abimiz mi desek bilemiyorum travesti çıkmıştı.

    bizim yolunu siktiğimin ik’cıları sözde ablamızı, pardon abimizi biliyorlarmış da bana söylememişler, hikayesi olan bir abimizmiş meğer, annesi kanser hastasıymış, ik’cılar iş görüşmesinde durumu patrona anlattıklarında o da işe alın demiş ve abimiz böylelikle bizim şirkette sessiz sedasız işe başlamış.

    hala görüşürüz... yok lan şaka şaka ne görüşmesi o günden sonra şirketten istifa etmek zorunda kaldım. sonradan öğrendim ki abimiz de işten ayrılıp, trakya’ya yerleşmiş. ah ulan ne günlerdi. hala aklıma geldikçe gülerim.