şükela:  tümü | bugün
  • bir şükrü erbaş yazısıdır,

    sen evden çıktın ya, eşik önünden aktı, pencere ardından koştu. kalabalık içinde yabancı kalma diye aynadaki gülüşün, kâküllerindeki rüya, sandıktaki kokun, üstüne gökyüzü oldu. o uzak, soğuk, kocaman şehir birden ev içine döndü. ben titreyerek baktım ardından. kötü bir yalnızlık seni incitmesin diye avuçlarındaki hayat çizgisinden sessizce öptüm. hatırlar mısın, sokağın başında bir kadın, ölüme bakar gibi bakıyordu çocuğuna. sen korktun, ben korktum. kar mıydı, akşam mıydı, büyümüş müydük, zamanın sahibi kimdi, gelecek nerelerden gelecekti, bilmiyorduk. sen sakindin, ben kötü bir telaştım. sen güzeldin, ben katıydım. sen kalbine tutunmuştun, ben öfkemi seviyordum. dünya bir kibir fotoğrafıydı. kocaman bir yapının önünde durdun. bütün pencereler sana baktı. sen bütün güzelliğinle onların geldikleri yerleri gördün. ben o gün orada öğrendim, çocukluğu olmayanın büyüklüğü de olmazmış.

    akrep de yelkovan da iki kaşının arasında durdu.

    şimdi dünya herkesten yapılmış bir gönül yorgunluğu. şimdi dünya soğuk. insan büyüdükçe bir bir ayrılıyormuş sevdiklerinden. insan güzellikten önce korkuyu görüyormuş. şimdi dünya eşiklerde bir salkım gözyaşı. kimse odalara sığmıyor. yollar bir yalnızlık ıslığı. herkes topuklarında bir tomurcuk arzuyla uyuyor. şimdi dünya başsız sonsuz bir alın çizgisi. içinde bütün kadınlardan bir anne. içinde bütün babalar sigara dumanı. sen bir basma entarisin ki gittiğin her yer eteklerinde çiçekleniyor. gülmüyorsun da gökyüzü yıldızlarını döküyor üstümüze. kömür kokularını sevdiğim kadın, sen ne zaman büyüdün. ne zaman bütün şarkıların kederi oldun. o yoksulluk içinde bizi ne zaman doğurdun. nasıl sevdin bu kadar yalan insanı. köpükler, gamzeler, menevişler… ölümü nerende sakladın.

    şimdi dünya evlerde bir ayrılık ayini.

    sen evden çıktın ya, önce duvarlar nemlendi. çatı, odalara indi. pencereler birer örümcek ağı. eşik çoktan darağacı. sokaklar zülüflerinden esmiyor artık. zaman eşyada boğuldu. ev değil, yaprak döken bir hatıra. yalnızlık her yerden ses veriyor. bunaldım diyorum, herkes biraz daha kabuğunun içinde. bir elim ötekinde çırpınıyor. insanın yalnız ağlaması ne kadar acıymış.

    sen evden çıktın ya, kırk beş yıl çıkmıyor işte…