şükela:  tümü | bugün
  • çizgi film ve çizgi romanlarla ilgili az bilinen bazı ilginç bilgiler:

    - hulk ilk başta yeşil renkli değil, gri renkliydi.
    - garfield 7 farklı dilde yayınlanmıştır.
    - donald duck çizgi romanları, pantolon giymediği için finlandiya’da yasaklanmıştır.
    - donald duck’ın diğer adı fauntleroy’dur.
    - wilma çakmaktaş’ın (flintstone) evlenmeden önceki soyadı, wilma slaghoopal; betty moloztaş’ın (rubble) ise, betty jean mcbricker’dır.
    - bilinenin aksine bugs bunny’yi seslendiren mel blanc’ın havuç alerjisi yoktur. hatta daha gerçekçi olması için seslendirirken havuç yemiştir. mel blanc.
    - walt disney, mickey mouse’u garajda oynayan farelerden ilham alarak oluşturdu.
    - mickey mouse’un ilk ismi mortimer mouse’tur. isminin mickey mouse olması için walt disney’i ikna eden eşiydi.
    - barbie gerçek insan boyutlarında olsaydı ölçüleri; 39-23-33 olurdu.
    - the prince of egypt, 60 milyon dolara mal olan yapımı ile en pahalı animasyon filmidir.
    - mickey mouse'u seslendiren wayne allwine ile minnie mouse’u seslendiren russi taylor 1991 yılında evlendi.
    - pokemon hitmonlee ve hitmonchan isimleri bruce lee ve jackie chan’den gelmektedir.
    - superman’in ilk çizgi romanının şu anki fiyatı 150 milyon dolar.
    - he-man 1980’li yıllarda yayınlanmaya uygun olması için hiçbir zaman kılıcını bir silah olarak kullanmadı ve kaba kuvvete başvurmadı ancak buna rağmen düşmanlarını alt etti.
    - teenage mutant ninja turtles çizgi filmine bebop & rocksteady karakterleri eklendi çünkü oyuncak şirketi daha fazla oyuncak satmak istiyordu.
    - speedy gonzales'in sadece 2 çizgi filminde gözüken slowpoke rodriguez isminde kuzeni vardır. speedy kadar hızlı olmadığı için kendini korumak adına yanında bir silah taşır.
    - superman’in ilk zamanlarda uçma özelliği yoktu.
    - tom ve jerry çizgi filmi 7 oscar kazanmıştır.
    - elleri pek çok farklı açıdan çizmek zor ve karışık olacağından çizgi film karakterleri eldivenli olarak çizilmiştir.
    - spongebob squarepants'taki krusty krab restoranı, bir ıstakoz tuzağının içine inşa edilmiştir.
    - tweety’nin ilk rengi sarı değil pembeydi ancak bu şekilde çıplak bir kuş gibi göründüğü düşünüldü.
    - bugs bunny yabani tavşan değildir.
    - bugs bunny’nin ilk ismi “happy rabbit”ti. ayrıca rengi gri değil, beyazdı.
    - bugs bunny ve mickey mouse, hollywood walk of fame’de yıldız alan ilk 2 hayvandır.
    - bugs bunny bir posta pulunda görünen ilk çizgi film karakteridir.
    - bugs bunny’nin havuç yeme duruşu, “ıt happened one night” filminde clark gable’ın havuç yeme sahnesinden esinlenerek oluşturuldu. işte o sahne.
    - charlie chaplin, bugs bunny’nin kişiliğine ilham verdi.
    - bugs bunny 175’ten fazla filmde yer aldı.
    - tweety 2000 yılında “tweety’s high-flying adventure” isimli kendi filminde rol aldı.
    - sylvester'ın “sylvester jr.” adında bir oğlu vardır.
    - tweety sarı renkli bir kanaryadır. cinsiyeti de erkektir.
    - “orsontweety’nin ilk ismiydi.
    - tom, jerry’yi; onu yemek isteyen siyah sokak kedisi butch’ın elinden birden fazla kez kurtarmıştır.
    - tom ve jerry’nin ilk isimleri jasper ve jinx’ti.
    - tom’un sahibi mammy two shoes'un yüzü, tüm çizgi film boyunca yalnızca bir kez ve çok kısa gösterilmiştir.
    - tom ve jerry’de, tom ilk bölümlerde normal bir kedi gibi 4 bacağının üzerinde hareket ediyordu. daha sonra 2 bacağının üstünde yürümeye başladı.
    - road runner çizgi filminde coyote’ye hiçbir dış güç zarar vermez. başına gelenler kendi beceriksizliği ve başarısızlığı yüzündendir. coyote’nin en büyük düşmanlarından birisi yer çekimidir.
    - road runner sürekli yolda kalmalıdır aksi halde ismiyle uyumlu olmazdı.
    - the jetsons (jetgiller) çizgi filmi the flintstones (çakmaktaşlar) çizgi filminden ilham alınarak yapıldı.
    - the flintstones (çakmaktaşlar) çizgi filminde karakterler ilk önce tarih öncesi insanların görünüşünde çizilmişti. ancak yapımcılar bunu beğenmedi.

    kaynaklar
    https://www.funfactsabout.net/…-and-cartoons-facts/
    https://www.kickassfacts.com/cartoon-facts/2/
    https://www.factinate.com/…hool-facts-90s-cartoons/
    https://www.uselessdaily.com/…cts-about-bugs-bunny/
    https://www.mentalfloss.com/…facts-about-bugs-bunny
    https://www.thefactsite.com/…acts-about-bugs-bunny/
    https://www.zimbio.com/
    https://doyouremember.com/…acts-featuring-sylvester
    https://www.tvstoreonline.com/…y-tunes-tweety-bird/
    https://www.kidzworld.com/…-tom-and-jerry-fun-facts
    https://unbelievable-facts.com/…nd-jerry-facts.html
    https://www.mentalfloss.com/…acts-about-flintstones
    https://blog.chuckjones.com/…d-the-road-runner.html
  • yemek kokularının görülebildiği,
    kafadaki şişliklerin boynuz gibi uzadığı,
    kafalarına bir şeyle vurulursa serçelerin uçuştuğu,
    koşarken uçurumun eşiğinde düşmeden koşmaya devam edebildiğiniz, 3 saniye havada yürüdüğünüz ve en sonunda yerçekimi aklınıza gelince düşmeye başladığınız,
    bir darbeyle yassılaşıp hemen eski hale geçebildiğiniz,
    vücudunuzu deldirmişseniz ve bunun üzerine su içmişseniz her yerinizden su fışkırdığı,
    her zaman küçük hayvanların galip geldiği,
    insan veya hayvan farketmez dört parmaklı kahramanların olduğu,
    muz kabuğunun her zaman kötülerin ayağının altına girdiği filmlerdir.
  • john locke’un * da dediği gibi, insan zihni doğuştan boş bir levha gibidir *. çocuklar dış dünyaya dair algıladıklarını, belirli bir akıl süzgecinden geçirmeden, doğru-yanlış ayrımını yapamadan kaydetmeye başlar, çünkü doğru ve yanlış kavramlarına dair kıstasları oturmamıştır. çocukların hayal gücü sınırsızdır, hadi sınırsız demeyelim de bizden kat kat üstündür, ve bu yüzden yetişkinlerin “mümkün olamayacağını” bildiği şeyler, onlara doğal gelmektedir. örneğin, izlediği çizgi filmde bir gökdelenin tepesinden atlayıp tek bi yara almadan yürümeye devam eden bir insanı gören çocuk, kendisi de atlarsa yara almayacağını zannedebilir.

    çizgi filmler ve animasyonlar, çocukların sınırsız hayal gücüne paralel bir biçimde; gerçek dünyaya dair materyallerin kullanılmaması ve her şeyin bilgisayar ortamında gerçekleşmesi sebebiyle gerçekleşmesi mümkün olmayan, uçuk fikirlerin görsellenmesine olanak verir. dolayısıyla bu animasyon ve çizgi filmleri (özellikle 3 boyutlu olduğu için gerçeğe daha yakın izlenim verenleri) izleyen çocukların bunları gerçek zannederek etkilenmesi mümkün. işte bu noktada çizgi film yaratıcılarına önemli bir rol düşüyor. eğer hazırladıkları çizgi filmde gökdelen tepesinden atlayıp ölmeyen adamın “süper güçleri olan”, “insan üstü” bir karakter olduğunu çocuklara aktarabilirlerse, çocuklar aynı yeteneklerin kendilerinde olmadığını anlayıp taklit etmeye kalkışmazlar. bunun için de çizgi film yaratıcılarının çocuk psikolojisi eğitimi almasını ve yaratım sürecinin her aşamasında bir pedagog'la çalışmaları gerektiğini düşünüyorum, fakat bunu sağlayan yapım sayısı gerçekten çok çok az.
  • çizgi film günümüzde anlamsızca tü kaka yapılmaya başlandı, ama bugün izlemekte olduğumuz animasyonun büyük dedesidir aslında. bu yüzden "ıyy çizgi film hiç sevmem, animasyon izlerim mız mızıızı" diyen kişiler benim nazarımda komik insanlardır. bu kişiler bir de kadınlardan çıkmakta ekseriyetle.

    halbuki bir düşün red kit mi güzel kung fu panda mı?
  • eskiden bizim çocukluğumuzda hemen hemen bütün kanallarda sabahın köründe, öğlende ve akşam okuldan dönüş saatinde olmak üzere üç öğün verilirdi, ama rahat bir 8-9 yıldır ana kanallarda çizgi film gördüğümü hatırlamıyorum. e doğal tabi internet var, çizgi film için ayrı kanallar var vesaire. ama saatini bekleyip izlemek daha zevklidir be. aynı bilgisayar, telefon, mp3 player gibi şeyler yokken radyodan sevdiğimiz şarkının çalmasını beklemek gibi.
  • kanal d'de 1996 yılında öğleden sonra kuşağı şu şekildeydi

    15:00 scooby doo
    15:30 casper
    16:30 jetgiller

    sonradan scooby doo'nun yerine beverly hills'i, jetgiller yerine sevimli kahramanlar'ı koymuşlardı.

    1998-1999 sezonunda sabah 9:30'da uçan kaz olurdu.

    sezonunu hatırlamadığım bir tarihte, red kit hafta sonu yanılmıyorsam 10:00 civarında yayınlanırdı.

    he-man tgrt'de de, she-ra star'da yayınlanırdı.
  • normal diziler yerine çizgi filmler yayınlansa çok şükela olurdu aslında. yani akşam eve geldiğimde isterdim ki açayım kanal d'yi çizgi film izleyeyim mutlu olayım, fatmagül'ün suçu ne yerine tom ve jerry yayınlansa asla, hayır, demezdim. ne lan şimdi çok mu şey istiyorum ben? ha tom ve jerry olmaz da sünger bob olur, sorun değil hepsi uyar bana. evet.
  • bugun tesadufen okudugum bir metinde ilk yerli cizgi filmin

    "evvel zaman icinde nasreddin hoca-keloglan ve gulderen"

    ismini tasidigi yaziliydi. cizgi film, 1951 senesinde turgut demirag direktorlugunde hazirlaniyor ve 35 mm’ye basilmasi icin abd’ye gonderiliyor.
    fakat film asla gosterime giremiyor cunku buradan gonderilen kopya, amerika'daki studyo tasinirken kayboluyor ve bu yerli yapim filmimizi biz izleyemiyoruz.

    akabinde turgut demirag'in actigi mahkeme neticeside, studyo, demirag’a 82.500 dolar tazminat odemek zorunda kaliyor.
  • izlemekten hep keyif aldığım filmdir.
    bir de şunu fark ettim ki biz küçükken neredeyse bütün ana kanallarda -ki o zaman uydu pek yaygın değildi, cartoon network falan yoktu yani- belirli saatlerde hep çizgi film olurdu. trt1'den tut kanald'ye, atv'den stv'ye kadar hep vardı. şimdi şöyle bir kanallara baktığımda ya evlenme programı, ya magazin, ya sağlıkla ilgili olanlar ya da kısaca anlamsız boş programlar.
  • çocuğuna sabahtan akşama çizgi film izleten aileyle, çizgi filme düşman aile arasında bir yer bulmak mümkün.
    neden mümkün, yani etrafımdan bu ara çok duyduğum "ben olsam izletmem" kafası neden saçma?
    1- evde sürekli yardımcı yoksa, evin günlük 1-2 saatlik işi ebeveyne kalır. yemek, bulaşık, çamaşır, süpürme, silme, ortalık toplama (çocuktan sonra bu toplama işi sonsuz bi döngüye giriyor), ütü, tuvaletlerin temizliği gibi, çocuklu evde olmazsa olmaz bi günlük iş programı var. en hızlı şekilde ve sadece gerekli işi yapsan da toplamda 1-2 saati buluyor. bunun yarısında çocuk oyalansa, sana yardım etse de kalan yarısında haklı olarak çıldırıyor. e bu çocuğun günlük 3-4 saat açık hava ihtiyacı da var. bunların hepsiyle ilgilenen ebeveyn, ya iyice dinlenmek ya da çocuk çıldırmadan işlerini tamamlamak için o çizgi filme mecbur.
    2- çizgi film, bir çocuk için anlatılmaz bir zevk. hepimiz çocuk olduk, hatırlarsınız bunu. izlesin, eğlensin, öğrensin.
    3- çocuğun izleyeceği şeyi ebeveyn/ilgili kişi, önden %100 kontrol etmek zorunda. şiddet, keder, çocuğu ilgilendirmeyen/yaşına fazla konular olmayacak. çok fazla duygusallık olmayacak. türk ve uzakdoğu yapımı olanlar aşırı duygu yüklü mesela. sürekli anne, anane, arkadaş, ilişkiler odaklı. amerikan yapımları iyi. baya eğlendirici ve öğretici, çok renkli, hayvanlarla çok içli dışlı, çok çeşit konular işleniyor. hint yapımları fazla oynak. yani gerçekten fazla. sürekli bi şey olsa da dans etsek kıvamında ve amerikan taklidi. bunlara dikkat edip seçilirse, yine sıkıntı yok, sıkıntının aksine, çocuk bu şekilde, şaşıracağınız kadar çok ve hızlı öğreniyor.
    4- çocuklar çizgi film izleyerek salak olmaz. böyle zanneden büyük bir kitle var. çocuklar sevgisiz ve ilgisiz kalırsa, aktivitelere (zeka/sosyal aktiviteleri fark etmiyor) katılmazsa, günde 3-4 saat kontrollü şekilde açık havada enerji atamazsa, uygun yaşta spora başlamazsa, konuşacak insan bulamazsa, muhatap alınmazsa, ekrana fazla bakarsa, ekranda yanlış şeye bakarsa salaklaşırlar.
    yani saatli (mesela hergün aynı saatte yarım-1 saat) ve kendisiyle ilgilenen kişinin seçtiği çizgi filmi izleyen çocuk salaklaşmaz, sadece rahatlar ve bu arada ilgili kişiye fişek gibi iş yapacağı ya da oturup bi kahve içebileceği bir zaman kalır. bir çocukla 12 saat aralıksız ilgilenmek çok zor iş. ilgilenenin toparlanmaya vaktinin olması, güçlü ve uyanık olması gerekiyor. arkanızı döndüğünüz an, birinin dalgınlıkla bıraktığı bıçağı kapıp koşan 2 yaşında bir çocukla baş başasınız. dalgın ya da ilgisiz olma lüksünüz yok. o yüzden izletin. seçin (beynim yandı benim seçerken), saat koyun, bir süre yanında durun, sonra işlerinizin olduğunu anlatın, arada onu kontrol ederek işinize ya da dinlenmenize bakın. "işlerini gece yap, gündüz çocuğa bak" diyen hayvan eti yemiş insanları boşverin, geceler anne babalarındır. zaten bir saat otursanız ikinci saat gözünüz kapanacak. olmadı çocuk yanına çağıracak. çılgınlığa gerek yok.

    not: doğru düzgün çizgi film bulmak çok zor. en masum gözükeninde bile biri diğerinin kafasını patlatıyor. çok dikkatli olun.