şükela:  tümü | bugün
  • geleceğim, bekle dedi, gitti...
    ben beklemedim, o da gelmedi.
    ölüm gibi bir şey oldu...
    ama kimse ölmedi

    --- özdemir asaf ---
  • cihan esenin yönettiği ulusal yarışmalarda ödül kazanmış, kısa metrajlı film.

    ayrıca http://www.cihanesen.com/ adresinden izlenebilmektedir.
  • sahibinden.com'a göre bir arabanın belden aşağısının boyanma sebebidir kimi zaman. bizim ustalarda iş yokmuş demek ki aq.
  • avni odabaşı'nın evrensel gazetesi'ndeki köşesi.
  • kaan tangöze tarafından yorumlanan özdemir asaf şiiri.
  • daha birkac gune kadar asaf'a yakistiramadigim siirdi. meger siirde bir kusur yokmus, anlayamamisim.

    bekle dedi gitti
    ben beklemedim, o da gelmedi...
    ölüm gibi bir şey oldu
    ama kimse ölmedi...

    siirin anlattigi sey aslinda umit vermek uzerine kuruluymus. fakat umit veren kisi artik ne haltlar yemisse umitlenen kisi umidi coktan kesmis. yani artik bu saatten sonra demis, kurdugum hayaller sahi olmayacaksa daha fazla hirpalanmanin anlami nedir demis. beklememis. umit veren kisi zaten daldan dala konan minik bir don juan oldugundan zaten gelmeye de hic niyeti yokmus. yasananlar bu durumu olum kadar agir konuma sokacakken ilginc bir bicimde kimsenin sikinde olmamis afedersin.

    resmen aydinlandim. emegi gecen herkese tesekkurler.
  • bazı çiziklerden mutlu oluyorum. mermer bir girişin üzerindeki çizikler, taşların üzerindeki çizikler veya esnaf lokantalarındaki bardakların üzerindeki, bulaşık teli çizikleri.

    insanın attığı her çizik, o nesneye ruh üflüyor; bazıları zaten sahip olsa da. yüzlerce, binlerce insanın hikayesiyle yükleniyor bir tapınağın girişindeki mermer veya batık bir kalyonun çivileriyle çizilmiş bir taş parçası kumsaldan toplanmış.

    bütün küçük detaylar devleşiyor mutluluk üretirken. farkedebiliyor olmayı ayrıcalık sayıyorum onca sosyal yeteneğin yanında.
  • önceden gelip,kuruyup kahverengi olanları, aralarına yeni katılan kırmızılara "hoşgeldin"der miydi duyamazdım ama bugünkü pembe misafire gülümseyerek "hoşgeldin"dedim ben.
    rengine bakılırsa fazla kalmayacak gibi bu.
    kırmızının o "yerleştim bile gitmem uzun sürer artık" kararlılığı yok bu pembede.

    bahçede çalışırken çok ağırlardım onları tenimde.o günkü mesaimi onaylayan bir kaşe gibilerdi;bazen üst üste,bazen ayrı yerlerde...
    sayılarını bilmezdim hiç ama denize girince kollarımdan,ayaklarımdan "ceee burdayım","hişt kız ben de burdayım",bazen omzumdan "beni de unutmayın" der gibi yanmalarından azımsanmayacak sayıda olduklarını bilirdim.

    (şimdi ise mesai şehirde,çizik kulakta,yanan ten değil.)

    sağ pazumdaki pembe çizik bu haftaki pazartesi sendromumun ilacı.
    büyük şehrin havasından mıdır nedir haddinden de fazla yanıyor kerata.

    iki gündür bitmek bilmeyen ev toplama,taşıma işlerinde kollarımı,ayaklarımı, omuzlarımı artık hissetmeyecek kadar bitkin düştüm,kaldı ki işler henüz yarılanmış bile değil ama...şu çizik ...aldı götürdü tüm yorgunluğumu.

    bekle dedi gitti
    ben bekledim
    o da geldi ya
    ölüm gibi bişi olmadı
    ve de
    kimse ölmedi...