şükela:  tümü | bugün
  • insanın değer yargılarını allak bullak eden kitap. biraz daha açmak için hafif bir özet geçmem gerekecek.

    galaksiler arası savaş sırasında alpha iii m2 isimli koloni ve bu kolonide bulunan akıl hastanesiyle iletişim kesilir. savaş sonrasında (şu an hatırlamıyorum ama belki yüzyıllar sonra) dünya bu bağımsız koloniyi tekrar kontrol altına almak ister. eğlenceli kısım burada başlar. kolonide muhteşem(?) bir toplum düzeniyle karşılaşırlar. etnik grupları belirleyen kavramlar artık din, dil, ırk değil emarelerini gösterdikleri psikolojik bozukluklardır.

    paralar (paranoya) idare ve yürütme işlerine bakarlar. güvenliğe haddinden çok önem verirler. manlardan çok korkarlar.

    manlar (mani) savaşçı yönleri ağır basan gruptur. teknolojileri askeri yönde gelişmiştir. estetik yoksunudurlar ve sürekli paralara karşı darbe planlarlar.

    poliler (polimorfik şizofreni) yaratıcı ve yenilikçidir. aydaki her çocuk poli doğar, poli eğitimi alır. 10 yaşlarında sınıflandırılır ve kendi topluluğuna gönderilir.

    hebler (hebefreni) hakir görülen gruptur. iletişim kurmak zordur. yaşadıkları ortamlar ilkel, pis ve düzensizdir. fiziksel işler için tercih edilirler.

    şizler (şizofreni) sanatçı ya da dini/ruhani sınıfı oluşturur. somut değil soyut kavramlara önem verirler.

    ob-komlar (obsesif kompülsif bozukluk) bürokrasiyi yürüten sınıftır. ideal devlet memurlarıdır, muhafazakar ve yeniliklere kapalıdırlar.

    depler (depresyon) ise bildiğin depresiftir. mutluluk, keyif gibi şeylerin ne olduğundan bihaberdirler. hayat onlar için işkencedir.

    ve sorunsuz olmasa bile birarada uyum içinde yaşamaktadırlar.

    gerçek hayatta bu tip eğilimler iletişim, sosyalleşme ve uygarlaşma adına büyük engeller gibi görülüyor. bu insanlar (azınlıklar) toplumun genelinin belirlediği "normal" kavramının sınırlarının biraz dışına çıkarlarsa dışlanıyorlar ve izole ediliyorlar. tedavi edilemeseler bile sosyalleşme şansları ellerinden alınıyor.

    yazar* ise "peki ya yanılıyorsak" sorusuna cevap arıyor bence. ya bu semptomlar bireyin sosyalleşmesine, üremesine, üretmesine ve en nihayetinde mutluluğuna engel değilse, bastırılmaya çalışılmadan tolere edilirse... sonuçta bu kolonide ideal şartlar mevcut. anormallerin çoğunlukta olduğu ortamda normalin tanımı otomatik olarak değişiyor. kendi doğrularını kurallaştıran ve zorla uygulatan bir egemen sınıf yok. kişiliğinizi bastırmanız ya da saklamanız yönünde size yaptırım uygulayan bir merci yok.

    işin bir de diğer boyutu var. şu an sahip olduğumuz bilim, psikoloji, sanat algısını ve birikimini düşünün. istisnalar olsa da bu kavramlar açısından bulunduğumuz nokta "normal" ya da sonradan normalleştirilmiş beyinlerin eserleri. hayalgücünün, zekanın ve düşüncenin toplum tarafından belirlenen merkezinde yoğunlaşmış beyinler.

    peki ya bu birikim yıllar boyunca merkezde değil de uçlarda, sınırlarda konuşlanmış kişiler tarafından sunulsaydı?

    kendinden kuşaklar öncesine kadar uzanan şizofren ressamların tablolarıyla şekillendirdiği benliğini tuvale döken bir şizofrenin yaptığı resim ilginç olmaz mıydı?

    en eski depresif şairleri yalayıp yutmuş bir depresifin, hayatının aşkını kaybedince yazdığı şiiri okusak neler hissederdik?

    toplumun en zekileri teknoloji ve bilim alanında çalışırken kimsenin onlara "fazla uçtun, ayakların yere bassın biraz" demediğini düşünün.

    hayal etmek bile güzel.
  • ustanın bütün paranoyalarını kustuğu, bu sefer bir simulakra ve bol komplo ile gerçeği bulandırdığı içinde kaybolunacak bir eser. 1964 yılında basılmış olmasına karşılık, aslen 1954'te yine pkd tarafından yazılmış shell game adlı kısa öykünün üzerine temellendirilmiştir.

    pkd, psikotiklerden kurduğu alpha iii m2 ayının toplumunun karar mekanizmasını oluşturan delegeler konseyinin üyelerinin özelliklerini belirtirken, herbirini sınıfsal karşılıkları ile özdeşleştirmekte, deyim yerindeyse kara mizah ile sistem eleştirisi yapmakta.sanırım bundan dolayı kitabın özellikle ilk 20 sayfası çok çarpıcı.geriye kalanı ise başarılı bir kurgu, çarpıcı bir hayalgücü ve "pkd stili ezberim" diyenler için beklediklerini vaadediyor.
  • philip k. dick babanın okuduğum son kitabı. alfa ile arz galaksileri arasındaki savaştan sonra aralarındaki bi ay sahipsiz kalır. eskiden bu ayda akıl hastaları için bi hastahane vardır. ama başıboş kalan hastahaneden kaçan hastalar kendilerine ay üzerinde yepyeni bi düzen kuraralar ve bu yeri bağımsız olarak yönetmeye başlarlar. hastlalık şekillerine görede yönetim görevlerini paylaşırlar. mesela paranoyaklar yönetim ve idareyle ilgilenir. çocuklar belli bi yaşa kadar sınıfsız kaldıktan sonra kendilerine uygun bi yer seçerler. ayak işlerini yapan heb yada agrasiflikleriyle bilinen manlar gibi. kahramanımız ise bi programcıdır ve karısıyla yeni ayrılmıştır işte bu ayla kahramanımızın kaderleri ilerde kesişecektir [klişe oldu ya] nese konu güzel anlatım zaten manyak çok sürpriz var bi oturuluşta bitior o kadar bağlayıcı. her pkd sevene öneririm.
  • içerisinde akıl hastanesinde yatan psikotiklerin oluşturduğu topluluklardan, boşanmakta olan karı kocanın birbirine olan nefretine, sömürgecilik, karşı haber alma ve casusluk entrikalarından, fantastik öğelere, savaşlardan, eğlence dünyasına, uzaktan kumandalı insanımsılardan, cinselliğe kadar pekçok şeyin yer aldığı, tam filmi çekilecek bir kitap.

    kitapta yer alan psikotik topluluklar yerleşim yerlerini aşağıdaki gibi :) isimlendirmişler:
    adolfkent: paraların
    da vinci tepeleri: manların
    hamlet hamlet: polilerin
    gandiköy: heblerin
    jandark: şizlerin
    cotton mather evleri: deplerin

    uyuşturucu sağlayan bir çamur - hamur (telepatik yetileri olan yapışkan kütle şeklindeki ganymede'li); zamanı belirli koşullarda geri alabilen bir psi; mistik güçleri olan kahinler; eklem bacaklı, antenleriyle gören, iki kalpli ve yeni dünya düzeni'ne uymuş zengin bir tüccar kitabın kahramanlarından bazıları.

    kısacası 32 kısım tekmili birden denilebilecek zengin içerikli bir kitap
  • ob-komlarin burokrat-memur olmalari beni hayal kirikligina ugratti. oldu mu philip abi simdi? aya yollasan burokrat yapican yani beni orada? gelen gecen meteorlari mi sayacam sana? bu mu yani verdigin rol?

    ha bir de, nedense tam fuko'luk bir kitap gibi geldi bana, okumus mudur acep?

    duzeltme: foucault ile ilgili sacma cumleleri ucurdum.
  • 2001 yılında metis bilimkurgu serisinden çıkan, kısa bir süre önce ise alfa yayınları'nın aynı çeviri ile yeniden yayımladığı bir philip k. dick romanı.

    çok zor bulunan bir kitaptı. kitaplığımın en değerli parçalarındandı. bilimkurgu okurlarına hayırlı olsun.
  • p.k.d'nin kadınlarla olan meselesini yansıttığı romanlarından biri daha. bu ahvali başka bir entry'de (misal kendi başlığında) daha uzun yazacağım, dur bakalım, kafamda biraz daha netleşsin.
  • ruh hastası ne demek, gerceklik eger algiya bagli bir gosterge ise algi değiştiginde en az ilk durumdaki kadar tutarli yeni bir gerceklik olusabilir mi matrixi üzerinden akan su gibi bir kitap bu. dick amca yer yer epey dagitmis, aklimizi karistirmis kimi zaman ee ne bu ya dedirtmiş ancak sonunda esas derdini anlatmayi becermistir.
  • metis bilim kurgunun tuna erdem tarafından çevirilen serisini okumaya başladım. 54. sayfaya geldim. bu ana kadar ne anladın derseniz kocasından ayrılmaya çalışan bir simulakrçımız var. cia'den arkadaşları var. olaylar arasında pek bir bağ yok. ben mi kitap okumayı unuttum yoksa çeviri mi yavan anlamıyorum..bende mi hata var deyip bu başlığa geldim bir tane yazar da olumsuz yazmamış. methiyeler dizilmiş. ilk 50 sayfada abimiz karakterleri betimlemeden oradan oraya atlıyor. bir kurgu yok. bir akıl hastanesi ile iletişim kurulmaya çalışıldığını da burada yazılanlar sayesinde öğrendim. arkadaş kitapta ırklardan bahsederken bile sanki biz bu ırkları önceden tanıyormuşuz gibi üstün körü betimlemeden anlatıyor. bir atmosfer yaratılmadan konuya giriliyor. konular deseniz birbiriyle bir örüntü yok. ne anlatmaya çalışıyor onu da anlamış değilim. philip k. dick abimizin kitaplarına başlamak için de bu kitaptan başlamamız gerektiği söylenmiş. ben mi kitabı yanlış okuyorum. bileniniz varsa tavsiyeye açığım.
  • kötü kitap değil ama mehh, yani böyle çerezlik bir gözünüz başka bir işte iken izlenen komedi filmi gibi.

    (bkz: bobin kafa)'nin tavsiyesi ile aldım okudum pişman değilim ama sanırım o hastalıkları tanımadığım için beni etkilemedi zaten absürt bir ortam gerçek hayat ile mantık vs kasmayacam tabi ki ama hastasınız arkadaş işte bunun çoğunluğun görüşü ile alakası yok. *
    p. k. dick'in daha önce (bkz: do androids dream of electric sheep)'i okumuşum o yüzden de bir nebze sanırım hayal kırıklığına uğradım bu kitapta.

hesabın var mı? giriş yap