şükela:  tümü | bugün
  • helene cixous, yazarın bir eserini, cezayir'le olan ilişkisini temel alarak çevirmiş**, rosemary arrojo da bu konuda pek leziz bir çalışma yapmıştır.
  • "hiçbir bakımdan entelektüel değilim, bedenimle yazıyorum." demiştir.
  • bugüne kadar hiç kendim gibi yazan bir insanın kitabını okumamışım; yazarın yaşam suyu kitabını okuyunca fark ettim. burada sözü edilen yazım durumu içeriğin kalitesi değil elbette, kitabın başında yazar tanıtılırken "brezilya'nın en büyük kadın yazarı" demişler, komik olmayalım. 100 sayfalık kitabı tek nefeste yazmış bitirmiş, üstelik kitabın içeriği de gelecekteki sevgiliye mektup.* picasso'nun bir eserini görüp, "ne var ya, bunu ben de yaparım!" tavrı değil, içerik olarak aynısı olmaz ama biçimsel olarak ben bu kitabın aynısını yazarım.* gelecekteki sevgiliye mektup yazacak kafa, check. bol soru sormalı, oradan oraya atlamalı bir yazım tarzı, check. yazacağım, gerçekten. kendim için böyle bir kitap yazacağım, yazmasam da olurdu* ama bu konuda bana ilham verdi, sağ olsun.

    "sana anlatmak için bir şey yaratırken bir tür şehvet de duyuyorum."

    insanın sevdiği bir insana bir şeyler yazmasının heyecanı ve coşkusu sahiden de böyle hissettiriyor. öte yandan yazar kitapta sadece "seni şu kadar seviyorum, böyle seviyorum." yazmamış:

    "ölüm hakkında çok konuştum. ama sana hayat nefesinden bahsedeceğim. biri artık nefes alamayınca suni teneffüs yapılır: ağzını diğer insanın nefesine bastırır, nefes alırsın. sonra o da nefes almaya başlar. bu nefes değişimi yaşam hakkında duyduğum en güzel şeylerden biridir."

    "ah yaşamak çok rahatsız edici. her şey acı veriyor: beden talep ediyor, ruh durmak bilmiyor, yaşamak sanki çok yorgun olup uyuyamamak gibi -yaşamak can sıkıcı. ne bedende ne ruhta çıplak yürüyebiliyorsun."

    "çirkin olan eşitlerin sevgisiyle seviyorum." sen nasıl bir cümlesin? hâlâ düşünüyorum. vazgeçtim, böyle bir kitap yazamam.