şükela:  tümü | bugün
  • fransız marksist tarihçi. özellikle ortaçağ çalışmalarıyla ünlüdür. islam tarihi ve haçlı seferleri üzerine eserleri vardır.
  • geçen hafta sanırım, ilber ortaylı, konuk olduğu programda bu tarihçiden bahsetti. claude cahen olmasaydı osmanlı öncesi anadolu hakkında bir sürü şey bilemezdik dedi. selçuklular hakkında bilinmeyen bir çok bilgiyi cahen ortaya çıkarmıştır diye de ekledi.

    claude cahen'in en önemli eseri, osmanlılardan önce anadolu (pre-ottoman turkey) adlı eserdir. bu kitabı tarih vakfı yurt yayınları basmıştır. idefix'den bulunuyor.
    bu müthiş eseri o dönemi bilmek isteyen herkesin okuması lazım. anlaşılır bir dille, akıcı bir şekilde yazılmış. anadolu'nun nasıl türkleştiği, toplum yapısı, moğol dönemi gibi çok ilginç kısımlardan oluşuyor.

    biraz da bu değerli yazarın hayatı hakkında kısa bilgi verelim:

    1909'da paris'te doğmuş. 1931'de ecole nationale des langues orientales'in türkçe-arapça bölümünden mezun olmuştur. bir süre tarih öğretmenliği yaptıktan sonra, akademik alanı seçerek 1936-1937'de türkiye'de araştırmalar yapmıştır. 1940'da haçlılar döneminde kuzey suriye adlı teziyle doktorasını aldık. ikinci dünya savaşında 5 yıl esir kalan cahen, 1945-1959 arasında strasbourg üniversitesi'nde, 1959-79 arasında ise sorbonne üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı. 1991 kasım'ında vefat etmiştir..
  • orta çağ'da anadolu üzerine yaptığı çalışmalarla tanıdığımız fransız tarihçi. daha çok türklerin anadolu'ya gelişi ve islamiyet'i kabul edişi üzerine çalışmıştır.

    bizim orta çağ araştırması yapan aydınlarımızın! çalışmalarında dipnot olarak bolca karşılaşabileceğimiz şahıs. adam söylenecek her lafı söylemiş, bize de kopyala yapıştır kalmıştır.

    nurer uğurlu'nun çevirisini yaptığı "türkler nasıl müslüman oldular" adlı kitabını, islamiyeti kabul etme şeklimizin bilinenin ötesinde, tüm incelikleriyle ele alınmış olması açısından şiddetle öneririm.
  • bir tercüme faciasına kurban gitmiş ortaçağ tarihçisi.

    haçlı seferleri zamanında doğu ve batı adlı eserinin çevirisini yapan doç. dr. mustafa daş, yaptığı tercümede kitabı katletmiştir. kitabın takdiminde haçlılar konusundaki bir eserin tercümesinin ehil olmayan birisi tarafından yapılması halinde yazık olacağını belirtip, kendisinin konuya olan vukufiyetine işaret etmiş, ancak hemen aşağıda göreceğiniz türden cümlelere imza atmıştır. cümlelere dikkat edilirse, bir kısmı bariz bozuk türkçe olup bir editör marifetiyle düzeltilebilir haldeyken, en az yarısı absürttür, düzeltilmesi mümkün değildir.

    --- spoiler ---

    - haçlı seferleri ve bu seferlere bağlı olarak başta anadolu olmak üzere ortadoğu’da siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel v.s. alanlarda meydana gelen gelişmelere türk tarihçilerinin büyük ölçüde kayıtsız kaldıkları bir gerçektir. bu kayıtsızlığın birçok sebepleri mevcuttur.

    - lengüistik zorluklardan maddi imkansızlıklara, önyargılardan…

    - fakat çeviri faaliyetlerini yürütürken de uzman olmayan kalemlerin ürünü eserlerin, sırf tercüme yapmak için seçilmesi umut edilen katkıyı sağlamak bir yana zarar da verebilir.

    - kendini beğenmiş görünmek pahasına, bu yayınların kalitesinin sayılarıyla ters orantılı ve hatta pıtrak gibi çoğalmalarının sebebinin bu kalitesizlik olduğunu söyleyeceğim. hatalı metot ve yaklaşımlar dolayısıyla bu yayınların bilimsel araştırma üzerindeki ağırlık yük bilinçli ya da bilinçsizce bizzat uzmanlar tarafından yanlış değerlendirilmiş.

    - bu tespit ne kadar tuhaf görünürse görünsün haçlı seferleri uzun zaman boyunca en fazla tanınmayan tarihi hadiseler olarak kalmıştır.

    - buna bir tepki olarak modern zamanlarda, bazı laik ve fransız olmayan protestan çevrelerde, haçlı seferlerindeki hoşgörüsüzlük ve karanlığa gömme teşebbüsü veya papalığın ihtiraslı politikası kınandı.

    - demokrasinin tarih bilimine bulaşmasından beri, tarih toplumlarla ve aynı zamanda onların savaş önderleri ve inançlarıyla da ilgileniyor.

    - bundan dolayı, romantik biçimde, özgürlükçü coşkun halk hareketinin büyüklüğü övülebildi veya tam tersine feodallerin açgözlülüğü, tüccarların kar etme zihniyeti, kimi kitlelerin kıyıcılığı kınanabildi.

    - çünkü uzmanlarla bağlantılı biçimde çalışıyordu. o, tek başına ve gerekli dillerden hiçbirini tanımaksızın yazabileceğini sanmıştı.

    - her ne kadar saygın incelemeler bu tür ortamlar içerisinde doğmuş eserler dâhilinde, hatta onlar sayesinde yapılabilmiş olsalar da, elbette bütün bunlar, haçlı seferlerinin bilimin dışındaki anlamıdır.

    - uzun süre önce bir nevi batının genelleşmesi şeklinde algılanan haçlı seferleri ve latin doğu görünüşte birbiriyle çelişen ve aslında birbirine benzeyen üç tarzda incelenmiştir.

    - bu son bakış açısından, xix. yüzyılın hukukçuları yapay feodal kurumların bir imajını oluşturmada başarılı olmuşlardır.

    - fakat bu keyfi düşünmeye yönelttiği veya bir fenomen gerçekle ilgisi olmayan bir itibarla çevrelendiği zaman, bu fenomeni şu ya da bu adla isimlendirmek farklı bir şey olmayacaktır.

    - gerçi “levant’ın ticareti” incelendi ve latin doğu’nun ticaretin farkında olmadığını veya latin doğulu tarihçilerin hiçbir zaman ticareti yazmadıklarını iddia etmek haksızlık olacaktır.

    - farklı problemleri derinlemesine araştırdığımızı söyleyemeyiz.

    - çok iyi bilmekteyim ki usul bu şekildedir ama bu durumda birçok konunun anlaşılmasını atlamaya mahkûm olmuş olacağız.

    - son olarak, yazılmış olanların hepsi batılı bakış açısındandır.

    - fakat bu vakanın bünyesine azımsanmayacak kimi doğulu unsurlar da nüfuz etmiştir ve haçlı seferlerinin karşı karşıya getirdiği iki toplumu mukayese etmek faydalı olabilir.

    - büyük ölçüde çoğunluk halinde kalan yerli halk üzerinde latin denilen doğu’nun aksi istikametteki etkisi ihmal edilmiştir.

    - bu yöndeki teşebbüslerin yapılmış olduğunu bilmiyor değilim ama bunların… doğu üzerine kaba taslak bir bilgiyle ve doğu dillerini bilmeden yapıldığını, vurgulamak gerekir.

    - kuşku yok ki etkileşimler ve temasların incelenmesi genel tarihin tüm yönlerinden yapılmalıdır.

    - dillerle bu tanışıklığı üniversitelerdeki branşlara bölünme zorlaştırıyor ama bu konuya gönül vermesini bilmek gerek. ifade edilen bu durum onca vaka arasında bizans’a da uygulanmaktadır.

    - doğu’yu yeniden değerlendirme çabasında batılı bir teşebbüsün olmasındaki tuhaflığı vurgulamakta sakınca görmüyorum. bugüne kadar doğulular sadece batılıların çalışmalarını kullanmışlardır. bunu yaparken işaret değiştirilmiş, zaferler bozgun olmuş ve bu mütekabil biçimde yapılmıştır. bununla birlikte norman daniel’in çalışmalarına değer veriyorum. o, doğu’yu yeterince tanımamakla birlikte, batı’nın islam’ı namla tarihine çalışmalarını hasretmiştir. çok genel olarak, çoğunlukla sanıldı ki tarihçiler, doğudan bahsedildiği zaman, eğer kendi alanları ise eleştiride ilk olmakla yetinebileceklerine inanmaktadırlar.

    --- spoiler ---

    kitap da aha şu:
    http://www.idefix.com/…asp?sid=o6fx46cp5s4smlf9ygxu

    yukarıdaki hatalar, sadece ilk 5 sayfadandır. kitap zaten en fazla beşinci sayfaya kadar gidiyor, sonrasına bakmıyorsunuz bile.
  • claude cahen'in "türkler nasıl müslüman oldu" adlı kitabının adı yayınevinin pazarlama taktiği olsa gerek. kitap osmanlı'ya kadar islam tarihini anlatmaktadır. kitapta 20 sayfa türklerin bahsi geçmektedir. kitabın başlığıyla ilgili tek bir cümle kitapta geçmemektedir. bir nevi okuyucuyu kandırmışlar. ayıp!
    ayrıca cahen kitabını arap gözünden yazdığı için türkler hakkında devlet kültürü olmayan, putperest, talancı, çapulcu gibi saçma tespitlerde bulunmuştur.