şükela:  tümü | bugün
  • üçüncü sezon ortasinda üç hafta boyunca kimse çevirmeyince mad men altyazilarina girişen kişidir. bu diziyi çevirmeye heveslenen pek yok zaten. başka bir sitede bir kişi daha var ama onun çevirmesi de bir hafta sürüyor. ayrıca bu herif diğer altyazi çeviren arkadaşların çoğu gibi üniversite öğrencisi degildir, tam zamanli kafa siken bir işi ve beş yaşında bir oğlu vardır. pazartesi sabahi indirdigi bolumu ve altyaziyi sali akşamüstü yüklemektedir ki gayet iyi bir performanstir. atip tutan, "ben bi saatte bitiririm yea nolcak" diyenleri bi denemeye davet ediyorum. bu dizi öyle lost gibi "we have to go back" "they took my son" diye diye kırk dakikayı doldurmuyor.
    daha söyleyecektim ama bu işin nasıl yürüdüğünü bilen biri olduğu anlaşılan askaros sayesinde pek söylenecek laf kalmamış.
  • mad men isimli efsane dizinin beşinci sezon dördüncü bölümü için yaptığı çevirinin yanında yazdığı notları okurken gülmekten gözümden yaş getiren başarılı divxplanet üyesi çevirmendir.
  • mad men altyazılarını çeviren kişidir.

    gönüllü olmakla görevli olmayı karıştıranların varlığını göstermiştir. gönüllü olan kişi, gönüllü olduğu işi canı istediği için yapar. yani iddia edilenin aksine, yapmaya gönüllü olduğu işi geç de yapabilir, 'eeh skerün' deyip vazgeçebilir de. gönüllü olmanın tanımı gereğidir bu. talimat aldığı için değil, canı istediği için bu işe girişir, her neyse o iş. hal böyleyken bu clausewitz denen adama 'sen bu işi adamakıllı yapamıyorsun, başkasına devret' diyen kişi bu lafı söylemekte ne kadar haklıysa, aldığı yanıtlar da o kadar haklıdır.
    yeterince açık mı olmamış nedir, tekrar söylensin: bilmemne dizisinin ingilizce altyazısını türkçeye çevirmek ulvi bir görev değil, övünülecek bir şey de değil, ama zaman ve emek isteyen bir şey. konumuz olan diziyi ceviren mevzubahis kişi, sırada bekleyenleri iterek öne geçip bu işe girişmemiş, sırada bekleyen kimse de yok zaten. 'ama sen geç yapıyosun bırak bu işleri' diyen ve bunun yapıcı eleştiri olduğunu iddia eden kişinin hakettiği cevap, 'begenmiyosan kendin yap' seklinde olur. yapıcı eleştiri, 'panpa şurasını böyle çevirmişsin, adam aslında böyle demek istiyor' şeklinde olur ve yapıcı bir karşılık görür.
    tam da bu noktada, teknik cevirinin "gunluk hayati isleyen bir dizinin" cevrilmesinden daha zor oldugu iddiasi cikiyor karsimiza. gunluk lisan diye hafife alinan seyin icinde deyimler, imalar, ironik ifadeler bulunur. teknik bir metinde ise bunlar bulunmaz. bu kadar basittir, ayri bir tartisma soz konusu degildir.
    bizatihizururi isimli yazar, bu fütursuz mallar sürüsünden birinin bizzat clausewitz denen herif olma ihtimalini de düşünebilir.

    kamuoyuna saygıyla duyurulur amk.
  • adamın dibidir. şaka şaka, adamın hasıdır, adamdır yani. demet akalın'a bağlattınız beni.

    işi gücü olmayan, sadece mad men yayınlansın ve ben bunu çevireyim diye bekleyen, hayatını bundan kazanan, bir ailesi , sorumlulukları olmayan birisidir. boş gezenin boş kalfasıdır bu clausewitz.

    buna rağmen koskoca 2 gün geçmiş ve dizinin yeni bölümünü çevirmemiş, bak sen terbiyesize.
    ekşi sözlük mahkemesine tiz çıkarıla, hesap vere o zaman.
    kimsiniz siz arkadaşım, kafayı mı yediniz. adam tekel mi koydu, dizinin çeviri haklarını satın mı aldı?
    varsa başka çeviren buyursun, yoksa teşekkür edip, minnet etmek gerekiyor sanırım.

    senaryodaki aksaklıklar ve çekim hataları yüzünden de suçludur bence clausewitz.
    bir de çevirirken bazı yerlerde ekşi sözlüğe göndermeler yaptığı gözümden kaçmadı.
    zaten çeviri çok kolay olm. "mr. and mrs. brown are going to picnic."

    böyle olmaz, bir hafta falan çevirmemek lazım ki, kimin neye ne kadar haklı kızdığı belli olsun.

    joan'dan sevgiler.
  • gereksiz eleştirilere ve mesnetsiz iddialara maruz kalmış kişidir. yaptığı bir iş olarak tanımlanamaz ki geciktirme yetkisinden bahsedilebilsin. velev ki ortada bir yetki var, çevirdiği altyazıları vakit darlığından ötürü geç paylaşma, divxplanet'ta paylaşmama, sadece dayıoğlu ile paylaşma, yakın arkadaşlarıyla paylaşma, hatta ve hatta kendini tatmin için sadece kendisi ile paylaşma yetkisi de vardır, hakkı da vardır. gecikti diye hakkında ileri geri konuşmak yanlıştır, günahtır, öbür tarafta hesabı sorulacaktır. "teknik" konularda çeviri yapmak çoğu zaman karşılaştırılan dizilerdeki çevirilere göre çok daha basittir. konuya hakim olunmadığı durumlarda insanlar anadilinde de olsa "teknik" konulardan bir bok anlamazlar. burada kriter, alınan eğitimle yapılmaya çalışılan çeviri konusunun örtüşmesidir. teknik çeviri kesindir, nettir. çevirmene göre çok fazla değişiklik göstermez. kaldı ki bu diziyi çevirmek de başlı başına "teknik" bir iştir. google translate gibi doğrudan çeviri olmamaktadır, göndermeler vardır, deyimler vardır. clausewitz burada "halka hizmet hakk'a hizmettir" düsturu ile yola çıkmış idealist bir arkadaşımızdır, kendisine ve yaptığı "iş"e laf söyleyenleri esefle kınıyorum, azalarak, ki zaten de azlar, kaybolmalarını diliyorum.
  • the economist dergisinin savunma, guvenlik, silahlar, diplomasi gibi sıkıcı konulari ele aldıgı bir bolumu
  • çeviri notlarına hasta olduğum, mad men adlı bir şaheseri, şahane bir biçimde çevirerek bizleri sevince boğan adamdır. şu an yeni bölüm çevirisi var malum sitede ama ben bu arkadaşın çevirisini bekliyorum ki izlediğimden doğru dürüst bir şey anlayayım.
  • her bölüm için hazırladığı şahane çevirilerin yanında, bir o kadar şahane çeviri notları ile de sanki birlikte izliyormuş hissini yaratabilen, ne kadar teşekkür etsek az kalacak çevirmen.
  • beni mad men'den soğutan çevirmen. mad men'in pazartesi yayınlanan sezon finalini daha henüz çevirememiş bir çevirmen kendisi. bugün günlerden cumartesi 45 dakikalık bir diziyi bu kadar günde çeviremiyorsa ( dili ağır öyle böyle olması farketmez ) ''ben çevirmek istemiyorum veya çeviremiyorum uygun değilim'' diyip başkalarına bıraksın diziyi.