şükela:  tümü | bugün
  • zenci trompet ustasi.solocu.26 yasindayken gecirdigi araba kazasi sonucu karisi ve bir piyanistle birlikte hayata veda eden brown in adina birde jazz foundation mevcut.
  • kendisiyle aynı dönemde yaşayan caz müzisyenlerinin aksine esrar veya uyuşturucu kullanmadan da iyi bir müzisyen olunabileceğini kanıtlamış usta trompetçi.max roach ile yaptığı çalışmalarla ünlenip kariyerinin başlarında trajik bir kazayla hayata veda etmişti.
  • hard-bop dönemini en çok etkileyen trompetçi. daha fazla ve yavaş vibratoyla çalmıştır, doğaçlamaları oldukça melodiktir.
  • brownie speaks albümündeki hymm of the orient yorumu muhteşem, aşmış trompet üstadı.
  • helen merrill'le şahane albümler yapmış trompetçi.
  • art blakey'le de çalmıştır.
  • her parçası ayrı bir muhteşem olan caz sanatçısı.
  • 1966-1977 yılları arasında eurovision'un süpervizörlüğünü yürütmüş ingiliz yapımcı.

    (bkz: #98799728)
  • 25 yaşında trafik kazasında piyanist richie powell ve powell'ın eşi ile birlikte vefat eden amerikalı trompetçi. aynı zamanda sandu, joy spring ve daahoud gibi standartların da bestecisidir. freddie hubbard, booker little ve lee morgan gibi trompetçileri de etkilemiştir. zaten lee morgan'ın çalımı kendininkine çok benzer. kaderleri de birbirlerine yakındır - erken ölümleri.

    ilginç bir şekilde haziran 1950'de konser sonrası büyük bir trafik kazası geçirmiş ve ağır yaralanmıştır. bir yıl boyunca hastanede tedavi görmüş ve bu sırada diz* kendisini ziyaret etmiş, müzik kariyerini devam ettirmesi konusunda öğütlerde bulunmuş - diz olmasa caz günümüzdeki hâline evrilemezdi sanırım. bird'den* tut miles'a* kadar herkesi gazlıyor adam, tüm genç yeteneklere destek oluyor. brown aylarca trompet çalamamış. bu yüzden piyanodan başka bir şeyle uğraşamamış ve 6 yıllık hayatı boyunca da hiçbir zaman tam olarak iyileşememiş. buna rağmen yılmamış ve cazın en saygın ve en ünlü trompetçilerinden biri olmayı başarmıştır.

    fats navarro'dan büyük ölçüde etkilenmiştir. hızlı tempolara hâkim olduğu kadar balladları da göze çarpar. ilk kaydını 1952'de r&b grup şefi chris powell'ın grubu the five blue flames ile yapmıştır. sonraları lou donaldson ile birlikte kendi grubunu kurmuş ve ikinci kez kayda girmiştir. burası da ilginçtir çünkü caz dünyasının babaları bile bu kadar kısa sürede lider olamamıştır. üstelik brown abimiz yarımdır, sağlığı yerinde değildir. sonraları tadd dameron, j.j. johnson, gigi gryce, lionel hampton, art blakey, quincy jones ve sonny rollins gibi isimlerin gruplarında sideman'lik yapmıştır. tabii ki bu sıralarda kendi gruplarını da kurmuş ve özellikle max roach ile birlikte hard bop'ta çığır açmıştır. 54 çıkışlı clifford brown and max roach albümünü hepinize tavsiye ederim.

    brown temiz yaşamıştır. cazı ele geçiren alkol ve eroinden uzak durmuştur. eroin bağımlılığından kurtulan sonny rollins hakkında ''clifford kişisel hayatım üzerinde derin bir etki yarattı. bana iyi, temiz bir yaşam sürmenin ve hâlâ iyi bir caz müzisyeni olmanın mümkün olduğunu gösterdi.'' demiştir.

    1950 haziranı'nda geçirdiği kazadan tam 6 yıl sonra tekrar haziran ayında konser için richie powell ve powell'ın karısı ile birlikte chicago'ya doğru yola çıkarlar. gece vakti yağmurlu havada araba yoldan çıkar ve üçü de olay yerinde hayatını kaybeder.

    ismi çok popüler değildir belki ancak brown abimiz de miles ve coltrane* gibi caz dünyasının ve özellikle de hard bop'ın babalarındandır. öldüğünde sadece 26 yaşındadır. bu abi yaşasaydı neler yapardı kim bilir? toprağı bol olsun...

    edit: kaderi sorgulatan başka bir olayı daha eklemeyi unutmuşum. lee morgan nasıl ki clifford brown'dan büyük ölçüde etkilenmişse, brown da aynı şekilde fats navarro'dan etkilenmiştir - yukarıda belirttiğim gibi. fats de aynı brown gibi 26 yaşında eroin bağımlılığı ve tüberküloz yüzünden ölmüştür.