şükela:  tümü | bugün
  • günün birinde thom yorke'un rock vokalleri tarihindeki yeri -gereksiz yere- tartışmaya açılırsa lehinde tanıklık edecek şarkı.

    şarkıdaki bütün o karanlık hava kökenini yalnızlık duygusundan alan hallerden meydana geliyor gibi ve biz şarkıda yalnızlık sözüne tek bir yerde denk geliyoruz, "i've got the smell of a local man/who's got the loneliest feeling" derken. yalnızlık sözcüğünün kökü bu kelimenin "lone" kısmı ve yorke bu heceyi diğerlerinden biraz daha uzatarak, hafif dalgalandırarak söylüyor. teknik kısmı önemli değil, yorke sözcüğe olası tüm anlamlarını, tüm telmihlerini yükleyerek söylüyor, yalnızlığın ne olduğunu çok iyi anlatıyor. tek sözcük bir kilitttaşı olup bütün şarkıyı sırtlanıyor.

    böylesi bir büyüklük var bu şarkıda, şimdiden klasik kabul etmek için başka delil aramaya ihtiyaç duymuyorum kendime adıma. thom yorke mu? saygılarımla, başkasına dilim varmıyor...
  • kapısının kilidini açan anahtarım ben
    bodrumunda oyuncaklarını sakladığın evin
    ve içerinde çok derine ilerlersen
    sadece benim yansımamı göreceksin

    en iyisi hep örtüyü örtmektir
    ben buzun içindeki çiviyim*
    sakın bağırıp alarma basma
    ölene kadar arkadaş kalacağımızın farkındasın

    hangi yöne dönersen dön
    ben orada olacağım
    kafatasanın içini de açsan
    ben orada olacağım

    duvarlara tırmanmakta olacağım

    en iyisi hep ışıkları kapalı tutmaktır
    daha iyidir hep dışında kalmak
    onbeş nefes ensene
    onbeş nefes aklına

    ve bu gece çocukları odalarına kitle
    gözlerini dolaba kaldırıp sakla
    bende tanıdık bir adamın kokusu var
    hani şu en yalnız hislere sahip olan adamın

    hangi yöne dönersen dön
    ben orada olacağım
    kafatasanın içini de açsan
    ben orada olacağım

    duvarlara tırmanmakta olacağım
    duvarlara tırmanmakta olacağım
    duvarlara tırmanmakta olacağım

    *buz kıracağı, son çareyi -intihar- simgeler

    bu şarkının temel olarak korkulara, kaygılara, anziyetelere (anxiety), paranoyalara, vb. hallere yazılmış olması pek muhtemel.. daha doğrusu bu tip bozuklukları ihtiva eden bir ruh halinin bunları yazabilmiş olacağı.. şarkıyı kendisine söyleyen oluşum aslında kişinin kendi sorunlu ve kapana kısılmış, bastırılmış, rahatsız ve huzursuz benliğidir.. bir de bu şekilde dinleyin, bütün metaforlar daha mantıklı gelecektir.. onbeş nefes ise, vücut bulmuş ikincil kişiliğin hem zihnen hem de fiziken yaratabileceği tahribatlar konusunda ev sahibi kişiliğe verdiği bir gözdağı niteliğindedir..

    kaldı ki bence bu şarkı takıntılı bir sevgilinin dilinden de dökülebilir..

    bir de, sanırım en sevdiğim radiohead şarkısı
  • ok.computer'daki 12 harikadan sadece bir tanesi

    i am the key to the lock in your house
    that keeps your toys in the basement
    and if you get too far inside
    you'll only see my reflection

    it's always best when the light is off
    i am the pick in the ice
    do not cry out or hit the alarm
    you know we're friends till we die

    and either way you turn
    i'll be there
    open up your skull
    i'll be there
    climbing up the walls

    it's always best when the light is off
    it's always better on the outside
    fifteen blows to the back of your head
    fifteen blows to your mind

    so lock the kids up safe tonight
    put the eyes in the cupboard
    i've got the smell of a local man
    who's got the loneliest feeling

    that either way he turns
    i'll be there
    open up your skull
    i'll be there

    climbing up the walls
    climbing up the walls
    climbing up the walls
  • hasta bir şarkı. yemin ediyorum psikopat yapıyor adamı. bir keresinde bu şarkıyı dinledikten sonra, akıl sağlığımı korumak için radiohead dinlemeyi bir süreliğine bırakmayı düşünmüştüm. evet. 2 gün dayanabildim. sonra yine climbing up the walls.
  • dexter'da, özellikle de kahramanamızın neredeyse tümüyle yalnız olduğu ilk zamanlarda, bir bölümde kullanılmamış-çalınmamış olması büyük kayıptır.

    "it's always best when the light is off
    it's always better on the outside"
  • şarkının sonundaki korkunç ses, thom yorke'un gitarın içine doğru çığlık atmasıyla ortaya çıkmış...
  • kanımca radiohead'in ilk üç eserinden biridir.radyogafalar bu parçayı canlı çalmadan önce girişindeki ve bitişindeki "white noise" için kısadalga radyo vericisi kullanırlarmış,konserden önce de jonny greenwood abimiz o yerdeki lokal radyo istasyonlarından uygun olanları ayarlayıp,şarkının girişindeki o sesleri istasyonlar arasındaki geçişlerle oluştururmuş.
  • radiohead'in en iyi bir kac sarkisindandir kanimca. sarkinin tamamina hakim o boguk hava, vokali flulastiran efekt, siradisi bass'lar, gerek baterideki, gerek gitarlardaki tum diger hafif efektler, o ozel radiohead sound'unun tepesine yerlestirir bu sarkiyi. kanimca radiohead'in en radiohead sarkisidir. hele 3:10'dan sonrasi, butun bu ogeler gitgide buyur ve en sonunda da yaylilar eklenir, vokal muhtesem, beste muhtesem, enstrumanlar muhtesem.. her dinledigimde aklimi alan ender sarkilardan, ve kesinlikle dunyadaki en iyi sarkilardan biri, muzigin bir insana yapabilecegi seylerin kaniti, buyu gibi bir sey.
  • çok sağlam bir rock tabanı vardır parçanın. gitarla arkadan oluşurulan melodi ve ritm şarkıdaki çıkışlar için zemin hazırlar.
    kendisi farkettirmeden sokulur gelir içimize. sonra birden bir ateşlenir ortalık. o zaman fark edersiniz ki bu şarkı içinizde bir boşluk oluşturmuştur bile. işte climbing up the walls...
  • bbc'de thom yorke'dan "oxford'un muzik dehasi" seklinde bahsedilirken fonda calan hasta bir parca.