şükela:  tümü | bugün
  • eğer gerçekten kendisini tanıyor olsaydım, tek bir soru sorardım. "bay clint eastwood, oynadığınız bütün filmlerde size verilen rolleri siz mi yoğurdunuz?" müthiş karizma, müthiş ağır abi klasmanında kendisi. benim için asla yeri doldurulamayacak bir aktör olarak kalacak; ancak gerçekten merak ediyorum, kendisi gelen tekliflere karşı ya çok seçmeci ya da fazlasıyla karışmacı, fakat hangisi? eğer birinci durum söz konusuysa saygı duyarım, ikinci durum söz konusuysa daha çok saygı duyarım; neredeyse tüm kariyeri (bir hayli filmde görünmüştür: http://sharebus.com/…ow.php?castname=clint eastwood) boyunca falso vermeden hep aynı adamı (belki idealini belki gerçekten kendisini) oynarken seyirciye konusu veya tarzı ne olursa olsun aynı hissi yakınlığı aktarabilen fazla aktör olduğunu sanmıyorum.

    bir renk cümbüşü ya da tatlar skalasından söz edemeyiz onun için, o bildiğimiz dirty harry'dir. pis işlerin kendisine neden verildiğininin gizemini aslında dirty harry'de de bulamazsınız; il buono, il brutto, il cattivo veya per un pugno di dollari veya per qualche dollaro in più'dan taşmanız gerekir anlayabilmek için. onun adı hiç önemli değildir; o sadece the outlaw josey wales'da ya da pale rider'da dirty'liğe mecbur kalmış bir mahkum gibidir. din adamı olsa da öyledir, olmasa da. "adalet yerini bulsun; herkes birbirine karşı adil olsun" diye silahı almaz; sadece geçerken uğrayan, gelmişken de yere düşene elini uzatan, onu yerden kaldıran sonra da defolup giden pisliği oynar. felaket bir yurtsuzluk bilinci hakimdir onda. in the line of fire'da devlet görevinden azledilince sıyıran john malkovich'in karakterinin arada söylediği gibi belki görev adamı ya da kalıcı adaletin babacan modeli de olabilir bay başkanının sadık koruması kalabilecek kadar; ancak bir an gelir kendi yaşamını düşünerek görevini ihmal eder, kurşuna göğsünü siper etmez. clint eastwood'un neredeyse her karakteri tek bir karaktere çıkar benim gözümde. ve yukarıda bir parantez içinde dediğim gibi, onun canlandırdığı karakterler hem bir yönüyle onun ideali hem de bir yönüyle onun kendisi olmalıdır. yoksa rol yapmıyormuş'un rolünü yapmaya tenezzül bile etmeden bu kadar çok sinema hayatımı kaplamış olmasının başka bir açıklamasını bulamıyorum. moda deyimle, ondaki "ıssızlığı"n yol açtığı en büyük travmanın etkisi onun sıkı takipçilerinde; zira onun gibi sigara içmek, onun gibi klark çekmek, onun gibi yürümek (hatta onun gibi koşmamak, koşuyor görünmek), onun gibi hatunun beline sarılmak, onun gibi "outlaw" olmak, onun gibi kirlenmek, onun gibi intikam almak, onun gibi an'ın adaletini sağlamak, onun gibi uzaya çıkmak, onun gibi alcatraz'dan kaçmak, onun gibi boks antrenörü olmak ya da elde küçük bir kitapla gölgede kalmak... daha da uzatabilirsiniz bunları; en nihayetinde dirty harry'e ya da adı olmayan adam'a güdümlü metamorfozunuzda derin bir yurtsuzluk ancak samimiyetle anlaşılmayı bekleyen, hak eden samimiyetsiz bir deri değişimi olarak görülecektir.

    ideali ile kendi'sini "oynayabilmek" herkesin başarabileceği bir şey olmasa gerek. ondaki olağan'daki olağan-dışılık gibi bir şey.
  • yaşlandıkça filmleri dini imgeler ve göndermelerden geçilmez oldu. yeni projelerini merakla bekliyoruz.
  • birbirinden güzel filmler çeken, bu haliyle sergio leone'yi yönetmenlikte çoktan geçmiş olan holywood kişisi.
  • gran torino'da, kore'de savaşmış, ford fabrikasından emekli, polonya asıllı amerikalı walt kowalski rolündeki efsanevi aktör. 2008 yılı onun için verimli bir yıldı. changeling ve gran torino filmlerini yaptı ve gran torino'da son kez oyunculuğunu sergiledi.
  • sudden impact filminde, soygunculara: "buradan çıkmanıza izin vermeyeceğiz" demiş, akabinde soyguncunun "siz mi? tek başınasın salak. siz kimsiniz" şeklindeki tepkisine, "smith, wesson ve ben" diye cevap verip, adamı vurmuştur.
  • gerek changeling olsun gerek mystic river olsun cektigi filmlerde eksik, anlasilmaz ya da acik bir nokta birakmiyor. bu ozelligi hosuma gidiyor.
  • dün oynanan olympique lyon-sochaux maçından önce sahaya çıkıp temsili başlama vuruşunu yaparak ve 32 numaralı formasını alarak gerçek olympique lyon'lu olmuş 79 yaşındaki efsane aktör.

    http://vliegendenederlander.blogspot.com/…hada.html

    lyon'da bulunma sebebi, ödül alacağı film festivaliydi bu arada belirtelim.
  • western hastası bir dostumla yaptığımız bir muhabbet sırasında "hacı bu adam insan değil, harbiden değil. uzayda hayat var, şerefsizim var ya" diyerek hakkında bana söylenecek birşey bırakmadığı müthiş insan.
  • eğer sosyal mesaj kaygısından arındırılmış, karakter odaklı bir drama senaryosu yazarsam, sinemaya dökmesini istediğim tek yönetmen olur. sade, yalın ve tam düşündüğüm gibi. ancak ben o senaryoyu yazana kadar muhtemelen ölmüş olacak bu yüce insan.

    n'olurdu lan bi 30 sene önce doğsaydım?
  • şahsen sevdiğim bir insan değildir. hatta alenen hiç sevmem. ama bir yönü var ki, önünde eğilirim. oyuncularından yüksek performans almada yeryüzündeki en iyi yönetmenlerden biri zatı muhterem. ki bu, yönetmenliğin en önemli meziyetidir diyebiliriz.

    oyuncularının (kendisi dahil) oscar performanslarına bir göz atalım.

    unforgiven (1992)

    -en iyi erkek oyuncu (clint eastwood) - adaylık
    -en iyi yardımcı erkek oyuncu (gene hackman) - kazandı

    the bridges of madison county (1995)

    -en iyi kadın oyuncu (meryl streep) - adaylık

    mystic river (2003)

    -en iyi erkek oyuncu (sean penn) - kazandı
    -en iyi yardımcı erkek oyuncu (tim robbins) - kazandı
    -en iyi yardımcı kadın oyuncu (marcia gay harden) - adaylık

    million dollar baby (2004)

    -en iyi erkek oyuncu (clint eastwood) - adaylık
    -en iyi kadın oyuncu (hillary swank) - kazandı
    -en iyi yardımcı erkek oyuncu (morgan freeman) - kazandı

    changeling (2008)

    -en iyi kadın oyuncu (angelina jolie) - adaylık

    invictus (2009)

    -en iyi erkek oyuncu (morgan freeman) - adaylık
    -en iyi yardımcı erkek oyuncu (matt damon) - adaylık