şükela:  tümü | bugün
  • american crime'ın 2. sezonundaki rolüyle ne kadar yetenekli ve geleceği parlak bir oyuncu belli eden connor jessup'ın başrolünde yer aldığı, stephen dunn isimli yönetmenin ilk uzun metraj sinema filmi. film 2015 yılında toronto film festivali'nde yer almış ve 'best canadian feature' ödülünü kazanmış.
    film de cinsel yönelimi konusunda kafa karışıklığı yaşayan bir çocuğun coming out öyküsünü ve onun maço babasıyla bu durum üzerine olan ilişkisini konu alıyormuş.
    internete ne zaman düşer veya türkiye'de sinemalara ne zaman girer (veya girer mi acaba) bilemiyorum ama merak ettim açıkçası.
    (ayrıca connor jessup'ın kariyeri boyunca hep eşcinsel rolleri mi seçeceğini düşünmekteyim)

    edit: az önce izlemiş bulunmaktayım. beğenmedim.
  • yönetmenin (stephen dunn) ilk uzun metraj deneyimi. adıyla müsemma, direkt olmasa da gey temalı. daha ziyade genç bir oğlanın kendini, cinselliğini, cinsel yönelimlerini keşfedişi.

    filmin yönetmeni 1989'lu ve kanadalı. dediğim gibi, çektiği film de gey temalı. tüm bu açılardan, xavier dolan'ı hatırlattı bana. hatta closet monster'da wilder isimli genci canlandıran aliocha schneider isimli oyuncu, dolan'ın les amours imaginaires isimli filminde nicolas'ı canlandıran niels schneider ile kardeşmiş. bu da ilginç bir tesadüf.

    filmi sevdim ama bir şeyler eksik, karakterler biraz yüzeysel. film de, senaryo da karakterler de daha derin olabilirdi. bu filmi yirmi yedi yaşındaki halimle değil de on yedi yaşındaki halimle izleseydim çok daha fazla etkilenebilirdim muhtemelen.

    --- spoiler ---

    o hamster'ın konuşabiliyor olması gereksizdi. olmasaydı daha iyi olurmuş.

    --- spoiler ---
  • malum ortamlarda boy göstermiş filmdir.
  • "in the closet" olayını gerçekten yaşatan ender eşcinsel ana karakter içerikli film. çocuğun bu durumla yaşadığı stresi ve anksiyeteyi, o karın ağrısını, o korkuyu, o yalnızlığı çok güzel anlatmış film. film ekstra bir şey sunmuyor ama bu dediğim olayı bile anlatışı beni tatmin etti yeterince.

    tabii bir de film sayesinde çok güzel bir şarkıyla tanıştım. allie x - bitch
  • taklitlerin aslini yasattiginin kaniti niteliginde film.
    adam cast secerken bile bir diger filmdeki basrolun kardesini kullanmis.
    renkler, karakter secimi, mekanlar, objeler, muzikler, inis-cikislar, isiklar... tamamen xavier dolan'in vasat bir kopyasi gibi.
    ayrica bu dramatik ve aglak acilma, kendini tanima hikayelerinden de gina geldi hic yok mu arkadasim sizde anlatacak mutlu hikaye? hep bir itis kakis, kacis siginis, sicip sivayis, kan gozyasi drami.
    queer sinemanin bu tikanikligi kabak tadi verdi.
    goren de hepimiz hayatimizin bir evresinde kan kusup kizilcik serbeti ictim diyoruz, travmadan travmaya kosuyoruz sanacak, pesinen soyliyim yok oyle bisi.
  • daha önce de belirtildiği gibi les amours imaginaires'den esinlenmenin biraz ötesine gitmiş, tam olarak neyi, nasıl anlatmak istediği belli olmayan, oturmamış bir film.