şükela:  tümü | bugün soru sor
  • antibiyotik kullananlarda psödeumembranöz enterokolit etkenidir.
  • antibiyotik kullanımı sonucunda bağırsaklardaki yararlı bakterilerin ölümünden fırsatla, kendi antibiyotik direncini kullanarak bağırsaklarda egemenliğini pekiştiren, salgıladığı toksinler sebebi ile ishal ve kolite sebep olan bakteridir. hastanelerde yaygınlaşmış ve ameliyat sonrası hasta ölümlerinde başa güreşmektedir, mide asidi, yüksek ısı ve hemen hemen tüm antibiyotiklere dirençlidir
  • barsaklarda enterotoksin ve sitotoksin adı verilen, ya da toksin a ve toksin b olarak bilinen, iki çeşit toksin salgılayan bir patojendir.
    gaitada toksin a bakılması bu patojene bağlı kolit teşhisinde oldukça yardımcıdır.
  • hastaya saglikli bireylerden alinan kakanin yedirilmesi ile tedavi edilebilen bir rahatsizlik imis. new york timesin yalancisiyim.

    (bkz: kakanın faydaları)
  • antibiyotiğe bağlı ishalin en önemli nedenidir. tablo basit bir ishalden ölümcül pseudomembranöz enterokolite kadar uzanabilir. toksin a ve b ile hastalık ortaya çıkar. bu toksinler sitotoksik etki ederler ve böylece sıvı alımı kontrolü bozulur. yenidoğanlarda yüksek oranlarda ( % 70) barsaklarda bulunurken erişkinde bu oran düşüktür. bebekler ve küçük çocuklarda toksinler için bağlayıcı reseptör henüz gelişmemiştir. bu yaş grubunda pme gelişiminde s.aureus enterotoksin-b düşünülmelidir. her antibiyotik kullanımı sonrasında ishal gelişebilme riski varken bu risk; klindamisin(ensık suçlanan antibiyotik), amoksisilin, ampisilin ve sefalosporinlerde daha yüksektir. toksin veya bakteri kan dolaşımına geçmez. sporları hastane ortamında kolayca yayılarak hastalık oluşturabilmektedir. ayırıcı tanısında inflamatuar barsak hastalıkları veya iskemik kolit akla gelmelidir. tanıda dışkıda toksinin gösterilmesi anlamlıdır. gaytda lökosit görülür ve gaytada gizli kan pozitiftir. bunun için hücre kültürlerinde sitotoksite deneyleri altın standart durumundadır. elisa, lateks, kromotografik yöntemlerle de bu toksinler saptanabilir. pseudomembranöz enterokolit tablosunda sigmoidoskopik görünüm tipiktir. bu nedenle tanıda altın standart kolonoskopidir. bakteri ccfa (cefsoludin cefotaxime fructose agar) besiyerinde tipik koloniler yaparak ürer. tedavide hafif olgularda antibiyotiği kesmek, daha ağır olgularda metronidazol kullanımı ve gereğinde vankomisin (oral) tercih edilir.
  • bilim insanlarının insanlığın sonunu getirme potansiyeli olduğundan korktukları bakteri. o kadar çok şeye dirençlidir ve antibiyotiğin bilinçsiz kullanımı yüzünden gün geçtikçe daha da güçlenmektedir ki, 10 sene içinde hiçbir ilacın kendisine tesir etmeyeceğinden korkulmaktadır.

    bilinçsiz antibiyotik kullanımı ile vücuttaki bakterilerin çoğunluğunun ölmesi, ancak kendisinin dirençli olması sebebiyle bağırsak florasının tamamını ele geçirerek orada yaşayan ve antibiyotik yüzünden zayıflamış diğer bakterileri asimile ettiği için (misal e.coli) ishal yaratmakta ve ilaçlara olan direnci yüzünden ("difficile" adını boşuna almıyor) tedavi edilemeyerek insanların ishalden ölmesine sebep olmaktadır.

    tedavi yöntemlerinden birisi çok iğrenç de olsa kelime anlamıyla bok transplantıdır. sağlıklı bir insanın dışkısında bulunan doğal bakteri florası, hasta kişinin kalın bağırsağına hücum ettiğinde clostridium difficile işgali altındaki bağırsak florası eski haline döner ve işgalci bakteriler yok edilmiş olur.

    inanmayanları şöyle alalım, bahsettiğim tedavi yöntemini uyguladıktan bir gün sonra tüm semptomların ortadan kalktığı anlatılıyor. bununla alakalı olarak doğal dışkı florasındaki bakterileri içeren bir ilaç çıkartarak olayın iğrençliğini ortadan kaldırarak tedavi uygulamayı düşünüyorlarmış:
    http://www.nytimes.com/...

    allah eline düşürmesin, kendisi pis, tedavisi kendisinden de pis.
  • antibiyotik kullanımına bağlı enterokolit nedeni. ülseratif kolit ayırıcı tanısında düşünülmesi sözlü hocasının hoşuna gider. tusta çıkmaz.