şükela:  tümü | bugün
  • friends "the one where ross finds out" bölümünde rachel'ın söylediği akıllara yer eden kelime:

    " i am over you. and that my friend is what they call closure"
  • birer dostoyevski karakterleri olan bizlerin icinde huzursuzluk yaratan, bir nedenden dolayi bitmemis bir meselenin sonlandirilmasidir.

    "closure"a ulasan tarafin rahatlamasinin sebebi karsi taraftan alacak-verecek beklentisinin sifira inmesidir. nihayetinde kimsenin kimsede duygusal safrasi kalmamistir ve o kisiye ait duygusal durumlar baslikli excel sayfasinda gider ve gelir denklesmistir.

    gavur fimlerinde "closure" arayan karakterler iste bu denklesme operasyonunu gerceklestirmek icin cabalar dururlar. hatta orhan pamuk abimizin masumiyet muzesi "closure"a ulasamayan bir iliskinin izini surmektedir. hatta anlamini yitirse de hakkini helal etme ve bunu bir protokol dahilinde beyan etme kulturumuzun icat ettigi bir closure arayisidir dahi diyebiliriz.
  • ing. uktenin giderilmesi
  • tam bir türkçe karşılığa sahip olmayan ingilizce kelime. bana bu kelimenin türkçe karşılığının olmayışının nedeni çok anlamlı gelir, keza biz milletçe closure'dan ziyade tozu halı altına süpürmek, sallantıda bırakmak, adam sendecilik gibi mefhumlardan medet umarız. nesiller arası aktarımımız bize bunu öğütler. boşanıp aynı evde yaşayanlar, iki ayrı dünyaya/yatağa/aşka sahip olduğu halde evli kalanlar, boşandığı karısını gidip vuranlar closure eksikliğinden muzdarip kişilerdir.
  • ing. isim. anlamı kapatma aksiyonu yada kapatılmış olmak. bir kesiğin kapatılması gibi, kapatılan, kapanan bir şey. sona gelmek, sonuç.
  • anlam kapanması. gösterenle gösterilen arasına allahtan başka bir şey girmemesi. çok teknik bişey. ben de tam bilmiyom.
  • bu tabirle alakali son zamanlarda etrafta cok sey duymaya basladim, herkes elbirligi etmis gibi tam turkce karsiligi yok falan diyor. en son da su linki gorunce artik ustune bir not dusmek vacip oldu: (bkz: http://www.hurriyet.com.tr/….asp?yazarid=322&gid=61)

    kelimenin tam turkce karsiligi olmamasi bir anlamda dogru ama onu karsilayan tabirler yok anlamina gelmiyor bu, sadece bizde bu halin ismi yok fiille tarif ediyoruz. benim de ilk friends maceralarimda epey kafam karismisti rachelin ross icin closurea sahip olmasi falan hususlarini tam anlamamistim. cok pop bir tabir oldugu icin her pop tabir ayni sekilde ifade edilemedigi icin de garip bir tercumesi vardi, belki hala da oyledir.

    bizde buna en yakin kelime ukde ya da ukde kalmasi ama o da closurela zit anlamli o yuzden kafalar karisiyor. cunku biz icimde ukde kaldi diye surekli kullaniyoruz da ukdenin nasil gittigini pek kullanmiyoruz, halbuki ukdenin gitmesi cogu zaman closure ile tarif edilen durumu anlatiyor. cunku closure elemanlarin icine oturan bir hadisenin artik ustunun kapanmasin ukdenin kaybolmasi gibi durumlarda kullaniliyor, mesela son ornek usame bin ladin, 11 eylul hadisesindeki kayiplarin ardindan 2 ulkeyi yerle bir etmek adamlara yetmemisti hala olayin bas sorumlusu usame bin ladinin yasiyor olusu bir ukde gibi yasiyordu iclerinde, oldurduler gotleri buz gibi oldu. (bkz: gotunuz buz gibi oldu mu) yani closure oldular rahat ettiler.

    tabi daha cok romantik komedi dizilerinde elemanlarin bas dondurucu ask trafigi sirasinda kullanilan closure yakin olsa da ayni anlami tasimiyor. orada iclerinde tam olarak bir ukde kalmis degil, sadece kafalarinda cevaplanmamis sorular var iclerinde hala bastirilamayan hisler var, ne zaman ki bu isler bir nihayete eriyor o zaman i have the closure diyorlar. bu tam anlamiyla o isleri biraktik demek. dizici genclere nacizane onerim eger elemanlardan biri "i have got the closure dude" diyorsa onu "biz o defteri kapattik haci" diye tercume etmeleri, o dingiller turk olsa oyle soylerdi cunku. hey dostum senin problemin ne ha vakasina donusmesin bu da.
  • vancouver sleep clinic'in bu yılın başlarında yayınladığı bağımlılık yapan bir single. akustik versiyonu da oldukça güzel.

    sözleri:
    i might lose my mind in a place like this
    i might take that risk
    i might brave the fire 'til the feeling hits
    until we both get lit

    imma take a dive, we could sink or swim
    imma take a shot, we could make or miss
    there's no going back once we've gone all in

    i don't wanna be over you
    if i can make you mine
    i don't wanna take closure now
    if i can fix tonight
    i don't know if we can work this out, but i've got to try
    i don't wanna be over you
    if i can make you mine

    say that it's okay
    i know that it isn’t
    say you need space
    that is your decision
    say it to my face
    tell me how i'm tripping
    this is something real
    i'm what you've been missing

    imma take a dive, we could sink or swim
    imma take a shot, we could make or miss
    there's no going back once we've gone all in

    i don't wanna be over you
    if i can make you mine
    i don't wanna take closure now
    if i can fix tonight
    i don't know if we can work this out, but i've got to try
    i don't wanna be over you
    if i can make you mine

    i just need you
  • serdar turgut abimiz bugün bu kelime ve 2011 yılı ile alakalı derin tespitlerde bulunmuş. mevzubahis yazı işte:

    ''ingilizce’de çok sevdiğim bir kavram var: closure. içinizi kemiren, üzerinizde baskı oluşturan bir sorunla yüzleşmenizin ve bunu bir şekilde kafanızda çözüme ulaştırmanızın sürecini anlatır bu güzel kavram.
    türkçe’ye sona erdirme, kapatma, kendinizle yüzleşme olarak çevirebilirsiniz ama hiçbirisi maalesef closure kelimesinin güzelliğini, derinliğini anlatmıyor.
    closure süreçleri son derede kişiseldirler. bireyin iç acısıyla, içini kemiren sorunla yüzleşerek sorunu kafasında bir şekilde kapatmasını anlatır kavram; ama ben bireyler dışında toplumların da bir closure süreçleri olabileceğine inanıyorum. hani bir sorun toplumu içten içe kemirir ya... sorunlar bazen çözümsüz gibi gözükmeye başlar ya... birden kaynamaya başlayan suyun taşması ve ateşi söndürmesi gibi toplumlar da birden hareketlenir ve artık zaptedilemeyen kaynayan suyun taşıp ateşi söndürmesi gibi huzursuzluklarıyla yüzleşir, en azından kafasından siler; bu da toplumun closure‘ı olur.
    ben 2011 yılının türkiye için bir closure yılı olacağını düşünüyorum. “kanıt nerede, bunu neye dayanarak söylüyorsun?” derseniz size somut bir şey gösterebilmem mümkün değil. burada sadece yıllar boyu sürmüş olan kavgalarımızın, içimizi kemiren sorunların kaynama noktasına gelmiş olmasıyla başlayan bir süreçten bahsedebiliyorum. kaynamaya başlayan duygularımızın artık taşıp bizi kaynatan ateşimizi söndüreceği yıl olacak 2011!''
  • iliskinin* bitimi icin onkosul.

    *bahsi gecen iki kisi arasindaki iliskidir. iki kisinin de sahip olmasi gerek bir sey degildir, "closure". biri ulastigi anda iliski bitmisdir bile. geride kalan kolu kanadi kirik* balik olur. onun da bir an once o noktaya ulasmasi, ve kapatmasi* gerekir.
    orn: i am over you demek.

    [orn2: (bkz: friends)
    -i am over you.
    -when were you under me?]

    edit: orn2 icin #3806490