şükela:  tümü | bugün
  • isim paylaşmadan ilginç bir anektod aktarayım.

    sektörde dev bir online perakendeci firma var.
    bu firma alibaba cloud computing kaynaklarını kullanıyor.
    a firması diyelim.

    bir de sürüyle magazaları olan, sektörde yine devlerden bir başka firma var. b firması diyelim.

    a firması, kvkk, spk vs gibi düzenleyici regüle edici kurallar sözkonusu olduğu zaman, kurumların veriyi y.dışında işleme konusunda ellerini kollarını bağlayan kuralları biraz light algılayıp, genellikle ekonomik olarak makul kararlar veren bir firma.

    b firması, kvkk, spk gibi regülasyonları ciddiye alan, bu kuralların ihlali durumunda ödenecek cezaları araştıran, bunları risk olarak değerlendiren ve çoğu zaman ekonomik olan değil, regülasyona uygun kararları alan firma.

    özetle a firması kvkk'yı pek sallamıyorken b firması buna mümkün mertebe uymak için dünya para harcadığı gibi, mecburen hantallaşıyor.

    b firmasının canına tak etmiş durumda.
    ilgili regülatif kuruluşlara başvurarak "burada bir rekabet konusu var, bu firma ilgili regülasyonları bizimle aynı şekilde değerlendirmediği ve uygulamadığı için burada haksız rekabet var - ya bu a firmasının bizimle aynı şartlarda çalışmasını sağlayın, ya da bu kuralların netleşerek bizim de a firması gibi daha özgürce verimizi işlememize izin verin" diyeceğini beyan etti.

    şimdi bu a firmasının - b firmasının pratikleriyle işlemeye zorlanması, firmanın kaçınılmaz olarak küçülmesi demek ve firmanın ciroları ve işlem sayıları düşünülünce çok miktarda bir gelir/vergi kaybı manasına geliyor.

    benim tahminim hükümetin, gelir getirecek, çoğaltacak pratikten yana oyunu kullanacağı ve kvkk olsun bddk gibi şeyler olsun bu konudaki kuralları gevşeteceği yönünde.

    bu tabi gelecek hafta olmayacak. bu işler uzun süren ve devletin yavaş karar verdiği mevzular.

    burada "ya biz makinemizi kocsisteme verelim onlarda dursun ne var ki" diyebiliriz tabi - ancak bugün itibariyle aws ve azure'un sunduğu beceriler, klasik datacenter hosting hizmetinin fersah fersah ötesinde. cloud denilen şey basit bir datacenter barındırma hizmeti olmayı çoktan bıraktı. evet yapabileceğiniz 100lerce şeyden birisi istediğiniz vm'i oraya kurup kaynak kiralaması yapmak ama azure ve aws daha çok başka yerden alınamayacak veya kendi ortamımıza kurması zahmetli/pahalı hizmetleri hızlıca ve makul maliyetle alabileceğimiz bir yer olmuş durumda.

    türk firmaları bu imkanları kullanamıyor. bulgaristandaki belki daha az becerisi olan firma, data analitiği olsun, ai olsun, big data olsun, powerbi gibi raporlama ve veri analizini kolaylaştıran uygulamaları olsun rahat rahat kullanıp rekabetle öne geçebiliyor.

    yani hükümetin bakması gereken şey türk a firması ve türk b firması rekabeti değil -

    türk firmaları vs modern bilgi işlem hizmetlerinden rahat rahat faydalandığı için güçlü rekabet edebilen yurt dışı firmalar rekabeti.
  • bu teknolojinin en ilginç tarafı aslında hiç de yeni olmamasıdır. insanlar öyle bir pohpohluyorlar ki ben mi yanlış biliyorum diye düşünmeden edemiyorum. zamanında unix diye bir işletim sistemi vardı. bütün bilgiler sunucu bilgisayarlardaydı. kullanıcılar sunucu bilgisayarlara aptal terminal denen aletlerle bağlanırdı. mailleriniz ana bilgisayarlarda, dosyalarınız ana bilgisayarlardaydı. aptal terminaller bir ekran ve klavyeden ibaretti. herkesin bir kullanıcı kodu ve şifresi vardı.
    sonra kişisel bilgisayar teknolojisi (!) çıktı. tamamen kişiselleştirilebilir ve tamamen bağımsız bu bilgisayarlarla yapacaklarınızın sınırı yoktu. oyunlar, kelime işlem programları, müthiş grafikler neler neler.
    şimdi bu cloud computing'in tanımını bir kere daha okuyalım. sadece ekran ve klavyenizin olması yeterliymiş. 20 yıl öncesinin teknolojisinden (sunucuların daha güçlü, ağ bağlantısının daha hızlı olması dışında) farkını bilen biri bana anlatabilir mi acep?
    cloud computing denen şey 15-20 yıl öncesinin teknolojisidir. bu teknolojinin bilgisayarları (netbooklar) geçmişin aptal terminalleridir. iyidir güzeldir ama kesinlikle yeni değildir.
  • çok basit bir mantık üzerine kuruludur. senin kullanıcı olarak bilgisayar kullanırken giriş ve çıkış ekipmanına sahip olman yeterli. giriş için klavye, mouse, gamepad veya başka araçlar olabilir. sonucu alacağın bir çıkış birimi de senin bilgisayarla etkileşimini tamamlar. bu bildiğimiz monitör olur, televizyon olur, başka bir görüntüleme aracı olur farketmez.

    ancak bilginin işlenmesi ve depolanması için yanımızda duran bir donanıma sahip olmamız gerekmez. şu an kasalar (işlemci, anakart, ram, vs..) yanımızda duruyor. buna karşın, giriş ekipmanından verdiğimiz komutu, insanın algılayamayacağı bir gecikme ile; alıp, işleyip, sonucu çıkış birimimize ileten bir sistem olsaydı buna gerek kalmazdı. örneğin bir merkezde duran, hayvani süperbilgisayarlar ve hayvani dijital depolar... böyle bir sistemde kullanıcı başına maliyetin azalacağı kesin.

    tahminim, gecikme makul bir seviyede olduktan sonra üzerinde modem bulunan ekran ve klavye ile, bilgisayar kullanıyor olabiliriz. cloud computing de bu yolda atılmış güzel bir adım.
  • tarihçe

    bulut bilişim fikri 2000’li yılların başlarında amerikan bilişim devi amazon tarafından geliştirildi. dotcom balonunun patlamasından sonra sunucu sistemlerinin kapasitesinin büyük bölümü boşa çıkan amazon, o dönemde sunucu kapasitesinin sadece % 10’nunu kullanmaktadır. bu durum amazon’a geriye kalan sunucu kapasitesini başka firmalara pazarlama fikri verir. kısa bir süre içinde sahip olduğu bilişim altyapısını ve sunucularının mimarisini bu doğrultuda değiştiren amazon, aynı zamanda ilk bulut bilişim sistemi olan amazon web hizmetleri’ni (amazon web services) 2006 yılında hayata geçirerek dünya piyasalarının hizmetine sunar. amazon’un hayata geçirdiği bu ilk bulut sistemini gören google, yahoo, microsoft, apple ve facebook gibi diğer bilişim devleri de pastadan pay kapmak için kollarını sıvar ve ilerleyen yıllarda bu alandaki ilk adımlarını atarak birbiri ardına kendi bulut bilişim sistemlerini devreye sokmaya başlar.

    bulut bilişim nedir?

    bulut bilişim (cloud computing) coğrafi olarak belirli bir konumda veya dağınık bir şekilde bulunan bir bilişim teknolojisi altyapısının (donanım, yazılım, veri depolama, uygulama, hizmet, güvenlik vb.), yerel ağlar veya internet gibi genel ağlar üzerinden kullanıcıya sunulmasıdır. yani bulut sistemini kullanacak bir kişinin, prensip olarak sadece bu hizmeti sağlayan yerel ağa veya internete bağlanmasını sağlayacak güçte bir donanıma (akıllı cep telefonu, tablet bilgisayar, dizüstü veya masaüstü bilgisayar vb.) ihtiyacı vardır. geri kalan her şey yani arka plandaki hesaplamalar, verilerin depolanması, uygulamaların geliştirilmesi veya çalıştırılması, güvenlik hizmetleri vb., binlerce hatta on binlerce kilometre uzaklıktaki bir sunucu “bulutu” içinde gerçekleşir. bu açıdan bakıldığında bulut bilişim bir ürün değil, bir hizmettir.

    bulut bilişimde hizmet modelleri

    amerikan ulusal standartlar ve teknoloji enstitüsü (national ınstitute of standards and technology, kısaca nıst) tarafından 2009 yılında yapılan tanımlamaya göre bulut bilişim sağlayıcıları bulut hizmetlerini üç farklı modele göre sunar:

    altyapı hizmeti (ınfrastructure as a service, kısaca ıaas): bu en temel bulut hizmet modelinde bulut bilişim sağlayıcıları, bilgisayarlarını ve başka donanım kaynaklarını fiziksel veya sanal makineler olarak istemcinin kullanımına sunar. bu hizmet modeline örnek olarak amazon cloudformation, amazon elastic computer cloud (ec2), windows azure virtual machines ve google compute engine verilebilir.

    platform hizmeti (platform as a service, kısaca paas): bu hizmet modeli çeşitli yazılım platformlarına herhangi bir lisans ücreti ödemeden uygulama geliştirmek isteyenler, yani web programcıları için idealdir. talep edilen herhangi bir yazılım platformunu (veri tabanı, web sunucusu, yazılım geliştirme aracı vb.) platform hizmeti kapsamında müşteriye sunan bulut bilişim sağlayıcı, gerektiğinde bu platformun işlem kapasitesinin artırılması ve düşürülmesinden de sorumludur. böylece bu hizmeti kullanan uygulama geliştiriciler, kullandıkları yazılım çözülümleri için herhangi bir lisans ücreti ödemelerine, donanım ve yazılım katmanlarını yönetmelerine gerek kalmadan kendi uygulamalarını geliştirebilir ve çalıştırabilir. paas hizmet modeline örnek olarak amazon elastic beanstalk, mendix, google app engine, windows azure compute ve orangescape verilebilir.

    yazılım hizmeti (software as a service, kısaca saas): bu modelde kullanıcılar, bulut bilişim sağlayıcısının kendilerine sunduğu uygulama yazılımlarını kullanır. kullanıcının, bulut sağlayıcısının sunduğu uygulamaları kendi bilgisayarına yüklemesine gerek yoktur, bu nedenle uygulamanın çalışmasından işlemlere kadar her şey bulut tarafından gerçekleştirilir. örnekler: google apps ve microsoft office 365.

    bulut sisteminin avantajları

    bulut bilişim sistemlerinin özellikle yüksek işlem kapasitesine ihtiyaç duyan, fakat bu tipte bilgi teknolojisi altyapılarını finanse edecek gücü olmayan, küçük ve orta büyüklükteki firmalar (kobi) için faydalı olacağı düşünülüyor. buradaki sihirli cümle: kullandığın kadar öde. buna göre bulut sistemini kullanan bir firma bulut sisteminden faydalandığı ölçüde kendi yazılım ve donanım sistemlerine o kadar az yatırım yapmak zorunda kalıyor ve bulut sağlayıcısına sadece kullandığı kadar ödüyor. yani bulut bilişim sistemleri öncelikle kullanıcı firmaların işletme maliyetini düşürmesi açısından ön plana çıkıyor. sistemin beraberinde getirdiği bu esnekliğin özellikle iş yoğunluğu dönemsel olarak artan ve azalan firmalar için büyük ekonomik faydalar getirebileceği açık, çünkü artan talepler karşısında sistemin kapasitesinin bulut sağlayıcı tarafından otomatik olarak artırılıp, yine gerektiğinde otomatik olarak düşürülmesi müşteri açısından çok büyük bir avantaj. bu durum sürecin bakım, güvenlik vb. gibi diğer yönleri için de geçerli, çünkü bulut sağlayıcı tüm sistemin bakımını, yedeklenmesini ve güvenliğini sizin için sürekli olarak sağlamakla yükümlü. bulut bilişim sistemleri bütün bu yönleriyle özellikle kobi’ler için uçsuz bucaksız siber uzayda bir can simidi gibi görünüyor. fakat tahmin edeceğiniz gibi, her sistemin olduğu gibi bulut bilişim sisteminin de dezavantajları var. şimdi bunlara bir göz atalım.

    bulut bilişim sistemlerinde güvenlik ve endişeler

    bulut bilişimde güvenlik endişesine neden olan belli başlı sebepler şöyle sıralanabilir:

    • verilerin müşteriden bulut bilişim sistemine taşınırken veya bulut sisteminde depolandıktan sonra üçüncü şahısların eline geçmesi yani okunması olasılığı (doğru zamanda, doğru yöntemlerle şifrelenmiş olsalar bile veriler gerçekten korunamayabilir)

    • bulut sisteminde depolanan verilerin -bunlar müşterinin kendisi tarafından şifrelenmiş olsalar bile- bulut sağlayıcı tarafından okunması ve incelenmesi olasılığı

    • buluttaki verilerin, bulut sağlayıcısının kanunen yükümlü olduğu resmi makamlar tarafından talep edilmesi ve incelenmesi olasılığı

    • bulut sağlayıcıya olan teknolojik bağımlılığın her geçen gün ister istemez artması

    • bulut sisteminin siber saldırı, periyodik bakım, doğal afet, elektrik kesintisi gibi sebeplerle kısa süreli de olsa erişilemez olması ve bunun müşteri açısından büyük ekonomik kayıplara yol açma olasılığı

    • verilerin fiziksel olarak bulut sağlayıcının hangi ülkedeki sunucularında, hangi şartlar altında saklandığının, düzenli olarak yedeklerinin alınıp alınmadığının gerçekten bilinememesi ve bunun müşteri tarafından kontrolünün pratikte neredeyse imkânsız olması

    • izinsiz kopyalama gibi suç teşkil eden durumlarda, yabancı bir ülkedeki bulut sisteminde yer alan verilerin hangi ülkenin makamları tarafından incelenmesi gerektiği konusunda uluslararası hukuksal belirsizliklerin olması

    • bir bulut bilişim sisteminde bulunan verilerin başka bir bulut sistemine aktarılma sürecinin tam anlamıyla tanımlanmamış ve bu konuda dünya çapında geçerli, açık standartların oluşturulamamış olması

    • bulut sağlayıcının iflas etmesi durumunda bulutta saklanan verilerin geleceği konusunda hukuken ortak bir görüş olmaması

    • facebook, google gibi bulut sağlayıcıların bulut sistemlerini kurmak için -sistemlerin daha az enerjiyle daha kolay bir şekilde soğutulabilmesi için- grönland, izlanda, isveç ve finlandiya gibi yarı-arktik bölgeleri seçmesi, fakat bunun da saklanan verilerin doğal afetlere kurban gitme ihtimalini yükseltmesi

    görüldüğü gibi en temel bir değerlendirme bile bulut bilişimin eksilerinin, artılarından daha çok olduğunu gösteriyor. sonuç olarak, mutlaka bir bulut bilişim sistemi kullanmak isteyen bir firmanın kullanacağı sistemi seçerken yapacağı en ufak bir dikkatsizlik, atacağı yanlış bir adım o firmanın en değerli sermayesi olan “bilginin” kolaylıkla başkalarının eline geçmesine veya bir teknik aksilik sonucu “çöpe gitmesine” neden olabilir. bu konu avrupa birliği yetkililerini de uzun süreden beri düşündürüyor olmalı ki, özellikle son zamanlarda ab tarafından bu konuda yapılan uyarıların ardı arkası gelmiyor.

    ab’nin bulut bilişime bakış açısı

    bu kapsamda ab komiserlerinden neelie kroes ve bazı alman yetkililer tarafından son zamanlarda yapılan açıklamalarda bulut bilişimde hüküm süren hukuki belirsizliklere dikkat çekiliyor ve avrupa firmalarına abd de dâhil olmak üzere yabancı kökenli firmalara ait bulut bilişim sistemlerini kullanmamaları tavsiye ediliyor. almanya’nın schleswig holstein eyaletinin bilgi koruma yetkilisi thilo weichert ise bir adım daha ileri giderek, en azından abd’de vatanseverlik yasası (patriot act) olarak adlandırılan yasa geçerli olduğu sürece, alman resmi makamlarının amazon, microsoft, google gibi amerikalı bulut sağlayıcılarına ait sistemleri -hatta söz konusu firmaların sunucuları ab sınırları içinde olsa bile- kullanmasının yasak olduğunu belirtiyor. (abd kongresi tarafından 11 eylül saldırılarından hemen sonra 25 ekim 2001’de uluslararası terör ile mücadele kapsamında çıkarılan vatanseverlik yasası’na göre, merkezi abd’de bulunan firmalar ellerinde tuttukları her türlü bilgiyi -hatta bu veriler başka bir ülke sınırları içinde tutulan sunucularda bile olsa- herhangi bir mahkeme kararına ihtiyaç olmaksızın fbı ve cıa yetkilileriyle paylaşmak zorunda. bu durum dünya çapındaki bulut bilişim sistemlerinin yaklaşık % 90’nını sağlayan google, microsoft, amazon gibi abd merkezli bilişim devleri tarafından da yakın bir zaman önce doğrulandı.) ab yetkililerinin özellikle dikkat çektiği diğer noktalar ise bulut sistemlerine yüklenen verilerin kaybolması veya çalınması durumunda bunun ekonomik ve hukuksal sonuçlarının ne olacağı.

    steve wozniak: önümüzdeki yıllar büyük problemler getirecek

    steve jobs ile birlikte apple’ın kurucularından olan steve wozniak da bulut sistemine çok pozitif yaklaşmayan bir isim. wozniak, bir kişinin veya firmanın elinde bulunan bütün bilgileri bulut bilişim sistemi adı altında internete yüklemesinin bu bilgileri bile bile elinden çıkarması anlamına geldiğini belirterek, bunun önümüzdeki beş yıl içinde çok büyük problemlere yol açacağını iddia ediyor. kişisel kullanıcılar açısından riskler facebook gibi kişisel ve sosyal bilgileri saklayan bulut bilişim sistemleri bireyler açısından da bazı tehlikeler barındırıyor. bunun en önemli nedenlerinden biri, bu hizmetlerin ücretsiz verilmesi karşılığında kişisel alışkanlıklarının, sosyal iletişimlerinin bu hizmet sağlayıcılar tarafından incelenmesine izin veren kullanıcıların, elde edilen sonuçlar ve bu sonuçların gerçekten kimler tarafından ve nasıl değerlendirildiği hakkında tam anlamıyla bilgilendirilmemesi.

    2011’deki beş büyük bulut arızası

    çok eskilere değil, sadece yakın geçmişe bakmak bile bulut sistemlerinin güvenliğine dair önemli ipuçları veriyor:

    • amazon’un virginia eyaletindeki bulut bilişim tesislerinde, ağların güncellenmesi sırasında yönlendiricilerde meydana gelen bir hata sonucu, bazı internet hizmetleri ile bilgi işlem merkezindeki çok sayıda veri tabanının saatlerce devre dışı kalması ve bunun sonucunda veri tabanlarındaki verilerden büyük bir bölümünün geri dönüşsüz olarak kaybolması (nisan 2011)

    • google’a ait bulut sistemlerinden app engine’nin, web uygulamalarının bulunduğu katmandaki (platform hizmeti, paas) bir hatadan dolayı saatlerce devre dışı kalması (temmuz 2011)

    • irlanda’nın başkenti dublin’deki amazon’a ait bulut sistemine yıldırım düşmesinden sonra elektriklerin kesilmesi ve bunun sonucunda birçok sistemin iki saat boyunca devre dışı kalması (tüm sistemin devreye alınmasının çok daha uzun sürdüğü iddialar arasında) (ağustos 2011)

    • irlanda’nın başkenti dublin’deki amazon tesislerine düşen yıldırımın microsoft’un bpos hizmetlerini de etkilemesiyle birçok microsoft abonesinin söz konusu hizmete yaklaşık iki gün boyunca erişememesi (ağustos 2011)

    • sistemlerde oluşan bir hatadan dolayı avrupa, orta doğu ve afrika’daki blackberry kullanıcılarının saatler boyunca e-posta, internet ve messenger hizmetlerine ulaşamaması. her ne kadar sistemdeki arıza hızlı bir şekilde giderilmiş olsa da, biriken mesajlardan dolayı tüm sistemin tam anlamıyla toparlanmasının günler aldığı biliniyor (ekim 2011).

    sonuç

    her sistem gibi bulut bilişim sistemlerinin de kusursuz olmadığı görülüyor. dünya bilişim devlerinin birbiri ardına kendi bulut sistemlerini kurduğu ve bunları hem kendilerinin kullandığı hem de küresel çapta, özellikle de küçük ve orta büyüklükteki işletmelere pazarlamaya çalıştığı bugünlerde, son kararı yine kullanıcılar verecek. bulut bilişim sistemlerinin biraz da bilişim devlerinin kendi kullanım ihtiyaçlarından dolayı ortaya çıktığı da ayrı bir gerçek. nitekim bu, bilişim devleri açısından gerçekten isabetli bir karar, çünkü böylece hem kendilerine ait tüm bilgileri yine kendi kontrolleri altında tek elde topluyor hem bilgi işlem ve analiz maliyetlerini düşürüyor hem de söz konusu sistemdeki kapasite fazlasını kiraya vererek kullandıkları sistemlerin parasını büyük ölçüde çıkarıyorlar. sonuç olarak, dünya genelinde üretilen donanımların kapasite ve performansının bu kadar arttığı, gerek donanım gerekse yazılım fiyatlarının olabilecek en makul seviyelere düştüğü, internetin dünyanın hemen hemen her köşesine ulaşıp zaten bulutun ta kendisini oluşturmaya başladığı bu günlerde, küresel bulut bilişim sistemlerini kullanmanın özellikle kobi’ler açısından gerçekten ne kadar anlamlı olduğunu zaman gösterecek.

    kaynaklar
    heidrich, j., “datenschutz in der wolke”, der spiegel, eylül 2011. hinz, m., “die fünf grössten cloud pannen 2011”, gründerszene, ocak 2012. böken, a., “patriot act und cloud computing”, ix – magazin für professionelle ınformationstechnik, ocak 2012. afp, “apple co-gründer wozniak sieht datenwolke sehr kritisch”, http://www.afp.com/de/ node/384453, 06 ağustos 2012. futurezone, “sicherheitslücke in amazons cloud entdeckt”, http://futurezone.at/produkte/5620- sicherheitsluecke-in-amazons-cloud entdeckt.php, 25 ekim 2011. der spiegel online, “eu fordert regeln für die cloud”, http://www.spiegel.de/…politik/eu-willeinheitliche- regeln-fuer-die-datenwolke-a-843399. html, 09 temmuz 2012. golem, “europaeische cloud-daten nicht vor us-zugriff sicher”, http://www.golem.de/1110/87232.html, 21.10.2011.

    -bilim ve teknik dergisinden alıntıdır.
  • hikmetine fazla şey yapılmaması gereken bir sistem.
  • hala 4 gb kotalı internet paketi satılan, ortalama bağlantı hızının 2mbit/s olduğu ülkede kullanırsınız bunu, çok kullanırsınız.
  • sonunda binali yıldırım'dan dinleyip ne olduğunu anlayabildim. iyi ki böyle bir bakanımız var.*

    (bkz: akp kurmaylarının fantastik beyanları/#25959291)
  • her bilişim trendine elimde hıyar var diye atlayan türk it satış sektörü sağolsun bir çok firma aws, azure gibi ortamlara göç etmeye başladı ancak ben genel kanının aksine bir çok kurumsal firmanın yavaş yavaş yeni göçtükleri cloud'u terk edip on-prem sistemlere geri döneceğini düşünüyorum. özetle bu şahsi düşüncemin 5 ayağı var:

    1) eğer rapid scalability gerektiren bir işiniz yoksa, genellikle on-prem altyapı yatırımlarından daha pahalıya geliyor. örneğin, milli piyango'nun sitesini düşünelim. her gün siteye 10000 kişi gelirken, yılbaşı çekilişi açıklandığı gün milyonlarca kişi siteye girmek istiyor. bu durumda arka planda çalışan servis ve sunucu sayısını saniyeler içinde ölçeklemek ancak bulut mimarisi ile mümkün.

    tamam da, günümüzde bir çok işletmenin böyle bir hızlı ölçeklemeye ihtiyacı yok. trafik ve yükleri modellenebilir durumda, yıl içinde çok ciddi değişmiyor. dolayısıyla sunucu yatırımları öngörülebilir bir planda ilerleyebiliyor. bu noktada, sürekli ihtiyaç duyacağınız servis ve sunucu sayısı sabitse, trafiği de öngörebiliyorsanız on-prem çözümler kendini bir süre sonra hızlıca amorti edebiliyor. cloud'da ise ödediğiniz parayla kalıyorsunuz. ev almak vs. kira ödemek gibi.

    2) inanılmaz gizli maliyet kalemleri çıkabiliyor. tek tıkla birkaç on bin dolar zarar edebileceğiniz gibi, danışmanlara ödediğiniz rakamları kesinlikle saymıyorum. gerek amazon'da gerek azure'da fizibilite ile gerçekleşen genellikle birbirini tutmuyor.

    3) direkt olarak vendor'un kucağına oturuyorsunuz. olası fiyat değişikliklerinde yapabileceğiniz hiç bir şey yok. bugün %10 zam yaptık veya kullandığınız instance kalktı onun yerine aynı performansı veren %10 pahalı şu instance var deseler yapabileceğiniz hiç bir şey yok. size dayatılanları uygulamak zorundasınız.

    unutmayın, on-prem'den cloud'a geçiş kolaydır (capex --> opex) ama cloud'dan on-prem'e geçmek için yeri gelir çat diye milyon doları bi günde masaya koymanız gerekir. bunun bir enterprise'da yaratacağı finansal kaosu düşünemiyorum. dolayısıyla olası aksi durumlarda yapabileceğiniz çok bir şey yok. on-prem çözümlerde atıyorum dell sunucu almazsınız da lenovo alırsınız. ama yeni altyapının bi kısmını aws'da bi kısmını azure'da tutayım derseniz -teknik olarak mümkün olmakla beraber- acayip verimsiz bi duruma yol açarsınız.

    4) olası bir siyasi istikrarsızlık durumunda, amerikan ambargosu altına girmemiz halinde tüm bulut sistemlerinin erişilemez olacağı gerçeği. 1974 senaryosunun gerçekleşme ihtimali şu aşamada bana eskisi kadar uzak görünmüyor. mevcut amerikan yönetimi halihazırda zaten bir ambargoyu masada tutuyor sürekli ve (en azından siber güvenlik alanındaki) bazı projelerin bu ambargo "ihtimalinden" bile etkilendiğini bizzat biliyorum. böyle bir senaryoda tüm altyapının durması ihtimalini göze alabilir miyiz?

    5) cloud güvenliği henüz bir çok ekibin çok becerebildiği bir şey değil. burada amazon aws'nin güvenliğinden bahsetmiyorum, firma ekiplerinin bulut operasyonlarında yaptıkları hataları kastediyorum. şu an google'da aratsak binlerce gizli s3 bucket'i unencrypted bir şekilde açık ve erişilebilir durumda. bu amazon'un hatası değil, ancak ekipler bu yeni teknolojiye çok yatkın olmadıkları için güvenlik açığı oluşması durumunda on-prem sistemlerdeki kadar kolay fark edemiyorlar.

    5+1) cloud da arada bir sıçıyor - hem azure'da, hem aws'da bir çok regional outage yaşandı. yaşanan outage durumunda oturup kahve içmek ve beklemek dışında hiç bir şey yapma imkanınız yok. bir iki kere değil, onlarca yaşanan irili ufaklı olay var bu konuda: https://www.google.com/…axoecawqaw&biw=1216&bih=644 veya şunu okuyabilirsiniz: https://analyticsindiamag.com/…-tech-world-in-2019/

    bu ve bunun gibi sayabileceğimiz daha bir çok sebep mevcut. yurtdışında da benzer sıkıntılar göz önünde bulunduğu için, cloud migration architect'ler yerine artık tam tersi açığa çıkmaya başlamış. buluttan yerele göç konusunun önümüzdeki dönemde oldukça popüler bir iş kolu olacağını düşünüyorum. dünyadaki pozisyonumuz daha da izole hale geldikçe, ıran'daki veya venezuela'daki dostlarımızdan ders almak zorunda kalabiliriz gibi geliyor. ben sadece cloud değil, subscription bazlı tüm servislerden git gide uzaklaşıyorum bu sebeplerden ötürü.

    işbu yazı enterprise ölçekteki kurumları hedef almakla birlikte, start-up'lar ve bahsettiğim gibi hızlı ölçekleme gerektiren ortamlar için bulut tabii ki de hala biçilmiş kaftandır. ülkemiz start-up ekosistemini göz önüne alırsak, bu kısımdan öyle dikkate almaya değer acayip bi pazar payı çıkacağını düşünmüyorum.
  • kucukken ilk bilgisayarim alindiginda acaba sadece ekran olsa,bir de ustunde klavye ve fre yeri olsa,internet de hizli olursa bir yerdeki buyuk bilgisayara bglanip oyle calisa diye dusunup planlar yapiyordum.iste o buyuk bilgisayarlarin adi cloud server oldu,biz de masumiyetimizi kaybettik.
  • öncelikle tanımını doğru yapmak lazım. "cloud computing" bir vizyon, bir hedeftir. bugün itibariyle tamamiyle bitmiş, finalize edilmiş bir "cloud" ürününden bahsetmek doğru değildir. tüm büyük firmalar, aktif olarak cloud computing vizyonu üzerine ar-ge yapmaktadırlar ve hızla istenen noktaya doğru ulaşılmaktadır. bu hedefle varılmaya çalışılan noktada başarılmış olması beklenen temel özellikler şöyle sayılabilir:

    bilgi teknolojileri anlamında altyapıda bulunan tüm kaynakların (donanımsal ve yazılımsal) etkin (efektif) kullanıldığı, maliyet-fayda eğrisinde maliyetin azalırken faydanın arttığı, kaynakların yönetim maliyetlerinin (adminisitrative costs) azaldığı, altyapıdaki tüm blokların sanallaştırılarak, belirli standartlara oturtulduğu ve bu sayede bloklar arası otomasyonların mümkün hale geldiği, en nihayetinde de kolay kullanılabilen bir arayüz ile altyapıda ne türlü bir donanım ve yazılımın ve hatta mimari yapının yattığını bilme ihtiyacı olmayan bir kullanıcının "ihtiyacı olan" kaynağı bir veya birkaç tık ile kullanabiliyor hale gelmesi, proje geliştirme sürelerinin dramatik bir biçimde azalırken maliyetlerin de azaldığı, ve bunlardan daha önemlisi bir projeye harcanan kaynakların ölçülebildiği ve maliyetlerinin hesaplanabildiği bir ortam hedeflenmektedir.

    bu hedefleri çok büyük bir firmanın bt altyapısında uygulayabileceğiniz gibi, apple'ın yaptığı gibi, kişisel verilerinizin tek bir merkezden yönetilerek tüm apple cihazlarınıza dağıtılması gibi bir şekliyle günlük hayatınızda görüyor olabilirsiniz.

    aslen cloud computing, "private" ve "public" cloud olmak üzere ikiye ayrılır. belirli bir kaynak grubuyla, sadece o kaynak grubu içerisinde limitli kalacak şekilde oluşturulan kaynak bulutuna "private cloud" adı verilir. örnek: tek bir kutu içinde kapalı bir yapı halinde sunulan ve ortamındaki diğer kaynaklara dokunmayan bir bulut.

    public cloud ise daha geniş kapsamlı, erişimi de kaynağı da daha geniş bir alana yapılan bulutlara denir.

    peki bunların bana ne faydası olacak?

    2 şekilde hayatınıza etkisini görüyor olabilirsiniz:

    1) apple icloud örneği. veya, "google browser" hedefi. bilmeyenler için açıklayalım: bir dönem çıkan haberlere göre, google'ın hedefleri arasında bugün günlük pc başında yaptığınız tüm işleri (web browsing, gaming, vs vs) yapabilen bir web browser yazmak vardı. bu işleri yaparken gerekli olan tüm donanım gücünü kendi sunucularından kullandıracak, bu sayede son kullanıcının "kuvvetli donanım" ihtiyacını ortadan kaldıracak, son kullanıcı sadece google'a bağlanabileceği bir "dummy terminal" / "thin client" (özetle çok ucuz bir donanım, sadece webe baglanmanızı saglayacak kadar) ile tüm işlerini görebilecek. bunun gerçekleşmesi halinde, evinize pc almak, yatırım yapmak, barındırmak yerine belki de google gibi bir firmadan hizmet satın alıyor olabileceksiniz.. tüm datanıza her daim erişebilir olacaksınız, her an dünyanın herhangi bir yerinde iken yanınzda bir yük taşımadan bilgisayarınızı yanınızda taşımış olacaksınız...

    bu tür "son kullanıcı" hedefli uygulamalar haricinde, "cloud computing" in asıl hedeflendiği yer: senelik donanım maliyetlerinin milyon-milyar dolar seviyesinde oldugu büyük kurumların kaynaklarını efektif kullanması, maliyetlerini ve doğaya saldıkları zararlı gazların azaltıldığı bir market daha var. bu da no:2 oluyor:

    2) banka-gsm firması gibi firmalar, bt altyapılarını daha efektif bir biçimde kullanmaya başladıklarında, doğaya saldıkları zararlı gazlar azalacak ayrıca senelik bt harcamalarını dramatik bir biçimde azalttıklarında, birim hizmet maliyetleri azaldığından belki de işlem ücretleri, faturalar azalacaktır...

    bunlar tabii tamamen hayal ürünü ve beklentidir... türkiye'de hiçbir kurumun "bulut bilişim ile maliyetlerimizi %70 oranında azalttık, bunu müşterilerimize yansıtacağız" diye açıklama yapacağına inanmıyorum...