şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ingilizce'deki otobüs anlami, dünyada ilk uluslarasi otobüs isletmeciligini istanbul - londra seferi ile 1926'da baslatan kamil koç'un isminden gelir. (bkz: önce kamil koç vardi). istanbul - londra seferini yapan orient express'in 13 eylül 1926'da viyana'ya 53 km kala, lokomotifinin su kaynatip yolda kalmasi üzerine, aralarinda, o zamanki genç prenses elisabeth*'in de bulundugu yolculari kazasiz belasiz ingiltere'ye ulastiran ilk koç otobüsü 16 eylül'de londra'ya vardiginda öylesine görkemli bir sekilde karsilanmistir ki koç ismi ingilizce'de "sehirlerlarasi rahat otobüs yolculugu" anlaminda kullanilir, ve dogru telaffuz edilsin diye coach yazilir olmustur.
  • japon bir arkadasim bir canta almis gelmis
    bak cok ucuza aldim normalde 500 dolar ama
    ben 100 e aldim dediginde tanistigim marka

    cok hazirliksiz yakalanmisim
    ama bu naylon dedim
    kiz bir hafta konusmadi benimlen.
  • ulusoy otobüslerinde yapılan ingilizce anonslarda da otobüs yerine coach diyorlar. ayrıca neoplan ' ların ön kapılarında da coach of the year 2000 amblemi var... demek ki hakaten otobüs demekmiş. (bkz: ne ki şimdi bu)
  • bir de tabii ingilizce'yi kafalarına göre kullanan amerikalılar vardır ki bunlar uçakların ekonomi sınıfına coach derler...

    acemi insan şaşırır biraz "ulan aa dediler aldık bileti ama yoksa atlı araba mıdır nedir" diye... sonra aklına gelir işgüzar* amerikalılar'ın içinde sınıfsal fark barındıran ekonomik gibi bir kelimeyi elbette öldürsen kullanmayacakları onun yerine çok oturaklı uçan götürgeçi tercih edecekleri..

    yani parayı bastırıp business, first class falan bilet alıyorsanız oturduğunuz koltuk uçakta oluyor, yok eğer parası kısıtlı sıradan biriyseniz, otobüste uçuyorsunuz gibi...
  • bu otobüslerin ingiltere'de olanları çoğunlukla trenlerden daha yavaş, daha az konforlu ve çok daha ucuzdur.
  • western filmlerin vazgeçilmez unsuru olan, tarif etmem gerekmeyip gözünüzde canlanmış bulunduğundan emin olduğum klasik amerikan faytonlarına da verilen isim veya verilen isimlerden biri.
  • kuzey amerikada yasiyan asyalilar tarafindan pek begenilen bir markadir. marka olmasi dolayisiyla kiyaslandiginda cok da pahali degildir aslinda. gordugu ragbet de bu yuzdendir belki.. gucciden pahali degildir ama kalitelidir hani.
    hazir giyim'e el atmamistir daha.. ama beklenmektedir yakin zamanda. onceden de soylendigi gibi deri urunleri pek dayaniklidir, hele ki arada bir (her deri urune yapilmasi gerektigi gibi) nemlendirici kremle ovulursa hem yumusacik kalir hem de kolay eskimez..
    cantalari biraz giciktir kanimca.. yves saint laurent ozentisi gucci tonlari karsimi falandir..
    ayakkabilar cok hostur ama.. hele ki yaptiklari spor ayakkabilarin unisex gorumundekiler pek kullanisli, dayanikli ve ucuzdur.
    ucuz derken kime gore neye goreyi eklemek isterim..
  • ingilizcede yolcu tasiyan bircok sey icin kullanilan bir kelime. orn. vagon, otobus, kovboy filmlerinde icinden guzel kadinlar olup genelde yagmalanan at arabasi.

    antrenore de takimini sampiyonluga tasidigi icin coach dendigini saniyorum.
  • nerdeyse her sporun calistiricisina koc denebilir, densin tabi..
  • ingilizcedeki otobus anlami macaristan'in kocs köyünden geliyormuş.