şükela:  tümü | bugün
  • tasarımları için "chanel modası" tabirinin kullanmasından hoşlanmazdı. tek hedefi "chanel tarzı"nı yaratmaktı.
    "modanın modası geçer, tarzın ise asla..." demişti...

    ----

    ömrünün son yıllarında yanında hiç kimse kalmamıştı. geceleri uyku ilaçları ile uyuyabiliyordu. aşık olduğu adamları genç yaşta kaybetmiş, hiç evlenmemiş, hiç çocuğu olmamıştı. geçip giden onca başarılı yılın ardından;
    "eskiden tek önemli şeyin kendi hayatımı kazanmak için çalışmak olduğunu sanırdım. ama yanılmışım. şimdi milyonlarımla yalnızım..." demişti...

    kaynak: bir ntv belgeselinden akılda kaldığı kadarıyla aktarılmıştır.
  • ivana sert usulü bir modacı olmaktan çok daha öte bir şekilde, kadınların hayatlarını değiştirmiş modacı..

    bu kadın 1920'lere kadar gelen, dar korse, 5m çapındaki aşırı ağır tüylü şapkalar, kat kat etekler, kumaşlar anlayışını kırmış ve kadınların giyiminin kolaylığı üzerine tasarımlarını yapmış.. kendi deyimine göre, 'kolay eskiyecek bir moda değil, asla eskimeyecek bir stil ' yaratmıştır..

    yetimhanede büyümüş ve sadece tatillerde teyzesinin yanına gelen bu kadın, çıktığı cazz kluplerinde , bir sahne ismi olarak almıştır ''coco chanel'' ismini..

    birçok kişiyle birlikte olmuş, paylaşılamamış bir kadından bahsediyoruz.. ilk butiğini buna, iki sevgilisi ortaklaşa açıyor.. yetimhaneden çıkalı 1 yılını doldurmadan, fransa'nın en yüksek sosyetesiyle masalarda oturup, onlara tasarımlarını sattı..

    birinci dünya savaşında, erkeklerin savaşa gidip, şehirdeki kadınların * işlerle ilgilenmesi üzerine, kadınlara özel iş elbiseleri yarattı, kadınlara pantolon giydirdi ve erkekler dünyasına girdi..

    ikinci dünya savaşında bu sefer gemisini kurtaramadı, butiği'ni kapattı ve bir otel odasında, işgal altındaki fransada bulunun , alman subayların eşlerine tasarımcılık yaptı.. alman bir subayla ilişki yaşadı ve ülkesine ihanet etti...

    almanlarla yemeği sırasında, churchill 'i çok yakından tanıdığını ve bir yemek buluşması ayarlayabileceğini söyleyip, churchil'e tuzak kurma girişiminde bulundu.. ama churchill yemek teklifini kabul etmeyince, plan gerçekleşmedi ama nazi casusu etiketi coco'ya yapıştı..

    savaş sonrası fransada ihaneti ispatlandı ve orada barınamayacağını anlayıp isviçre'ye taşındı.. dior 'un 'kullanışsız moda' yı geri getirmeye çalıştığını görünce , yine dayanamadı ve tasarım yapmaya tekrar başladı... tasarımları fransa'da önceki durumlardan dolayı, hoş karşılanmadı, ama amerika'da patlama yarattı..

    ''fransada doğdu, amerikalı oldu , helal olsun sana , channell anaa, chaneell anaaa oooooooooooooo''
  • bu kadincagizin 1927 yilinda cote d azurun ihtisamli hangisi oldugu onemli olmayan bir otelinde bir onceki gecenin cilgin eglenceler dizisinin yorgunluguyla havuz kenarinda uyuya kalmasi sonucu baslamistir gunes yanigi modasi. boyle de bir miras birakmis guzellik kulturumuze yani. o zamana kadar, cingenelik, avrupali olmama gostergesi olarak hor gorulen koyu teni, kar beyazi bacakli avrupali kadinlarin en buyuk guzellik ideali haline getirecek kadar guzellik anlayisimizi degistirebilmis olmasi bu kadinin gucune bir gosterge. cok takdir ediyorum bu trendsetteri, ve bu tersyuz edilmis guzellik anlayisinin belki de en cok dunyanin buyuk bir cogunlugunu olusturan koyu tenli kadinlari on plana cikarmasini. gunes yanigi ve dogustan koyu tenliliki bas taci ediyoruz evet.
  • gabrielle coco chanel. kadınlara ilk defa pantolon giydiren modacı
  • oldukça aykırı ve döneminde bir çok şeyin ilkini yapan coco chanelin asıl adı gabrielle chaneldir ve 19 ağustos 1883 doğumludur.
    küçük yaşta öksüz kalıp bir yurtta büyümüş ve ardından bir manastırda kaldıktan sonra burdan kaçarak barlarda şarkıcılık yapmaya başlamış. coco isimli söylediği bir şarkı da lakabı olmuş ve coco adı da burdan gelmiş. son derece aykırı bir bayan, döneminin toplum içerisinde ilk sigara içen, ilk saçlarını kesen ve ilk pantalon giyen kadını. şöyle ki yaşadığı dönemlerde, kabarık kuyruklu ve ihtişamlı etekler, korseli elbiseler giyiliyor ve kadınlar saçlarını kesmiyorlarken, ata binmeyi çok seven chanel bir gün ata binerken çok sinirleniyor ve eteğini ortadan ikiye keserek daha sonra onu dikiyor ve ilk pantolon giyen bayan oluyor. hanımefendinin özel hayatı da oldukça çalkantılı. evli bir düke aşık olan ve dük karısından boşanıp kendisiyle evlenmediği için intihara kalkışan coco makası tam karnına batıracakken aynada kendisini görüyor ve saçlarını kesiyor.

    günümüzde dorede müze olarak kullanılan evinde her şey yerli yerinde bulunuyor. coco chanel beyaz çiçeklere özellikle de kamelyaya çok düşkünmüş, chanelin amblemi de buradan geliyor, öyle ki halen chanel toplantılarında toplantı odası beyaz çiçeklerle süsleniyor. yani tarzından hiç bir şey kaybetmiyor.

    yaşadığı dönemde yalnızca hayat kadınlarına özgü kırmızı ruj kullanan, hiç bayan arkadaşı olmayan coco, bir yere gittiğinde bir erkek makyajını çok beğenirse hemen eve gider siler ve yeniden yaparmış, ona göre makyaj değil kadın güzel olmalı düşüncesinden dolayı.

    chanelin ilk defilesi ayın beşinde yapılıyor ve ertesi gün dergilere kapak oluyor. bu yüzden uğurlu rakamı beş olarak kalıyor ve her defilesi hala ayın beşinde yapılıyor.( chanel no 5 in adı burdan gelmektedir.)
  • 1883'te doğmuştur chanel, yetimhanede büyümüştür. dönem için alternatif giyim tarzı sunan küçücük bir dükkanla girdiği moda dünyasını geri dönüşü olmamak üzere değiştirmiştir.

    coco chanel aynı zamanda 1900'ler başında fransa'da kadın hareketlerinin öncülüğünü de yapmıştır. uzun, bol eteklerin, korselerin giyildiği, saçların bukle bukle yapıldığı bir dönemde insanlara tasarladığı rahat kıyafetlerle kadın olmaktan vazgeçmeden de eşit olunabileceğini göstermiştir. kıyafetlerindeki sadelik ise onun her tipten ve her meslekten insanla birarada yaşaması ve onlardan esinlenmesidir.

    ancak, bolluk içinde yaşayan ünlü bir insan, efsanevi bir moda devrimcisi olan coco aslında hiç mutlu bir kadın değildi. hayatında bir kez aşık olmuştu, o da kısa bir süre sonra ölmüştü. bir daha da kimseyle doğru düzgün bir ilişki kuramadı. birinci dünya savaşı sıralarında bir alman subayı sevse de, subay onu bir süre sonra terketti ve coco yine yalnız kaldı. hep yalnız bir kadındı. "bu kadar ünüm ve servetim olacağına keşke bir kocam olsaydı" demiştir bir keresinde.

    1971'de, 88 yaşında dünyaya gözlerini yummuştur. ama yarattığı stil hâlâ canlıdır.
  • “parfüm bir kadının vazgeçilmez aksesuarıdır. birisi yanından uzaklaştığında, hatta yaşamından gittiğinde, ardında bırakabileceği en önemli izdir.” sözünün sahibi.
  • parfüm sektöründe yeniliklere imza atmış moda kişisi. parfümler hakkında söylediği en çarpıcı söz, kanımca şu:" parfüm öpülmek istediğiniz yere sürülür."
  • ayrica ilk mini etegide bulan kadindir
  • "moda geçer. stil kalir." gabrielle coco chanel