şükela:  tümü | bugün
  • üst komşumun sahip olduğunu sandığı haktır.

    yazın başından beri üst komşumun (sanırım) oğlu, gelini ve torunu bu eve dahil oldu, geniş aile olarak yaşamaktalar 1buçuk 2 aydır.
    yani bildiğim kadarıyla evde şuan 6-7 kişiler.

    sabah 9 dan gece 12 ye kadar aşağıda insan yokmuşçasına evde koşan cayır cuyur sürekli bir şeyleri ittirip çeken bir çocuk var. ve en son kapılarına gittiğimde bunu çocuğun yaptığını söylediler. zaten böyle olduğunu bildiğimden sakinlikle karşıladım "lütfen daha dikkatli olun aşağıda sandığınızdan çok daha fazla etkileniyorum bu gürültüden" dedim ve evime döndüm. lakin çocuğun gürültüsünde bir eksilme olmadığı gibi arada sırada babasının masaya vurarak söylediği taraftar marşları da eklenince tekrar çıktım ve bütün aile olarak sırayla kapıya çıkıp bana "çocuğun psikolojisini bozdunuz , onda travma yaratacaksınız , sizde müzik açıyorsunuz biz sizin kapınıza geliyor muyuz (evet bir kaç haftada, belki bir kaç kez yüksek sesle müzik dinlerim max 1-2 saat sürer), bir daha kapıya gelirseniz polislik oluruz haberiniz olsun! ; gibi tehdit ve anlamsız bir hesaplaşma öfkesiyle üzerime gelindi. beni resmen çirkefçe çoğu zaman konuşmama bile müsade etmeden başlarından savdılar.

    haftanın bazı günleri bu evin nüfusundaki çocuk sayısı artarken gürültü katsayısı da aynı oranda artıyor ve gerçekten insanlık dışı bir gürültüye maruz kalıyorum. çünkü evde terlikle dolaşan anne sayısı da artıyor, çekilen edilen sandalye miktarı da.

    aile özelinde anlam veremediğim ve sinirlerimi hoplatan en önemli husus ise evin etrafının devasa parklarla, yeşillikle, ağaçlarla çevrili olması ve ankara'nın neredeyse en güvenli mahallelerinden birinde olmamız. yahu tut çocuğunun elinden çıkar parkta koşsun oynasın atsın enerjisini. insan köpeğini sabah akşam erinmeden kakaya çıkartıyor, ebeveyn olarak senin sorumluluğun nerede?

    iyi ve eski bir apartman sakiniyimdir, bir çok komşum beni tanır, kimileriyle bizzat görüşür içer sohbet ederiz. yüzyüze olduğum insanlarla kırgınlık küslük falan yaşamak huzurumu bozar. bu yüzden elim kolum bağlı bir şekilde işin polise molise gitmemesi tadların iyice kaçmaması için sabrediyorum. fakat bu insanlar gerçekten benim durumumu zerre kadar umursamıyor, haftada bir kaç kez açtığım yüksek sesli müzikle kendi gürültülerinin birbirine denk olduğu rahatlığıyla tüm huzurumu kaçırmaya devam ediyorlar.

    neyse başlığı açmamın sebebine dönecek olursak, çocuğu olan ailenin dokunulmaz olduğunu, çocuğun her türlü gürültüyü yapma özgürlüğüne sahip olduğunu, her türlü gürültüyü de sabah ile gece 12 arasında yaptığında bundan şikayet etmeye hakkımızın olmadığını sanan bir güruh var besbelli; aynı gürültüyü kendilerinin de çekmelerini, götünü kaldırmadan çocuk büyütülmeyeceğini anlamalarını canı gönülden dilerim.
  • özür dilerim ama öyle bir hakkı yok.
    biz de çocuk olduk ama annem evde koşdurtmuyordu bizi.
    gece gece kafamın üzerinde koşmalarının mantıkları yok
  • medeni avrupa ülkelerinde böyle bir hak yoktur, gelişmemiş orta doğu ülkelerinde ise maalesef vardır. sabahın sekizinde ayaklarını yere vurarak istiklâl marşı okuyan bir çocuğa sahip ailenin alt katında yaşıyorum. sürekli bir yerlere mobilya çekip duruyorlar, sürekli bir şeyler düşüyor yere. bunlar yüzünden uyku düzenim bozuldu. görgüsüz maymunlar.
  • kendi çocukluğumu şimdiki çocukların yaşamıyla kıyasladığımda, sanki ben ve o dönemlerde doğan çocuklar anamızın karnından yetişkin birer ergen olarak doğmuşuz.
    tamamen tabiatın merhametine sığınmış gibi yaşıyorduk. büyüklerden korkardık, çekinirdik, utanırdık...
    sınırsız değil, sınırlı bir gürültü hakkımız bile yoktu.
  • virüs var, aileler çocukları evden çıkarmaya korkuyor (umarsamaz anne babalar hariç) çocuk aylardır parka gidememiş, park diye ağlayan çocuklar var evde. bu çocukları tutamazsınız, çocuk bu koşacak da, duracak bu günlerde evde daha çok kaldığı için daha çok bunalması normaldir çocukların, biraz anlayışlı olun.
  • avrupada cocugun cikardigi ses gurultu sayilmamaktadir. yani 0-14 yasina kadar cocuk diledigince ses cikarir.
  • "biraz daha anlayışlı olun" cular gelmiş. bak bu kafa tam orta doğu kafası işte, resmen karadelik gibiler.

    benden tavsiye, çocuğunuza evde tepinmemeyi öğretin. insanlar zaten gergin, akşam 9da işten dönen bir alt komşu sizin gürültünüze daha fazla dayanamayıp ağzınızı burnunuzu kırabilir. adam utanmadan çocuğu tutamazsın demiş ya. bunlara çocuk yapma izni veriliyor ciddi ciddi. bunun yetiştireceği nesilden ne beklenir, ver tableti.
  • biraz anlayışlı olun diyen danyallar çıkıp gelmiş bile. biz anlayışlı oluruz olmasına ama çocuğu var diye ayrıcalık bekleyenler biraz insan olmayı denemeli bence.
  • ders çalışmam gerekiyor ve tüm çocuklar bahçelerde avazları çıktığı kadar bağırıyor. bu veletler yüzünden göçebe hayatı gibi ordan oraya kitaplarımı taşıyorum. keşke sadece çocukla kalsa bu gürültü dediğim durumdur ne yazık ki büyükler daha düşüncesiz. hele yazlık yerlerde sabahın köründe kalkıp gürültü yapmayı ve bağırarak konuşmayı kendilerine hak görüyorlar.
  • benzer sorunu yaşadığımız olay.

    bizim de üst katımızda çok hareketli bir çocuk var. birkaç defa tatlı dille uyardık, onlarda her seferinde "kusura bakmayın" diyorlar ama sonuç değişmiyor. çocuk sürekli koşmaya devam ediyor.

    güp güp güp sürekli bir topuk sesi dinliyoruz, genellikle duymazdan gelmeye çalışıyorum ama evden çalıştığım günlerde hele de tam telefon trafiğimin arttığı stresli anlarımda çekilmez oluyor o güp sesleri.

    ne yapayım gideyim kavga mı edeyim?
hesabın var mı? giriş yap