şükela:  tümü | bugün
  • kaç yaşıma geldim nelerle uğraşıyorum.

    akranlarımın çoğu evlenip çola çocuğa karıştı, ben hala sığır gibi yaşıyorum. dezavantajı kadar avantajı da var bu müptezel hayatının. mesela özellikle mürekkep yalamış insanlarda hastalık derecesinde görünen bu çocuklarının her hareketinde deha emaresi aramalarını, her denyoluklarını zekayla ilişkilendirmelerini izlemek çok keyifli. çocuğum olur da ben de böyle olurum diye de epey korkuyorum. şimdi her ana baba hayal ediyor ki çocukları pek bir istidatlı, pek bir yatkın her şeye. gerçek farklı halbuki. eskiden çocuğum istese boğaziçi'ne gider vardı, şimdi boğaziçi çok aşağıda bir çıta olarak kaldı, kesmiyor anaları babaları. millet şaşırmış.

    sevgili okur, ben bizim ailenin ilk çocuğu olmamdan mütevellit büyük ihtimalle, bizimkiler beni uzun süre dahi zannettiler. her çocuğa mahsus gerizekalılıklarımda kimsenin farkedemediği bir parıltı, bir ışık aradılar. hele peder bey ciddi ciddi inandı buna senelerce. mesela 5 yaşında filan olmam lazım, tek eğlencem susam sokağı. harfleri görüyorum, tekrar ediyorum filan derken epey bi şeyler öğrenmişim ve harf tanıyorum birkaç tane. bu 3-5 harfi tanıyor olma hali peder bey'in hayalindeki dahi çocuk iddialarını güçlendirmiş olsa gerek ki adam benim 3-5 harfi tanımamı okuyabilmek sandı. sağda solda lafını edermiş "bizim oğlan da okumayı söktü kendi kendine. çok zeki bi çocuk" filan diye. tanıdığımız bir öğretmen var, onların evinde can dostum ömer'le araba yarıştırırken, salondaki erkek meclisinde benim bu okumayı kendi kendime çözmem meselesi açılmış, kimse peder bey'e haliyle inanmamış ve hatta dalga geçmişler bizimkiyle. adam da içerlemiş, demiş ki halep ordaysa arşın burda. çağırmış beni. salondaki masanın örtüsünü çevirip etiketini göstermiş, demiş ki oku oğlum ne yazıyor burda. sevgili okur, bak ben 28 yaşındayım, hala etiketlerdeki yazıları tam okuyamıyorum, okuduğum ne derece doğru bilmiyorum, emin olamıyorum ki o zaman okuyabileyim. bir iki bakınıp "bu bir örtüdür" gibi mal işi bir cevap vermişim. babamla hala taşak geçiyor o mecliste bulunanlar. babam bu menfur hadiseden ders alması gerekirken yılmadı, her orta halli yaptığım şeyle umutlandı. ilkokul 3'te filan bir bilgisayar kursuna gittim mesela da 2-3 ms-dos komutu öğrendim, hekır sandı adam beni. iş yerinde bilgisayarla problem yaşayınca beni aradı. tüm bilgisayar kabiliyetimi ve bilgimi ortaya koyarak "cd windows" yaz baba dedim, adamın içinde bir şeyler öldü. 15 senelik sistemli bir çalışma sonunda adamı dahi olmadığıma inandırdım. gerçi onu da nasıl şahane yapmışsam, şimdi gerizekalı olduğumu düşünüyor adam. canı sağolsun:(

    ben sadece benim peder bu kafada sanıyordum ama yok, anne babaların neredeyse tamamı bu kafadalar; arkadaşlarım, mesaiden bebeler, herkes. ben mesela çok özeniyorum çocukken yüzmeye, tenise filan gönderilen çocuklara, işte ne bileyim sonra enstruman çalabilenlere. imkan işi bunlar malum. çok istedim küçük kardeşimi göndereyim bu tip kurslara diye ama bizim at siki karı kız ayağına sadece gitar çalmakla yetindi. neyse. sosyal bir sorumluluk insanlarla konuşmak ama özellikle benden büyük çocuklu insanlarla sohbet ederken çok zorlandığımdan, en kolay yol olarak çocuklarından bahsetmeye başladım, arada kardeşimden örnek veriyorum filan sohbet yürüyor. sohbet yürüyor yürümesine de tiksindim lan, yemin ederim tiksindim artık;

    -ahmet abi, nasıl senin oğlanın dersleri?
    +çok iyi, süper. sınıfının en çalışkanı. -çevremde bir kişi de desin ki bizim oğlan tembel, bizim kız vasat-
    -aman maşallah abi, ben çocukken pek ilgilenmiyordum derslerle. dışarısı daha cazip geliyordu.
    +yok selçuk, bizimkisi çok programlı. derslerini çalışır, oynunu oynar, çok da sosyal. yüzme kursuna da gidiyor:)
    -aa, süper. nasıl bari iyi mi?
    +çok iyi abisi. hocaları olimiyat sporcusu olabilir diyor.
    -(oha) hayırlısı ya. ben çok istedim kardeşim gitsin diye. gitmedi at ağazlı. yalvar yakar gitar kursuna gönderebildim sadece.
    +ercan için de öğretmenleri müzik kulağı çok iyi diyorlar. keman, piano ya da obua kursuna göndereceğiz.
    -heykel de y..
    +evet, çok yetenekli. oyun hamuruyla düşünen adam yaptı.
    -re..
    +resimleri çok iyi. kubizm'in yeni temsilcisi olabilir diyor resim öğretmeni :)
    -a..
    +dans da ediyor. modern dans.
    -vayamınakoyim.
    +nasıl?
    -abi maşallah diyorum.
    +sağol :)

    aslında pezevengin hakettiği “abi yozgat çandırlısın sen, tamam yüzsün de oğlan nasıl olacak olimpiyat sporcusu”, ya da “abi sen bu çocuğun senden olduğuna emin misin? yani senin de durumun belli sonuçta, genetik diye de bi şey var malumun” demek ama diyemiyorsun. ancak amerika'da mümkün öyle şeyler. "sen bu çocuğun senden olduğuna emin misin adamım ha? hel ye!" diyorsun medeni medeni gülüyor karşındaki. baktın bozuluyor; "gel buraya seni kahrolası" deyip sarılıyorsun. çimenlerde yuvarlanıyorsunuz, sonra el ele çayırlarda koşuyorsunuz birlikte. bayır aşağı böyle. çok muasır medeniyet adamlar, bildiğin gibi değil. gaddemit.

    düzeltme: bahti'nin uyarısıyla kimi yanlışlar düzeltildi. kendisine teşekkürler.

    aylar sonra gelen ekleme: mevzu kanayan yaraymış meğerse. hayatımda ilk defa toplumun kanayan yarasına parmak bastım lan. vuhu.
  • neyse ki annem ve babamın yakalanmadığı sendrom. bir de bu durumun tam tersi var ki bana gerizekalı muamelesi yapmaları. inanın bana çok eğlenceli oluyor. bir kere çok bir şey beklemiyorlardı benden. sınıfını geç yeter, başka bir şey istemeyiz. ben de kendimle barışıktım hani, hiçbir zaman bundan üzüntü duymadım. beklentilerimi yükseltmedim kendi adıma ve dolayısıyla ortalama bir insan oldum çıktım. hırslarım yok, bir şeyi yapamadığım zaman asla üzülmem. kaybetmeye alışmak böyle de güzel bir şeydir

    ama bu sendrom çok berbat bir durum. çocuk kendini üstün zekalı sanıyor ve her şeyi yapabileceğine inandırılıyor. beklentiler de yüksek haliyle. bu çocuk ilerideki hayatında başarısız olabiliyor. en üzücü durum da bu; bir daha hiçbir şeyi başaramayacağına inanıyor. hüsrana uğramış bir kere... ne yapsın?

    demem o ki anne babalar yapmayın bunu. o sizin çocuğunuz. üstün zekalı olmasına, önüne gelen her şeyi başarmasına gerek yok. onu her şekilde kabullenmek lazım.
  • kim beşyüz milyar ister ebeveynidir bunlar. "oğlum haftada yirmi kitap okur, iki üniversite bitirdi, televizyonda izlerken 125 milyara kadar geliyor, sonraki soruyu yarışmacı bilemediği için daha ileriye gidemiyordu, bugüne kısmetmiş" diye bir giriş konuşması yaparlar kenan ışık'a, sonra bu dahi oğul gider bin liralık soruda telefonla joker hakkını kullanır.
  • çocukları için en iyisini isteyen ebeveynlerin bazen istemeden yakalandığı sendrom.
  • bir de bunların,şımarık çocuğuna evde hiperaktivite+üstün zekalılık tanısı koyan aile sendromu versiyonu vardır
  • lise dönemine kadar olan öğretmenlerinin suçudur.

    ulan her veli toplantısı sonrası okula bir geliyoruz, herkesin velisine "çok zeki.... çok zeki. önünü alamıyoruz çok zeki. ama çalışmıyor" denmiş. 2 gün önce bahçede birbirinin saçını çeken, kovalamaç oynayan çocukların hepsi birer einstein edasıyla dolaşıyor, okul ilkokul değil süper zekalılar okulu mübarek.