şükela:  tümü | bugün
  • boyle bir anne taniyorum. evindeki bir odayi tamamen bu aktivite icin ayarlamis, esyalari kaldirmis vs. cocuk odaya gidiyor, istedigi gibi duvarlari boyuyor, isi bitince de odayi terkediyor. anne de her gun temizliyor o duvarlari. cocugun hayal gucu gelissin diye. o cocuk bir picasso olmasin da goreyim.
  • bendim bu anne. idil küçükken, aman kalem tutma alışkanlığı kazansın, ince motor becerisi artsın, kısıtlamamayım çocuğu diye serbest bıramıştım. zaten çizdiği şeyler cifle rahatlıkla temizleniyordu. bir de hep aynı yeri çiziyordu. o çiziyor, ben siliyordum. zamanla duvarın boyası aşınmaya başlayınca, hep çizdiği yere kocaman bir resim defteri astım. bu sefer de kendine başka bir duvar buldu. bir süre daha böyle devam etti. sonra başa çıkılmaz bir hal alınca kağıda yönelttim. bir süre izin vermekte bir sakınca yok bence. zaten anlamaya başlayınca çocuğun kendisi de kağıt istiyor.
  • duvarları zaten mahvettiğim için artık hiç takmayan, "amaan yaza boyarız." diyen anne, annem.
    ama halılara oyun hamuru yapıştırmama göz yummamıştı.

    edit: imla
  • bu annelerden biri de benim,

    ince motor gelisimi ve sanatsal faliyetleri icin baslarda hic karısmadım. baktım olacak gibi degil, bu is koltuk minderleri/buzdolabı/parkeler ve halı gibi aklına gelen her yer olarak devam ediyor. soyle bir uygulamaya karar verdim. gectim karsısına konustum. ona ait bir duvar ayarladım, odasındaki kucuk kısmı diledigi gibi boyayabilecegini lakin diger yerlerin bu faliyet icin uygun olmadıgını kısa basit cumlelerle anlattım. simdilerde sadece o duvarı kullanıyor.

    ise yaradı kısaca. gerci gecici bir donem. bu yazdıklarım 2-2,5 yas civarı basımıza gelenler. 2,5 yasından sonra kagıda yoneldi lakin yeni cesit bir boya alınca illa ilk denemeyi kendine ait duvara da yapıyor,

    karısmıyorum.
  • biri de benim. yalniz bir farkla. odasindaki tum duvarlari degil sadece dort duvardan bir tanesini boyama, sticker yapistirma ve resim yapma hakkina sahip benim kuzu. ozgurluk olmali ama sonsuz degil sınırlı. diger duvarlara kesinlikle bulasmiyor, denemeleri oldu ama her seferinde refuze yedi. uzun zamandir da cok uyumlu bu konuda.
  • bir başkası da benim. dış cepheden başlattım. iskelenin altında kaldı yusuf'um..

    (bkz: duvarım su alıyor yetiş yusuf usta)
  • bu anneden bizde yoktu o yüzden görevi ben üstlendim. dolayısıyla tanımı şöyle kullandıktan sonra açıklamasını yapabilirim: yeğeninin duvarı boyamasına izin veren teyze

    bu teyze şöyle düşünmektedir; anasını satayım lan, bu dünyalar güzelinden, onun keyfinden daha mı kıymetli? canı ne istiyorsa yazsın, çizsin, boyasın. maksat, elini attığı her bokun yasaklanacağı inancı yerleşmesin kafasına. zaten şu an duvar nedir, neden çizilmemelidir (çizilmemeli midir lan hakkaten? ben 23 yaşındayken kendi odamın duvarına pastel boyalarla yazılar yazıyordum. ev sahibi görünce umumi helaya çevirmişsiniz evi diye kızmıştı) bilmediği için o zamana kadar takılsın. büyüyüp öğrenince, defter neyim alışkanlığı edinince "al evladım, buna çiz, zira yarın bu evden taşınsak yaptığın şaheserlerden ayrılmak zorunda kalacağız. oysa buna çizersen hep bizimle kalabilirler" diye eline bir resim defteri tutuşturuverirsiniz.

    bunun karşılığında o velet sizi "dokunma, yapma, etme, batırma" diye cırlayan anasından bin kat daha fazla sevecek ve hatta kimbilir belki teyzemdeki gibi süper bir kanka addedecektir. (benimki öyle yaptı, oradan biliyorum evet)
  • bu amk duvarlarını her yaz badana boya yapmaktan bel boyun fıtığı olan adamın eşidir
  • çocuğunun çizdiği resimlerin, dünyanın en pahalı resimlerinden daha kıymetli
    boyayıp ipe dizdiği makarna kolyenin dünyanın en pahalı mücevherinden daha pahalı olduğunu düşünen annedir.

    şifonyerlerinin üstünde gümüş biblolar değil, hamurdan yapılıp fırında kurutulmuş objelerin olduğu,
    evin, çocuk için bir hapishane değil, onun mutlu olacağı bir yuva olması gerektiğini düşünen annedir.

    çocuğun evde olmadığı zamanlarda, adımbaşı onu hatırlatan kocaman gülüşlü el ele tutuşmuş aile bireylerinin resimlerini görmekten sonsuz mutluluk duyan annedir.

    başkalarının "ayy her yer parmak izi olmuş" diye yorumlayabileceği cam ve aynalardaki parmakla çizilmiş resimleri, günlerce sildirmeye kıyamayan annedir.
    pencere kenarına dizilmiş oyuncakları, mutfak tezgahında bez ve minik hayvanlarıyla yaptığı çiftliği bozmaya gönlü razı olmayan annedir.

    dışardan gelenlerin- gelebileceklerin ne düşündüğünü değil, kendi evinde çocuğuna açtığı özgür alanları umursayan annedir.
    yarın öbür gün sözlükte yazar olduğunda , misafir odasının girişine mayın döşeyen anne benzeri başlıklara yabancı kalacak çocuğun annesidir.
  • banksy'lerin kolay yetişmediğini kavramış anne modelidir.

    bir de (bkz: reşat çalışlar/@dr ramiz)