şükela:  tümü | bugün
  • ben izin verdim,
    duvar benim çocuk benim dedim soranlara da
    iş temizlemeye gelince ellerine verdim bezi sildiler.
    (tabii ki başaramadılar onlara aferin güzel temizlemişsin dedim, ben onlar uyurken temizledim duvarları)
    bir keresinde bu ikisi faaliyet masasını ve sandalyelerini pastel boya ve gazlı boya ile sürrealist çalışmışlardı.
    güzel olmuş ama biriniz söyleyebilir misiniz şimdi bu masada nasıl çalışacağız!
    böyle önlerine baktılar; mahzun! biri beş yaşında biri iki!
    sildik masayı sandalyeleri üçümüz... birileri vardı evde beni üvey anne olmakla suçladılar çocuklara masayı sildirdiğim için.
    yaşları kaçtı anımsamıyorum bıraktılar duvara bir şeyler karalamayı.
    küçük oğlum arada sırada duvarlara notlar yazıyor hala,
    adamın not yazma huyu var arada duvar da o notlardan nasibini alıyor;
    geçen yaz odaya bir girdim; el yazısı kurşun kalemle ;
    bu duvarın boyanması gerek rengini hiç sevmiyorum! yazmış!
    altına ben de yazdım "ne renk olsun istiyorsun"
    altına yazmış
    renkleri görmem gerek!
    yazı hala duruyor.
  • benim annem de hangi umutlarla buna izin verdi bilmiyorum da tum evi boyamama ragmen resim becerim sifir. tablolarin sergilendigi muzelere gitmeye bayilirim cunku dukkanlarinda cok guzel seyler satiliyor. hatta gidip dukkani gezip bir tane tabloya bakmadan cikmisligim da coktur. ama cocuklugumda sehpalarin altina girip terslerini bile boyardim. adeta bir resim asigiydim. ranzanin ustune cikar bos kalan yerleri de degerlendirirdim. cok mukemmel ciziyordum ya o yuzden.
    annem koltuk minderlerinden ev yapmama da karismazdi. hatta tencereleri asmak istedim diye salonun ortasina ipler germisti. ne kadar tencere tava varsa asmistik. onlari calip dans ediyordum. oyle gerzomat cocugum olursa dover miyim acaba ya simdi onu dusundum. bir de mayo giyip kendimi de boyuyordum cunku kizilderiliymisim. annem karismazdi, bazi seylerin esyadan, evden daha onemli oldugunu biliyordu cunku. ya da benden bikmisti:/ hatirliyorum da o ev hala cocuklugumuzdan kalma resimlerle dolu iken evi boyatmaya verecekleri para ile bana teleskop, mikroskop almislardi. ev bir sene daha oyle kalmisti da arkadaslarimi cagirmaya utaniyordum.
    sonra bir komsumuz vardi, kizi arkadasimdi, duvarlari boyamayi birak oyuncaklarini bile sirayla oynayabiliyordu, daginiklik olmasin diye. iste boyle psikopat olmayin. ben cok eglendim cocukken. annem sacma sapan seylere yasaklar koymadigi icin super bir cocukluk gecirdim. ha tabii soyle bir konusma da oldu aramizda:
    s: cocukken hic beni dovesin gelmiyor muydu?
    a: camdan bile firlatasim geliyordu bazen
    s: tamam:(
    sonucta firlatmamis:/ dovmemis de, boyle olmusum. bi garip yani o yuzden siz bilirsiniz bu izin verme konusunu millet.

    cocugum olsa ben de hic karismam ki. boyali duvardan daha guzel bir sey olabilir mi? cizsin her yeri, koltuk minderlerinden de ev yapsin, sandalyeleri ters cevirip sandal yapsin, carsaflardan cadir yapsin, camlari bile boyasin - ben boyamistim.
    o boyamazsa da ben boyar cocuk boyadi derim valla:/
  • küçükken abim gitmiş, bildiğin ayvayla duvarı boyamış neşe içerisinde.. bizimkiler duvarın halini görünce bunu bir dövmüşler.. anam bir dövmüşler.. adam ayvaya küstü. neyse ikimiz de hırsımızdan teknik ressam olduk amk. her yere her şeyi çiziyoruz yıllardır. ben bunu niye anlattım? çocuğunun yeteneklerini fark edip onu yönlendir, döveceğin çocuğu da doğurma diye anlattım.
  • çocuk gelişimi uzmanı bir psikoloğum. bu sorunla her gün en az bir kez karşılaşıyorum. ülkemizdeki veli profili de buradaki yazarlar gibi genelde. bunun çok yanlış olduğunu düşünen, katı bir şekilde karşı olan, duvar boyama üzerinden disiplin vermeye çalışanlar, bunun çok sıradan bir şey olduğunu düşünen, kendi kendini modern çocuk gelişimi uzmanı bir anne olarak gören ve yaratıcılığı bu yolla teşvik edeceğini sananlar ve bir de sadece kendi odasını silinebilir boyayla boyasın diyen uzlaşmacılar...bunların gündeme gelmesi de genelde çocuğun bir halıyı ya da pahalı bir eşyayı boyaması, gidilen bir misafirlikte veya anaokulunda duvara resim yapmak istemesi veya diğer eşyalara başka yollarla kalıcı zarar vermesi şeklinde oluyor. çocuk gelişimi bir bütündür, o çocukla birlikte geçirdiğiniz vakti nasıl değerlendirdiğiniz bütün süreci etkiler. sizin terbiye etme, kural koyma, sınırlarını öğretme tarzınız neyse, çocuk onların toplamı olacaktır. çocuğunuz en kaliteli binbir renkli su bazlı boyalarıyla "özgürce" duvarları boyarken siz onunla vakit geçirmek yerine telefonunuzda oyun oynuyorsanız ya da ilgisiz şefkatsiz bir bakıcıya emanet ettiyseniz, o çocuktan üstün bir yaratıcılık, özgüven beklemeyin. resmin nereye yapıldığı değil, o resmin sizi ne kadar birleştirdiğidir çocuğunuz için ayırt edici olan.
    not: çocukların duvara resim yapmasını tercih etmiyorum, eğer duvara resim yaparlarsa kendileri temizlemek durumunda kalacaklarını bildiklerinden onlar da tercih etmiyor :)
  • bu annelerden biri de benim,

    ince motor gelisimi ve sanatsal faliyetleri icin baslarda hic karısmadım. baktım olacak gibi degil, bu is koltuk minderleri/buzdolabı/parkeler ve halı gibi aklına gelen her yer olarak devam ediyor. soyle bir uygulamaya karar verdim. gectim karsısına konustum. ona ait bir duvar ayarladım, odasındaki kucuk kısmı diledigi gibi boyayabilecegini lakin diger yerlerin bu faliyet icin uygun olmadıgını kısa basit cumlelerle anlattım. simdilerde sadece o duvarı kullanıyor.

    ise yaradı kısaca. gerci gecici bir donem. bu yazdıklarım 2-2,5 yas civarı basımıza gelenler. 2,5 yasından sonra kagıda yoneldi lakin yeni cesit bir boya alınca illa ilk denemeyi kendine ait duvara da yapıyor,

    karısmıyorum.
  • çocuk izin almaz, sen izin verdiğini sanırsın. bir tane de bizde mevcut. sayesinde ev duvarları sürreal tabloya döndü. canı sağ olsun, allah tüm çocukları mutlu etsin. bırakın istediklerini yapsınlar.
  • bir başkası da benim. dış cepheden başlattım. iskelenin altında kaldı yusuf'um..

    (bkz: duvarım su alıyor yetiş yusuf usta)
  • benim validenin içinde bulunduğu tanım. takriben 2-3 yaşlarındayken oturma odamızın duvarlarını boyamıştım. neden yaptığımı sorduğunda; "topkapı sarayı'nın duvarları gibi yaptım" cevabını vermiş(t)im. neredeyse her haftasonu beni bahçesinde oynamam için topkapı sarayı'na götürürdü, mimar olmamı istiyordu.

    olduk da nitekim..kulakları çınlasın.
  • pedagojik formasyonu da olan bir öğretmen olarak görüşüm:

    1 - 3 yaş için hadi normal diyelim, 4 yaş için de bir yere kadar fakat sonrasında çocuk hala duvarları karalıyor ve anne "yapsın ondan kıymetli mi, özgürlüğünü kısıtlamayalım" desturuyla izin veriyorsa yanlış yapıyor. sonra o çocuklar sınır tanımaz bir hal ve tavır içine giriyorlar. 4 - 5 yaşında bir çocuk duvarın karalanmaması gereken bir şey olduğunu karalamak için kağıtların var olduğunu anlamalı. yaratıcılığını pekala odaya yaydığınız bir a0 kağıdı üzerinde de sergileyebilir, ket vurmuş olmazsınız. aksi takdirde bu çocuk okula başladığında okulun sırasını duvarını da karalamaya kalkacak.

    türk sinemasında arabasıyla bir kıza çarpan oktay adlı zengin çocuğunu hatırlayın. hayatında her istediği olmuş hiç disipline edilmemiş bir çocuk... babası hala "senden kıymetli mi" diyor. bir çocuk "senden kıymetli mi" diyerek yetiştirilirse bencil olur, savurgan olur, tüketici olur, tembel olur.

    bir de helikopter ebeveyinler yapıyor genelde bu davranışları. çocuğun yaratıcılığı kısıtlanmasın diye duvar boyamasına izin verir ama bahçeye tek başına çıkıp oynamasına izin vermez. işte saçmalığın dik alası burada. çocuk dört duvar arasında duvar boyamakla yaratıcı ve sosyal olmaz dışarıda tek başına ya da eşli oyun oynarak olur... aslında helikopterus erectus o çocuğu yaratıcılığı zarar görmesin diye boyatmıyor duvarı tehlikeden uzak olsun gözümün önünde olsun duvardaki boyalarda bunun bir diyeti. başka birşey değil.
  • sadece bir duvarı boyamasına izin vererek hem çocuğa sınır koyabilecek hem de durumu idare edebilecek annedir.