şükela:  tümü | bugün
  • benim anne ve babamdir. kucukken sadece bana degil butun agabey ve ablalarima surekli sunun cocuguna bir bak, su ne guzel yapiyor, sunlar kadar olamadiniz seklinde karsilastirmalar yapardi.
    bu nedenle ben butun hayatim boyunca hep baskalarinin herseyi benden daha iyi yaptigini dusundum ve hep kendimi basklarina ispatlama ihtiyaci hissettim
  • ailem eğitimci olduğundan hiç yaşamadım.
    bayram seyran misafirlik oldu mu diğer anne babalar beni baz alırdı.
    inanın bu daha kötü çoğu kuzen veya komşu çocuğu bana küserdi.
    çıkmaz döngü olurdu sonra ben yalnız kaldıkça ders çalışır anneme yardım edip babamla araba yıkayıp market işlerine koşardım.
    hayırlı evlat plus plus.üni de bozuldu döngü.
  • eskilerin motive etmek amaçlı yaptığı eylem(di).
    kesinlikle motive etmiyor, tecrübeyle sabit. peki ne yapıyor, yazayım.
    * bir süre sonra kimsenin sizi başkasıyla kıyaslamasına gerek kalmıyor. siz kendinizi kıyaslamaya başlıyorsunuz. bunu tetikleyen de elbette beslendiğiniz ilk kaynakların -anne, baba, anneanne, dede vs- sizi sürekli başkalarıyla kıyaslaması.
    * her yaptığınız ya da yapmaya giriştiğiniz işte referans noktanız kendiniz değil o kıyaslandığınız kişi(ler) olmaya başlıyor.
    * zamanla hiç son bulmayacak ya da çok ama çok zor sonlanabilecek bir "yetersizim, başarısızım, hiçbir zaman onlar gibi olamayacağım" hissi yapışıyor ve kalıyor. yaşınızla ve başarılarınızla birlikte azalıyor ama ne yaparsanız yapın bir işi başkalarının başarı olarak kabul etmesi kendinizin başarı olarak kabul etmesinden daha önemli oluyor.
    * bu "yetersizim, başarısızım" hissi elbette yaşamınızın her anına yayılıyor. zaten ebeveynlerin çocuklarına davranışlarını ayarlarken akıllarından çıkarmamaları gereken en önemli noktalardan biri şu: ona sarfettiğiniz bir sözcük, ona karşı yaptığınız kaba bir davranış sadece o anda ve o davranışta etkisini göstermez. başka pek çok ana ve alana yayılır. örneğin arkadaşlık ilişkileriyle ilgili kırıcı bir sözünüz ya da kıyaslamanız hooooooop bir bakmışsınız çocuğun gün içinde yaptığı herhangi bir şeyi de -yemek yemesini, ders çalışmasını, yazı yazmasını, sohbet etmesini vs.- etkilemiş, sekteye uğratmış. zaten o sebeple psikologlar, eğitimciler ısrarla söyler ve vurgular: "eleştirecekseniz o andaki davranışı üzerinden eleştirin, cümleleriniz kişiliğini zedeleyecek sözcükler içermesin."
    özetle, başkalarıyla kıyaslamak bir ebeveynin çocuğuna yapabileceği en büyük kötülüklerden biridir ve çocuk hakkı ihlalidir.
  • yapmayan ebeveyn yoktur. en fazla hissettirmemeye çalışır.
  • derhal savunmaya geçip onları daha başarılı ve zengin tanıdıklarınızla kıyaslarsanız pısıyorlar.

    o an üste çıkıyor gibi olsa da içlerine dert oluyor, tekrarlamıyorlar. yeter ki içerleyeceği noktayı bilin.

    üzülmeyin hak ediyorlar valla.
  • çocuğuyla diğer çocuğunu kıyaslayan ebeveyn kadar yaralayıcı değildir.
  • travmaya neden olabilir. ilerleyen yıllarda çocuğun yanlış kararlar almasına, yanlış işler yapmasına neden olabilir. sevgi - saygı dengesini bozabilir. özgüven sorunlarına neden olabilir.
  • annemdir. bu kadar saf olabilmesine hala çok şaşıyorum. karşı komşumuzun bir kızı vardı. benden bir yaş küçük. ilk okul bitti ve yarış atı gibi harıl harıl hazırlandığım anadolu lisesini kazandım. ki bu duruma en çok ben şaşırdım zira bir netim daha olsa bulunduğum şehrin bir numaralı anadolu lisesini kazanıyordum ki ikincisi de ondan çok da az prestijli değildi. ama sorun şuydu. ben çalışkan bir öğrenci değildim. yani zirveyi sınavda yapmıştım. ki bu çalışkan olmama durumum daha hazırlık sınıfında kendini gösterdi. 36 kişilik sınıfta don dörtte beşte falan yer alıyordum. sonra öyle ya da böyle hazırlık bitti ve orta bire geçtim. o yıl bu bahsettiğim kız da sınava girdi ama kazanamadı.

    mevzu burada koptu işte. annesini bir kaç defa anneme "anadolu lisesi zaten öyle çok da şey değil" gibilerinden ulaşamadığı ciğeri mundar ilan ederken duydum, güldüm içimden. o yıl o kız da orta bire başladı, aynı devre olduk ben hazırlık okuduğum için. kızı bir düz orta okula verdiler. annesi o yıldan başlayarak ikimiz de evlenene kadar her gün ama her gün kızının reklamını yaptı anneme. ama görmeniz lazım, insan bu kadar över evladını. sanırsınız her gün sabah kızın hocaları toplanıp tapınma ayini yapıyorlar kıza. aman öyle başarılı, aman hocaları böyle seviyor. benim okul hayatım da gayet teneke gittiği için annem deliriyor. her gün kızın anasını dinleyip doluyor sonra bana patlıyordu. x kadar olamadın, x sınavdan şunu almış, x'in hocaları ona şöyle böyle demiş, sen anca tembellik yap, sen hiç çalışma, sen zaten mezun bile olamayacaksın bu gidişle, x kadar olamadın........ yahu yemin ediyorum liseden mezun olana kadar katlandım bu darlanmaya. anlamıyordu annem. kendi kızı anadolu lisesi sınavında başarısız olunca kadın atlatamadı o travmayı. yıllarca o kompleksin içinden çıkamadı ve savunma mekanizması olarak kendi kızını görgüsüzlüğün sınırlarını zorlayacak derecede övdü. hatta kadın bununla yetinmeyip benim kötü notlarım konusunda annemi fişteklerdi. siz çok yüz veriyorsunuz, yıllarca okulu kazansın diye uğraştınız, bu ileride başınıza bela olur gibi gaza getirmeler. gazı alan annem de benim resmen boğazıma çökerdi. sırf bu yüzden okuldan da derslerden de daha çok nefret ettim.

    ha bu arada kız evet benden daha çalışkandı ve bulunduğu okulda adını zor yazabilen çocukların arasında gerçekten öne çıkıyordu ama eğer mesela benim okuduğum okulda olsaydı ortalama bir başarısı olurdu. hala aklıma geldikçe içim daralır annemin x ile başlayan cümleleri.

    bu arada karma mıdır bilemem ama bu ailenin şımartmaktan adeta çükünü yedikleri küçük oğulları bende yanlış görüp annemi gaza getirerek üzerime saldıkları neredeyse tüm konularda ailesinin canına okudu. zar zor torpille liseyi bitirttiler üniversite sınavına bile girmedi. babasının arabasıyla bir çok defa çok yüksek zararlı hatta can kayıplı kazalar yaptı. sonra koca koca borçlara girip bunları babasına ödetti. olmadık bir kızla evlendi, 6 ay içinde dünyanın tazminatını yine babasına ödeterek boşandı falan.

    annem olan biteni, yanlışını kıdkıma merdiven dayadığım bu günlerde gördü. hata yapmışım, farkına varamamışım dedi. benimse kendisine öfkem çoktan duruldu. ben ya da hiç bir insan oğlu mükemmel değil. annem de değildi. ama bu deneyimden ders aldım. kendi oğlumun en eften püften başarısında bile acayip gururlanırım ama hiç kimseyle oğlum ve onunla olan ilişkim konusında fazla konuşmam. ondan birazcık olumlu bahsedecek olsam komşumuz gelir aklıma, korkarım öyle görünmekten ve başka bir miniğin benim yüzümden haksız yere birileri ile kıyaslanmasından.
  • ben hep örnek gösterilen oldum bu denklemde. benimle kıyas yapılan çocuklar benden daha başarılı oldu. nazar edip hırs yaptılar sanırım.
  • kompleksli ebeveyndir.

    kıyaslama yapılacaksa bireylerle değil ortalamalarla kıyaslanabilir. çocuğum ülke ortalamasından uzun/kısa. okul/ülke ortalamasından iyi veya kötü gibi...

    ama ayşenin, memedin çocuğuyla kıyaslarsan o zaman o da senin fatmanın, emrenin ana babasıyla kıyaslar. bakalım memedin babası kadar iyi imkan sağladın mı çocuğa? fatmanın anası kadar güzel ve besleyici yemek yapabildin mi?

hesabın var mı? giriş yap