şükela:  tümü | bugün
  • türk insanı tarafından sadece çocuğu çok sevmek ve her istediğine boyun eğmek olarak algılanan eğitim şekli.

    halbuki bu değil. ve bunu çocuk sahibi olmayan bir kadın belirtiyor.

    çocukluğunun bir kısmını türkiye dışında geçirmiş biri olarak diyorum ki bu eğitim 100 metre koşusu değil bir maratondur. sonuçları öyle kısa sürede belli olmaz. uzun vade ve disiplin gerektirir.

    çocuğu çok sevmek başka şeydir onu eğitmek ve geleceği ve iyiliği için disiplinli olmak başka şey.

    duygusal toplumuz vesselam.
  • türkiye'de pek bilinmeyen, önemsenmeyen, üstünde durulmayan bir kavram olsa gerek. bir annenin kaleminden:

    "kızım 5 yaşına girdi ve babasını özlediğini söylüyor. bazen ağlıyor ve babama gitmek istiyorum diyor. ben kabul etmiyorum. komşular, bana, 'kızına, baban öldü' diye öğret rahatla diyorlar. öyle mi yapsam acaba?" nermin c.
  • ülkemde katliama dönüşmüştür. eskiden hiç değilse yurtdışına gçö edecek beyin vardı şimdi artık, allah ın da izniyle beyin kalmayacak. ve dolayısıyla akp'nin en büyük başarısı beyin göçünün önüne geçebilmek olmuştur.
  • eleştirel düşünce insanı george carlin in yine mükemmel yorumladığı konulardan birisidir. dinleyerek yazdım, hatalar olabilir;
    "ülkeyi son 30-40 yıldır etkisi altına alan bir zırvadan bahsetmek istiyorum. "çocuklara tapma" denebilecek bir zırvalık. çocuklara tapma, çocuklara aşırı bağlılık. günümüzün profesyonel (!) ailelerinden bahsediyorum. çocuk bezi koklama takıntılı, çocukların başından ayrılmayan, kontrol meraklısı ve onların çocukluklarını çalan ebeveynlerden. basit bir oyun bile, çocuklardan çalınarak annenin "oyun zamanı" programına koyuluyor. doğal ve serbest olması gereken bir şey bile artık katı bir şekilde planlanıyor.ne zamandır bir velet elinde çomakla avluda oturuyor? bilirsin, elinde bir çomakla otur orada işte. bugünün çocukları çomağın ne olduğunu biliyorlar mı? avluda sikko bir çomakla oturur ve sikko bir çukur kazarsınız. bilirsin işte. deliğe bakarsın, çomağa bakarsın ve mutlu olursun. ama çocukların çomakları yok artık. çomak kaldığını bile zannetmiyorum. yerlerini kurşun boyalar aldı galiba. kimin aklına gelirdi ki çomakların bir gün çin'den ithal edileceği?ama şunu bilirsiniz ki, bir çocuk asla zamanını çomakla harcamamalıdır. eğer 4 yaşındaysa evde oturup anaokulu giriş sınavlarına hazırlanmalıdır. bu saçmalığı biliyor musun? artık böyle yerler var. anaokulu giriş sınavı yapan yerler. seni zavallı küçük hergele! zavallı küçük hergele, çükünü bile zor bulur biliyorsunuz, ama sürekli başarılı olması için baskı yapılır. ebeveynlerinin iyiliği için başarılı olması gerekiyor. çocuk istismarının afilli bir şekli değil mi bu?çocuk istismarından bahsetmişken, sıradaki durağımız ilkokul. ayrımcı olduğu ve saldırgınlığa teşvik ettiği için çocuğun yakartop oynamasına izin verilmez. ayakta dikilmek hala uygun. ayakta dikilmeye hala izin var ama çok sürmeyecektir, çünkü er ya da geç bir çocuk ayakta dikilirken ayakları uyuşacak ve ebeveynleri okulu dava edecek ve ayakta dikilmeye de elveda diyeceğiz.henüz herşeyi kaybetmedik. çünkü bir çocuğun birşeyle oynamasına izin verildiğinde asla kaybetmez. asla kaybetmeyeceğini biliyoruz, çünkü günümüz amerika'sında hiçbir çocuk kaybetmez, artık kaybedenlerimiz yok, herkes kazanıyor. hangi müsabaka oyun olduğu farketmez herkes kazanıyor, herkes ödülü kapıyor. bugünlerde hiç bir çocuk karakter kazandıran şu lafı duymuyor; "kaybettin bobby, kaybettin, mağlupsun" bunu atlıyorlar. bugünlerde kaybeden çocuklara ne deniyor biliyor musun? "son kazanan sendin"bu çocukların çoğu 20'li yaşlarına geldiklerinde, patronları çağırıp kendilerine şunları söyleyene kadar gerçekleri göremiyorlar; " bobby masanı boşalt ve buradan siktir ol git, kaybettin, şimdi siktir git"! elbette bobby'nin ailesi neden böyle olduğuna anlam veremiyor, oysaki çocukları okulda hep iftiharla geçerdi. anlayamadıkları şey bugünlerdeki okullarda herkes iftiharla geçiyor. herkes iftiharla geçiyor çünkü iftiharla geçmek için yapman gereken tek şey vücut ısını 37 derecede tutabilmek.çocukları bozan tüm bu zırvalar, "kendine saygı" denen akım yüzünden çıktı. kendine saygı akımı 1970'lerde başladı ve söylemekten mutluluk duyuyorum ki tam bir başarısızlığa uğradı. çünkü araştırmalar tekrar tekrar gösteriyor ki kendine fazla saygı göstermek notları yükseltmiyor, kariyer başarısın arttırmıyor, alkol kullanımını bile azaltmıyor, ayrıca kesin olarak hiçbir şiddetin ortaya çıkmasını engellemiyor. çünkü sonunda şiddet eğilimli insanlar kendilerini daha fazla önemsiyorlar. bir sosyopatın kendisine fazlasıyla saygı duyduğunu düşünün. kimin aklına gelirdi. böyle şeylerin olmasını seviyorum, "siyaseten doğru" fikirlerin bok çukurunda dibi boylamasına bayılıyorum.dibi boylayan bir tane daha, cenin müziği duysun diye mozart dinletmek. bunun zekayı arttırdığı farzediliyordu, ama hiçbir işe yaramadı. tüm yaptığı cd'lerin satışını arttırmak ve pek çok fetüsün kafasını attırmak oldu.kendine saygı akımı tek bir fikir altında toplaştı; her çocuğun özel olduğu fikri. bunu kendilerini ikna edene kadar tekrar ve tekrar söylediler. her çocuk özelmiş. siktirin oradan demeye devam ediyorum. diyelim ki doğru, cömert günümdeyim, diyelim ki her çocuk özel, bu önermeyi kabul edelim. ya her yetişkin ne olacak? her yetişkin özel değil mi? eğer değilse, hangi yaşta özel olmaktan, çok da özel olmamaya geçiliyor o halde? eğer her yetişkin özelse, bu da herkesin özel olduğu manasına gelir ve tüm fikir anlamını kaybeder."
  • yontma süreci.

    kim için, ne için eğitim?

    sisteme uygun insan!

    ha ha ha!
  • aile içerisinde üzerinde en fazla durulması gereken konu. çocuk eğitimi başlı başına büyük bir süreç. ana-babaların bu konuyu ciddiye alıp üzerinde durmalarında yarar var.
    çocuk ilgi ister, şefkat, oynamak, soru sormak, öğrenmek, keşfetmek ister. çocuğun bu gibi ihtiyaçlarına herzaman cevap vermek gerekir. nasıl ki fiziksel gelişimi için yemek yediriliyor, kişilik gelişimi için de ilgi gösterilmelidir.

    ilgi ve alâka gösterirken aşırıya gidip onun her istediğini yapmak, her istediğini almak, iyi ebeveyn olmamanın bir belirtisi olabilir ancak. iyi ebeveyn kesin kuralları olan ve gerektiği yerde dur demesini bilendir.
    söylediklerini önce kendisi yapmalıdır. kendisi uygularsa çocuk uygulayacaktır zaten.
    örnek vermek gerekirse, ergenlik yaşındaki bir çocuğa sigara içmemesi konusunda uyarıda bulunulabilir. bu uyarıyı yapan baba'nın sigara içip, içmediği çocuğu ikna etme noktasında yüzde yüz rol oynayacaktır.
    bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. arife târif ayıp olmasın diye örneklerle devam etmiyorum.

    eğitim süreci sadece anne baba'yla son bulmaz. çocuğun çevresindeki herkes, küçüğünden büyüğüne kadar, onun kişisel gelişimine etki eder. bu yüzden herkes çevresindeki çocuklarla nasıl konuştuğuna nasıl davrandığına dikkat etmelidir. geleceğin yetişkinlerini gerecek, utandıracak, bunaltacak konuşmalardan kaçınmalıyız. şaka dâhi dozunda yapılmalıdır.
    bazı insanların şaka ve küçük kandırmacalar yapmaları iyi niyetli olsa bile, yalan'ı alıştıran ve sıradanlaştıran en büyük kötülüklerdir. bu gibi yalana alıştırılmış çocukların yetişkin olduklarında dürüst ve şahsiyetli olmamalarının en büyük sebebi ailesi ve çevresidir.

    her ne kadar çevredeki herkes çocuk eğitiminde bir rol oynuyor olsa bile, anne'nın yeri bambaşkadır. anne temeldir. çocuğuna yön vermeye hamilelikle beraber başlar. bir anne için en kutsal görev iyi çocuk, iyi nesiller yetiştirmektir.
    dürüst, mert, izzeti-nefis sahibi, cesur, inanılan, güvenilen bir insan yetiştirebilmek kolay ve kendi kendine oluşan bir şey değildir. anne'nin azmine, sabrına, gayretine bağlıdır. bu süreçte erkeğe düşen görev eşini her konuda desteklemek ve yardım etmektir.
  • sanırım yeni nesil çocuk eğitiminde en önemli rol küçük yaştaki yabancı dil eğitimine düşüyor ve bu bağlamda anne babalara en yardımı dokunabileceğine inandığım yavrucak'ı tavsiye ediyorum.
    bir göz atarsanız öğrenmeniz gereken çok şey bulacağına eminim. http://bit.ly/18wttdg
  • çocuk eğitimi kadını eğitmekle başlar.

    “zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlât yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. anaların, bugünkü evlâtlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. bugünün anaları için gerekli özellikleri taşıyan evlât yetiştirmek, evlâtlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak, pek çok yüksek özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. bu sebeple kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha çok bilgili olmaya mecburdurlar. eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdır”- mustafa kemal atatürk
  • "bir erkeği eğitirseniz bir adamı eğitirsiniz.bir kadını eğitirseniz, bir kuşağı eğitirsiniz." - brigham young
  • son yıllardan yakınından bile geçilmeyen eğitim. akıllarınca her boku pedagoglar, psikologlara soruyorlar, ortada olansa psikopat anneler ile manyak çocuklar.

    çocuk disiplinle eğitilir, çocuğumun psikolojisi bozulacak saçmalıkları ile değil.