şükela:  tümü | bugün
  • hoş bi nazan öncel şarkısı. söz ve müzik yine onun.
  • (bkz: çocuk kalbi)
  • naz 'ın annesine ithaf ettiği göç şarkısı . . .

    "
    çocukluğum uzaklarda
    bana sanki gelsen diyor
    benim şehrim çocuk kalbim
    yüküm ağır çeksen diyor
    gençliğim de orda saklı
    ah ne var ki inanmıyor
    bir kuş olsam uçsam derdim
    biraz kahrını çeksem derdim
    o sehirde bir vurulsam
    ölsem derdim
    yok be kalbim böyle ölme
    itiraf et söyle sen de
    herşey eski dönmek yok
    ah ne çare
    o diyorlar o tepeler
    bu yalnızlık bitmez diyor
    fenerimi yaksan da olur
    ben ölüyüm çocuk diyor
    gençliğim de orda saklı
    ah ne var ki inanmıyor . . .
    "
  • "yetişkin beynim ve bedenime direnen yumruk kadar bir et parçası çocuk kalbim dediğim...

    kırılan, incinen, zarar gören
    yediği tokatla yere düşen ama yine kalkıp annesinin peşinden giden
    hayallere, kelimelere, düşlere, fallara, büyüye inanan
    ağladığında avutulmak isteyen
    "ben yapmadım o yaptı" diye mızıldayan
    "senin yüzünden" deyip suçtan kurtulacağını sanan...

    ama neylersin ki kocaman bir bedenle, gardiyan bir beyinle ağlanmıyor bile artık. sen yine de dur yerinde çocuk kalbim. bir çocuğun sesini duymak güzel."
  • uzun yollar gittiginizde uzaklık daha bir gercek oluyor. tepeler, baska sehirlerin trafik lambaları, kavsaklar, hiç kimsenin içine girip uyumadıgı sadece yanından gecilen kocaman daglar, yollar, yollar, yollar... tam yüzyıllık uzaklarda özledikleriniz, sevdikleriniz var. bir kuş olup ucmak istediginizde, "hadi bu cayı da beraber içelim" demek istediginizde bu şarkı tokat olup yüze çarpıyor. o sehirde bir vurulsam, ölsem, derdini ceksem, "neyin var", "bugun ne yaptın" demek istesem bu şarkı "olmaz, bak ben de yapamadım, sen de yapamazsın, olmayacak" diyor.
    o diyarlar, o tepeler "bu yalnızlık bitmez" dediginde tüm ümitler yok oluyor. yalnızlık baki, beraber gecirilen vakitler hediye oluyor.
    özlemden burnumun diregi sızladıgında, hasretinden gözümden yaşlar aktıgında içimde bu şarkı calıyor.
    fenerini yakabilsem diyorum ama hep aynı kişi "ben ölüyüm cocuk" diyor.
    genclik de akıp gidiyor, yıllar da yavas yavas bitiyor.
    nazan da ekliyor;
    "parası da pulu da yerin dibine batsın, ben sana sen bana hasret mi ölecegiz?"
  • "göç albümünde “çocuk kalbim" de izmir'i anlatmaya çalışmışımdır. hala o şarkıyı ne zaman duysam, şarkı boyunca gözlerim dolar, izmir gözlerimin önünden çıkar gider."

    nazan öncel.
  • bazen mahvolmak isterseniz.. geceye sığınıp sizi mahvedecek birkaç anı, üzerine de birkaç şarkı ararsınız.. çok da zorlanmaz insan bunu yapmak için..

    ahh be kadın hep mi senle ağlayacağım ben.. dert ortağım, sığınağım.. seviyorum seni.. nasıl güzel bir şarkıdır bu.. nasıl içten söylemişsindir... kalbimi acıtıyor şarkıların.. varsın acısın.. kanasın.. temizlensin.. şikayet etmiyorum..

    bir kuş olsam uçsam derdim...

    uçamıyor ki insan.. cesaret edemiyor..
  • o tarifsiz güzellikte ki sözleri bir yana, bir şarkı ancak böyle güzel söylenebilir. çok az şarkının verebileceği etki ile bünyeyi pinballda ki topa ilk vuruş misali mekanizmayı çekip, ''ah ne çare'' dediği anda bırakıyor sonra sende savrulup gidiyorsun zaten, bir oyana bir bu yana çarptıkça canın acıyor, düşmemek için hep nazan* söylesin, çalsın istiyorsun.
  • nazan'ın hastasıyım demiş miydim?
    her derdin devası şarkılar volume bilmem kaç; çocuk kalbim.
    geceye son nokta onla konmayacak da neyle konacak:

    bir
    kuş
    olsam
    uçsam
    derdim
    biraz
    kahrını
    çeksem
    derdim
    o
    sehirde
    bir
    vurulsam
    ölsem
    derdim

    yok be kalbim böyle ölme
    itiraf et söyle sen de
    herşey eski dönmek yok
    ah ne çare

    http://www.youtube.com/…rarb80cak4o&feature=related
  • bir zamanlar korkusuzca sevmiş olanlara ithaf edilmeli. en çok onlar hak ediyor, çünkü.

    (bkz: korkarak sevmek)