şükela:  tümü | bugün
  • uzun bir müddet düşündüğüm, annem de dahil olmak üzere çocuğu olan insanlara sorup danıştığım ama bir tane bile mantığıma yatan cevap alamam ile sonuçlanan hadise.

    +beni neden doğurdun? neden böyle bir karar verdiniz mesela?
    -bilmem, sevmek için belki.

    +neden çocuk sahibi oldunuz?
    -aile olmak için. çocuk olmayan ev tatsız tuzsuz olur.

    +çocuk sahibi olmaya sizi iten şey neydi?
    -soyadımızı devam ettirmek.

    siz de sorun annenize - babanıza aynı cevapları verecektir.

    türkiye'nin hali ortada.
    ben çocuğu doğurdum, maddi olarak kendimi hazırladım diyelim.
    tecavüzcüsü, gaspçısı, dolandırıcısı, ülkenin adalet sistemi...
    özgecan'a hiç girmeyeyim konuyu anladınız.
    hiçbir şey yoksa bile bir kadın olarak doğumda ölme riskim var mı? var. peki babası ya da akrabaları sizin çocuğunuza ne kadar bakabilir? elinden geldiği kadar.
    bunca riskin içinde böyle bir dünyaya çocuk getirmek için sebepler; onu sevmek (yani zaman geçsin, evde eğlence olsun, aramıza biri katılsın hoşluk olsun, romantizm olsun), aile olmak (komşu, akraba baskısı bitsin, çocuk doğuramayan kadın damgası yememek), soyad devamı (derdini sikeyim butonu nerde? - buna da kibir diyoruz)
    çocuk doğmasın neslimiz tükensin demiyorum fakat dünyaya bir çocuk getirmek gerçekten çok ciddi bir durum. bahsettiğim yaygın ''bencil'' sebepler yüzünden çocuk sahibi olmak ne denli doğru bilemiyorum. çiftlerin oturup neden çocuk yapıyoruz'' temalı konuşmalar yaptığını da sanmıyorum. ama eğitim seviyemiz, ülkenin koşulları baz alındığında aslında şu farkındalığın yaratılmasının ne denli önemli olduğunu açıkça görebiliriz.
  • ilgili sebep, cümlede gizlidir: çocuk "sahibi" olmak.
    yani bir şeyi sıfırdan şekillendirme hazzının peşinde, döllü ego sürttürmesi.
  • çorbada benim de tuzum olsunculuk. bir nevi kalıcılık. ölüme meydan okuma bana kalırsa.
  • çünkü yapabiliyor olmak olarak cevaplanabilecek soru(n).
  • allah vergisi de geç adam sende

    (bkz: hadi ateistler bunuda açıklasın)
  • basitçe içgüdü olarak açıklanabilecek sebeptir. düşünürseniz çiftleşme içgüdüsü sizi burada hakkında 7-24 komuşturacak kadar güçlü bir şey. doğum kontrolü olmasa bu konuda tercih dahi yapamıyor olurduk. tercih yaptığımız durumlarda da gene içgüdü söz sahibi oluyor, zira düşününce çocuk sahibi olmanın hiçbir mantığı yok. sevmek için demek bence en komik sebepmiş. 3-5 sene seversin, sonra gıcık bir şey olup çıkıyorlar, masrafı, derdi de cabası. al bir kedi doya doya sev. (hemen kızmayın duyguları katmadan sadece mantıkla düşününce böyle). soyu sürdürmek de öyle, sanki herkes hanedan mensubu veya mucit. şahsen benim görebildiğim kadarı ile benim soyumun dünyaya ciddi bir katkısı yok, eksikliği hissedilmez bile. ayrıca benden başka sürdürenler de var. çocuk düşünerek değil ancak hormon gazıyla yapılacak bir şey. şahsen benim çocuk sahibi olma isteğimin sebebi hayatın yormadığı sıfır km bir insancık yardımı ile umut denen duygunun nasıl bir şey olduğunu hatırlamak. çok bencilce bir istek yani.
  • olmasi gereken: asktir.

    o kadar seversin ki karsindakini opmek, koklamak yetmez; sarilmak istersin. o da yetmez simsiki sarilip yekvucut olmak istersin. o kadar ki tum hucrelerinle sevdigini kucaklamak istersin ve o anda zihninde bir isik yanar:cocuk yapmak.

    cocuk sevdiceginle tekvucut olmanin,bir elmanin iki yarisi olmanin adidir.
  • adettendir. dayatmadır. zincir bir kere oluşturulmuştur ve dayatılan bu zinciri bozmaman gerektiği bilinçaltına işlenmiştir: doğarsın, büyürsün, okursun, işe girersin, evlenirsin, cocuk yaparsın, emekli olursun, ölürsün.

    haaaa çocuk geldikten sonra onu cidden çok seversin ama sonradan yaşayacağın ve ancak yaşadıktan sonra bilebileceğin bir his en başta bu kararı alma sebebin değildir bence.
  • mahalle baskısı