şükela:  tümü | bugün
  • dyp izmir il başkanlığının başlattığı imza kampanyası. haberin ayrıntıları için;
    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/…aspx?docid=5406690
  • (bkz: ucuz populizm)
  • oy potansiyelini arttırmak adına, travma kurbanı olduğunun dahi farkında olmayacak yaşta bir bebeğin olumsuz yaşantılarını malzeme yapmaktan çekinmeyen grubun başlattığı kampanya.
    (bkz: aç gözünü seyret tekrarı yok bunun)
  • hakli bulmadigim onerme.bana kalirsa, bu tur suclulari idam etmek, onlara verilebilecek en hafif ceza olacaktir. belki toplumda onun gibi olabilecek olanlara ornek olur amaci gudulmektedir ama bence yetersizdir. idam etmek yerine hadim etmek daha etkili bir ceza olacaktir. hem hadim edeceksin hem de zaman zaman gazetelerde okudugumuz haberlere gore bazi ulkelerde ''ben su su suctan hukum giydim'' yazan bir tisortle gezme cezasi ile pekistireceksin.zaten bu durumda akli varsa kendi intihar eder de devleti de bir yukten kurtarmis olur.
  • denyoluğa uyum sürecinde dev bir adım.
  • devamında "msnde niklerimizn önüne çocuk sembolü koyuyoruz!!!" şeklinde bir açıklama yapılsa tüm türkiyenin seferber olabileceği kampanya.
  • gerekçelerini örf, adet, gelenekten, türk aile yapısına uygunluktan alan, "bizi avrupaya rezil ediyo bu sapıklar" şeklinde popülizme yatan ve yetkililer nerde konulu klasik muhalefet serzenişleriyle ve "asmayalım da besleyelim mi" nidalarıyla yürüyen kampanya.
    17 aylık bebeğe tecavüz edilmesi buzdağının görünen yüzüdür. görünmeyen yüzü ise çocuk istismarının özellikle de ensest biçimindeki çocuk istismarının ne kadar yaygın olduğudur. çocuk uğradığı istismarı kendisi anlatamaz, çünkü onun için hem travmatik hem de anlamlandıramadığı bir şiddet olayıdır. bunu unutur, bastırır. ancak yıllar sonra böyle bir tesadüf sonucu ya da başka patolojileri inceleyen bir terapi esnasında ortaya çıkabilir.
    bu konuda türkiye'de yapılan bir araştırma varsa da karşıma çıkmadı ama yıllar önce okuduğum bir araştırmada şöyle bi sonuç vardı; başka birşey araştırmak için abdnin bir eyaletinin çocuk hastanesine araştırmanın yapıldığı tarihten 20-30 yıl kadar önce yaralanma, darp gibi olaylarla götürülmüş çocukları arayıp buluyorlar. terapi sürecine girmeyi kabul edenleri terapiye aldıklarında bunların çok büyük bir oranının, çok iyi hatırlamıyorum sallamıyım ama yüzde altmış gibi bir oranının çocukken istismara uğradıkları ortaya çıkıyor. bu veriden yapılacak bir genellemenin varacağı sonuç çok korkutucu, varmak istemiyorum.
    bir diğer bilinen gerçek ise çocuk istismarcılarının birçoğunun aslında çocuk istismarı kurbanları olduğu. yani bu fasit bir döngü. kimi asıp kimi kurtaracaklarını sanıyolar bunu da merak ediyorum.
    bunca travmatik ve toplumsal bir meseleyi gelenek ve ahlak meselesi olarak ele alarak çözümü için idamı öneren zihniyeti* tanımıyor olsak şaşırabilirdik belki ama ben şaşırmadım açıkçası.
  • "ceza sisteminin asıl amacı suçluyu cezalandırmak değil ıslah etmek olmalıdır" "hiçbir ceza yaşama hakkını ortadan kaldırmamalıdır" "öldürmek hafif ceza olur bunlara ağırlaştırılmış müebbet hapiste yavaş yavaş çürümeleri tercih edilmelidir" "idam, gelişmemiş hukuk sistemlerine özgü bir cezalandırma yöntemidir"

    bu tüm önermelere eyvallah ama ruhumda kalbimde dinmez bir sızı oluşuyor bir çocuğa tecavüz edildiğinde, tecavüz edilerek öldürüldüğünde yada ölüsüne tecavüz edilidiğinde. bırakın mağdurun ailesini ve yakınlarını kendi içimdeki öfkenin her hangi bir insani ceza ile bastırılmayacağını; modern cezalandırma yöntemlerinin vicdanımdaki adaletsizlik algısını engellemeyeceğini hissediyorum. o her zaman tiksindiğim siyaseten doğruculuktan iyice nefret eder hale geliyorum. nasıl düşünmemiz gerektiğini biliyorum ama hissettiklerim çelişiyor bazen bununla. sadece ve sadece çocuk tecavüzü suçu için idam cezasına evet dediğim için sonuna kadar katıldığım ve desteklediğim öneridir bu sebeple.

    hırsızlara, katillere ve hatta reşit insanlara tecavüz edenlere bile soğukkanlılıkla yaklaşabilirim. bunlar hakkında siyaseten doğrucu laflar edebilirim. insanseverliğimden nasiplenebilir bu suçlular yani. ancak benim hümanistliğimin sınırı çocuk tecavüzcüleri tarafından kırmızı kalın çizgilerle belirlenmiştir. söz konusu onlar olunca yemen'deki idam kararını verenlere ve uygulayanlara "ellerine sağlık" diyecek kadar vahşileşebiliyorum ve bundan zerre utanmıyorum "insanlar nasıl biri olduğum düşünür acep?" kaygısıyla dolup taşmadan.

    http://www.milliyet.com.tr/…ler&kategoriid=5&ver=87