şükela:  tümü | bugün
  • evli değilim, çocuk sahibi de değilim ama eğer evlilik işkenceye dönüşürse bunu hayatta yapmazdım sanırım.

    o çocuk hayatta mutluluğu bir şekilde elde edebilir yine. boşanmış aile çocukları, yetimler bir şekilde mutlu olabilir. ama sadece o kısa bir süre mutsuz olmasın diye insanın geri kalan hayatını olduğu gibi çöpe atması çok garip cidden.

    bu zamane anne babaları çok mu garip, bana mı öyle geliyor, yoksa bende baba olunca aynı hassasiyetlere mi sahip olacağım?
  • sevgisiz ve kavga döğüş ortamında çocuk büyütmek ayrılmaktan daha zararlı çocuk psikolojisi için. eşşek kadar oldum, gündelik hayatta kaygısız olmayı başardığım anlar nadir. halen "akşam olacak ve kavga çıkacak" diye akşamı korkuyla bekleyen o çocuğun hissettiği kaygılarla yaşıyorum.

    tabii bir de evli çapkınların favori dayanaklarından biridir. aslında çok mutsuzdurlar ama napsındırlar? ne kadar da sorumluluk sahibi bir erkek.

    bunlar standart yalanlardır. bırakın çocuğu yapan bedelini ödesin, masalları da size değil çocuğuna anlatsın. tabii masallardan hoşlanıyorsanız yine de siz bilirsiniz. siz uyurken hayat akar ve uyandığınızda masalı okuyan yanınızda olmaz.
  • bizzat yaşadığım hadisedir zamanında.

    affedilmeyecek kadar büyük bir hata... karşı taraf aksini iddia etse de çift taraflı biten sevgi... bir buçuk yaşında, sokaktaki adama karşı bile babasına olduğundan daha ilgili bir kız bebek...

    ne kolay değil mi? bütün şartlar tamam. kimse bişey diyemez. derken evde ayrılık rüzgarları esmeye başlar. kavga gürültüye tanık olmasa da o rüzgarı hisseden sıpa, pati pati yürüyerek o hiç ilgi göstermediği babanın kucağına oturup sarılarak anneye bakar. "bu iyi böyle, gitmesin" der gibi... anne ve babayı birlikte kullandığı(!) oyunlar icat eder o minnos aklıyla. gel de ayrıl di mi?

    onun hatırı için bir gün biteceği bilinerek devam edilir bir süre daha ama ne kırılan dal onarılır yürekte, ne huylu vazgeçer huyundan. sadece işte...gerçekten anlayacak yasa geldiğinde kızımın yüzüne bakacak, en azından senin için denedim diyecek yüzüm olsun diye...
  • çocukların sevgisiz ve sağlıksız bir ortamda büyüdüğü göz önüne alınırsa faydadan çok zarar getirecek olan eylemdir.
  • boşanarak kurulu düzenini bozmaktan korkanların sığındığı liman "çocuğum/çocuklarım için katlanıyorum."
  • iki kişinin mutsuzluğuna çocuğu da ortak etmektir. bencillikten öte bir şeydir bu düşünce.
  • evliliklerini kurtarmak düşüncesiyle çocuk yapan çiftin hazin sonudur.
  • olayin cocuk tarafindan bildiriyorum, hayatiniz berbat gecer. okulda stres, evde stres, bir uyku vakti var kavganin son buldugu, onda da kabuslar..

    ogretmene, arkadaslarina anlatamazsin, cunku cevrende herkes mutlu ve mutsuz aile cocugu olarak dislanmak istemezsin. onlar haftasonu aileleri ile yaptiklari mutlu hikayeleri anlatir, sense nasi kivirsam diye dusunup konusmazsin, ya da yalan soylersin.

    keske bosansalar diye dusunursun ama dile getiremezsin, cunku onlar ailen, onlari birlikte sevmen gerekir. kavgalarda birbirlerine zarar vermesinler diye araya girmeye calisirsin, zarar gördüklerini gorursen yuregin daglanir, zarari sen goguslemeye calisir, hissettigin aciya aldirmamaya calisirsin.

    kavgalari bazen sessiz yaparlar, ama havadaki gerginligi, sevgisizligi hissedersin. cocuksun ama kör degilsin, goruyorsun iste disarida aileler birbirine nasil davraniyor, egleniyor, cocuklari nasil mutlu. 2sini bir araya getirecek biseyler yapmak istersin, ya da kendileri bi planla gelir, ama sonunda acaba ne tatsizlik cikacak diye icinde hep bi sıkıntı. hep bir yanın yarim, ama ailen tam gibi gorundugu icin mutlu olmaya calisirsin.

    cocukken buyuk gibi davranmak zorunda kalirsin, 2sine de hep anlayisli davranmaya, kizdirmamaya calisirsin. 2si birbirini yemekle oyle mesguldurki arada sana nasil davranacaklarini da unuturlar. sevgi sozcuklerinden cok nefret ve hakaret sozcugu ogrenirsin. ya da sessizdir hep ortalik, sohbetin ne oldugunu unutursun. sonra bu bir aliskanlik olur, sen asosyallesirsin ve farkedersinki gerginlik cikmasin diye hayatinda herkese karsi alttan almaya baslamissin.

    benimkiler 20 sene bosanmadigi icin uzun sure atlatamadim. sunlari yazarken bile o zamanlar yasadigim uzuntuyu yine yasadim. kimseyle yuzde yuz anlasacagimi dusunmedigim icin ileride kesin bi tatsizlik cikar, anlasamayiz ayriliriz diye evlilige yanasamadim. anlasmanin mumkun oldugunu dusunemedim. aileleri kendileri kucukken bosanmis arkadaslarim, kuzenlerim daha rahat ve mutlu büyüdü, hepsinin de uzun sureli iliskileri oldu. kucukler disinda evli olmayani da yok.

    diyecegim o ki, anlasamiyorsaniz cocugu gerizekali yerine koymayip ayrilin, 6-7 yaşında cocugun akli eriyor evde ne dondugune. sizin o mendebur hallerinizi gormekten, sozde evli kalarak, evlilik kurumunu yikan birlikte yasamanizdan ve sanki cok matah bi feragatta bulunuyormus havalarinizdan, bu yuzden bi de senin icin yaptim diye cocugunuzdan beklenti icine girmenizden gina geldi. cogu kadin, ayrilinca adam cocukla ilgilenmez hepten unutur, sorumluluk bana kalir diye evliligi surunduruyor. böyle sagliksiz bi ortamda stresli bi cocuk buyutmektense, anne ya da babasina hep ozlem duyan, eve giderken kalbi sikismak yerine huzur dolan cocuk yetistirmek yegdir.
  • yok öyle bir dünya...
    benim annem ortada iki çocuk varken babamı boşamışsa gerisi teferruattır..
    bir de bana bunlar bahane gibi geliyor. erkek kişisi çocuk var diye boşanmamazlık yapmaz çatır çatır boşar kadını, kadın içinse şöyle bir durum var. eğer kadının ekonomik durumu yoksa işsizse her gün adamın eline bana 3 kuruş versin diye bakıyorsa boşanmaktan korkar çoluğu çocuğu bahane eder...
    okuyun kızlar
  • evet, bunlardan biri de bendim.

    oğlum 3 yaşındayken boşanma fikri iyice yerleşmişti aklımda. ne kadar da onarmaya çalışsan olmayacaksa olmuyor. ama o kadar güzel bir bağımız vardı ki doğduğundan beri onunla, altını değiştirme, ayağımda sallama, mamasını hazırlama, yedirme, oyun arkadaşlığı; artık aklınıza ne gelirse.

    baba evlat yakınlığını, ilk onunla yaşadım.

    boşanma fikir aklınızda sabitlenmeye doğru gittiğinde en kötü ikileme sahipsiniz demektir. 5 yıl sadece bunun için evliliği sürdürdüm, o kadar küçük bir çocuğun bu travmayı kaldırması şahsi düşünceme göre olanaksızdı.kendi hayatımın direksiyonuna sahip, özgür olacağım 5 yılı çöpe atmayı seçtim.en masum oydu çünkü.

    ancak çok zorlandım, dayanılacak gibi değildi. kendimi ev büyüklüğünde bir hapishanede müebbet hapse mahkum biri gibi hissediyordum.

    şimdi, 20 yaşında üniversitede okuyor. hala aramız belirli bir ergenlik dönemi hariç iyi oldu, şimdi de gayet iyi. geçenlerde "boşandığın için sana hak veriyorum baba" bile dedi, annesinin bazı çiğ tavırlarından dolayı.

    çocuğun ruh haline zarar verip vermemesi önemli boşanma olayının zamanlamasında. bazı durumlarda aile içi şiddet gibi olaylar varsa acilen yolu ayırmak şart tabi ki.

    çocuk, bu dünyaya gelirken kendi isteği dışında, tertemiz geldi. ona güzel bir gelecek hazırlamanın dışında, sağlıklı bir psikoloji de borçlu ebeveynler.

    hayat kısa da olsa, son durağa borçlanmadan gidelim değerli şoför kardeşlerim.