şükela:  tümü | bugün
342 entry daha
  • (bkz: halley)
    o günlerin ve bu ürünün anlamını en iyi ben bilirim.
  • tahtakale'den alınmış herhangi bir şey.
    içi deterjanlı su dolu yoyo benzeri yumuşak top olur, lego olur, 10 farklı renkte yazabilen kalem olur, org olur, ışıklı beyblade olur, figürlü futbol topu olur. oyuncağın basit ya da yaratıcı olması çok da fark etmez çocuk için.
    çocuk aklı hipnotize olur bu dandik şeyler karşısında, hele henüz piyasaya düşmemiş oyuncaklara hayran kalır ki tahtakale böyle şeylerin membaıdır zaten, ülkedeki sıfır noktasıdır.

    ulan ben yazarken dil çıkaran timsah kafalı kalemimle aşk yaşıyordum resmen. ışıklıydı bi de böyle çin keranesi gibi yanıp yanıp sönüyordu.
  • mabel sakız ve şemsiye çikolatalar...
  • çikolata. o çikolatayı yastığın altına saklayıp kardeşimle bana sorardı hangisinin altında diye. daha sonra yastığın altına değil de cebine saklamaya başladı. biz uyanık olduğumuz için bu numarayı yemezdik.artık hiçbir çikolata o çikolataların tadını vermiyor. teşekkürler babacım.
  • amcamın ben küçükken bir bakkalı vardı hâlâ var ama artık bakkal değil az daha büyüğü olan marketi var. amcam, o zamanlar bekar olduğu için alt katta babaannemlerle birlikte yaşıyordu. her akşam gelirken bana ve abime çikolata getirirdi, biz de amcamın arabasının sesini duyar duymaz aşağı iner amcamı karşılardık. eli boş geldiği tek bir günü dahi hatırlamıyorum. yaz olunca çikolata yerini dondurmaya bırakırdı, cips ya da kola pek getirmezdi. bir gün daha 5 yaşında falan olduğumu hatırlıyorum çok hastayım öyle böyle değil. yorgan döşek yatıyorum, herkes başımda annem, babaannem, halam. sonra akşam oldu amcam işten geldi bana tam üç tane süpriz yumurta getirdi. o yumurtaları görünce o kadar mutlu olmuştum ki, hastalık falan kalmamıştı. bir de normalde ne gelirse gelsin bir tane geliyor şimdi üç tane gelmiş, çok mutlu olmuştum. abime de hava atıyorum "bak amcam bana üç tane yumurta getirmiş" diye. sonra "artık siz büyüdünüz" dedi ben ve abimin yerini kardeşlerim aldı sonra da amcam evlendi, kendi çocuklarına getirmeye başladı.
    canım amcam allah senden razı olsun, bizi o zamanlar o kadar mutlu ediyordun ki allah'ta her daim seni mutlu etsin inşallah. :)
  • vapurda isportacilar tarafindan satilan her turlu alet edevat.
  • her gün 17.15 gibi servisten inerken koşardım yanına. aynı kıyafeti giyen bir sürü insan arasından babamın yanına babişkoo diye bağırarak koşup ceplerine vururdum. babamın işten çıkarken aldığı çikolatayı gömerdim eve giderken. yaşım büyüdükçe eve gelmeye başladı çikolata. şu an bile yan yana olalım babam hâlâ çikolata ile gelir dışarıdan. ben kazık kadar insan oldum ama babam bazen telefonu babişkosunun fıstığı/ kızı/miniği şeklinde açar. gece gece eskilere götürdünüz swh
  • eşantiyonlar

    küçk çaplı bi dükkanımız vardı. aslen fast food satsak da o dönemler alkol ve sigara ruhsatımızın da olması sebebiyle her türlü alkol ve sigara satışı da yapıyorduk. yaşı tutanlar dükkanın tipini az buçuk anlamıştır zaten. bu alkolcüler sigaracılar ara ara eşantiyon şeyler bırakırlardı dükkana biz mal aldıkça. babam genelde bunları çalışan elemanlarına dağıtır bazen de bize getirirdi. ona göre bizim ihtiyacımız olmayan şeylerdi bunlar. hiç unutmam bi gün marlboro 'nun el kadar yanlarında 2 hoporlörü olan küçük bi radyosunu getirmişti. hala saklarım. bi de ilk walkman 'ım sanıyorum doritos un eşantiyonu olan kulaklıklı bir radyoydu. bi de tabi coca cola'nın kutup ayısı... hatta algida max' in kartları vardı, max dondurma çubuğu karşılığı alınırdı bunlar, babam dondurma karşılığı kartlarını almayan kişilerden kalan kartları bana getirirdi. tuborg'un bardaklarını eşşek kadar olmama rağmen hala aile evinde gördükçe o günleri hatırlarım.

    not olarak, eczacı ve doktor tayfasının da enfes eşantiyonları olurdu ama alkol ve sigara markalarının eşantiyonlarını tek geçerim.

    edit: kırmızı malboro bel çantası aman yarabbim aile evini kurcasam illa çıkar bi yerden bu meret
  • futbol topu.
  • red bull :) o zamanlar cam şişedeydi
984 entry daha