şükela:  tümü | bugün
  • mesleki anlamda pek cocukluk hayalimi yaptigimi soyleyemem ama mutluyum. bir sikintim yok cok sukur. bununla birlikte hep baska ulkeler ve insanlar gormeye merakliydim. hayalini kurardim cocukken. bunu basardim. bir de legom falan olmadi benim. hayalini kurardim cocukken. aradan on yillar gecti, koca adam oldum ve o legolari aldim. klasiklerden. koleksiyonluk. biraz gec oldu ama olsun...
  • sinema sistemi
    fotoğraf makinesi
    motosiklet
    araba

    ve hiç hayalini kurmadığım halde kira öder gibi aidat ödediğim evim de var.
  • çocukluk değil de ergenlikte hep ayrı bir evim olsun istemiştim evimi aldım.
    teyzemin arabası vardı ve o zamanlar kadın sürücü çok azdı onu da aldım.
    topuklu ayakkabıları saymıyorum bile tabiisi aldım.
    küçükken kat kat ve kabarık elbiseler hoşuma giderdi sonra hevesim kaçtı onu almadım.
    bir de buz patenini çok severdim çok izlerdim, buz pateni de yaptım, patenlerim de duruyor.
  • oyun konsolu, sega master system ıı: bizim zamanımızda en iyi bu vardı. şimdi bunun muadili ps4 var.
  • bebek, bisiklet gibi basit şeyler geliyo aklıma. çünkü bi diğer hayalim astronot olmaktı :)
  • 2 adet technics sl-1210 ve bir mixer
  • içinde merdiveni olan ev.
    hiç de öyle kullanışlı bir şey değilmiş.
  • yaşadığım yerden, insanlarından, hayat kalitesinden eğitim ve başarı sayesinde kurtulmaktı. bunun için belki birçok hayalimden vazgeçtim. direkt olarak ana hedefe kitlendim. stres yaptım, başarıyı takıntı haline getirdim ama başardım. çok şükür. (bkz: kazıdım tırnaklarla)
    şimdi de bu hedefe ulaşmak için kendime çocuk yaşta yüklediğim sıkıntı, stres ve aşırı sorumluluğun etkileriyle boğuşuyorum:) halledicez :)
  • (bkz: büyüteç)

    çocukken merceklerin güneş ışıklarını bir noktada toplamasıyla ateş çıkartabildiğini öğrenmiştim. hatta tarihte bu şekilde ahşap bir savaş gemisinin, o zamanın şartlarına göre sıradışı yöntemle vurulduğu, yakıldığı rivayet edilir. bu bilgiyi öğrenince baya ilgimi çekmişti. 8-9 yaşındayken sokakta taso denen bir oyuncak vardı. çocuklar sokaklarda oynar, birbirlerini 'üter'di. neyse ben de harçlıklarımı kumbaramda biriktirirdim. sonra paraları bütünler, böyle yeşil yirmiliklerden falan yapar daha değerli bir şey için harcamam gerekirse harcardım, alırdım falan kısa bi ön bilgi veriyorum ki diyeceklerim havada kalmasın diye detaylandırıyorum. devam edeyim; toplamda 25 lira parayla (bkz: sermaye) taso koleksiyoncusu büyük bir çocuktan toptan satın almıştım. bildiğin dağ gibi poşet poşet taso. hiç saymadım bile çocuğun annesi bıkmış zaten, ne var ne yok hepsini sattılardı*

    sonra evime gelip bu tasoları değerli olanlarına göre gruplara ayırdım. en rağbet görenleri atıyorum su kamplubağası olanla, pikaçulu olan diyelim onları başka kutuya falan ayırdım. cipslerden daha çok çıkan ve piyasada bulunanlar 250 bin lira, 500 ve 1 milyon arası diye fiyat belirledim. bu paraları iyi hatırlıyorum mesela 250 bin lira açık mavi tonları renkte olurdu ama favorim kahverengi 500 bin liraydı en çok onu severdim. neyse harçlıklarımı bütünleyip biriktirdiğim 25 lirayla taso aldım. aşağı yukarı masraflar hariç (kendime ve mahalle arkadaşlarıma 3'er toplu böyle külahta koccaman dondurma, bazen çikolatalı ekler, efendim tommiks serisi gibi kitaplara harcadığımı saymazsak) geriye kabaca 70 milyon kazancım oldu. işte o 70 milyon lirayla şaşalı ikinci el bir büyüteç almıştım.

    tabii ki büyüteçle balon patlatma deneyleri yaptım. veya sobaya atmak için çıra tutuşturduğum falan oluyordu. başka da bir numarası yoktu zaten ama olsun heves ettim. seni alacağım dedim aklımı kullandım ve aldım.
  • yaptığım meslek