şükela:  tümü | bugün
  • ilkokul birinci sınıf... aşı yapmışlardı ve dediler ki saat beşe kadar bir şey yemeyin.

    okul çıkışı şeker aldım. biraz takıldım aklıma geldi uyarı. hemen şekeri attım. eve geldim, kimseye bir şey demeden kanepeye yatıp ölmeyi beklemiştim. metanetle.
  • annemler beni yengem'e bırakmıştı bir yere gidiyorlar diye. yengem'e demiştim oyun oynayalım. tamam dedi ne oynayalım? dedim sen kaç ben sana tecavüz etmeye çalışayım... ulan diyorum, inşallah hala hatırlamıyordur.
  • ''güven testi'' denen zımbırtının yeni moda olduğu ya da bizim yeni duyduğumuz, benimse ''hadi şimdi güven testi yapıcaz seninle, kollarını açıp kendini bırakıcaksın, ben de seni tutucam'' diyen arkadaş sayesinde ilk kez duyduğum zamanlarda, olayı yanlış anlayıp, kollarımı açıp arkaya değil de kendimi öne doğru bırakmak suretiyle kafayı gözü dağıtmak. güven testinde yüz üstü yere yapışan başka biri var mıdır merak etmiyor değilim.
  • yedi sekiz yaşlarındayken o zamanlar bıçkın bir ergen olan halamın oğlunun dandirik teybinden tekrar tekrar ibrahim tatlıses'in seni yakacaklar şarkısını dinleyip hüzünlenirdim, gözlerime yaşlar dolardı. " seni yakacaklar benim yerime, seni tanrı bile affetmeyecek". kimi yakacaklar ulan, kimi affetmeyecekler? oyuncak tavşanını mı? daha adam gibi kıçımı yıkayamıyordum o yaşta afedersiniz, bu ne hüzün, bu ne melankoli?
  • ghostbusters filminin etkisinde kalip elektrikli supurgeyle abdest alan babaneyi avlamak.
  • benim gibi çocuklar yaptığında abukluk değil gerizekalılık oluyor sanırım.

    peluş bir eşeğim vardı. babaannem getirmişti alamanya'dan. çok severdim. ama oyuncağın gözleri yapıştırmaydı ve bir süre sonra mıncırmaya dayanamadığı için teker teker düştü gözleri. gözsüz kaldı hayvan.
    her gece diğer tüm oyuncak bebekleri yatağımda yan yana yatırırdım ve o eşeğe hep en güzel yeri verirdim. sonra da başlardım diğer tüm oyuncaklarımı dövmeye. "o kör! neden kötü davranıyorsunuz ona. özürlü o özürlü " diye. "engelli" deseymişim keşke.
  • kreş öğretmeninin söylediklerini aşırı derecede ciddiye almak. öğretmen en geç akşam saat dokuzda yataklarımıza yatmış olmamız gerektiğini söyler. akşam anneme ''anne saat kaç dokuzu geçti mi?'' diye sorarım. boş bulunup ''evet iki geçiyor'' demesiyle hıçkırıklara boğulurum. bir saate yakın geç kaldığım için ağlar, zorla sakinleştirilip uyutulurum. ertesi sabah öğretmene mahçup bir şekilde ''öğretmenim çok özür dilerim ben dokuzu iki geçe uyudum'' derim. annemin yaptığı kaş gözle dumurdan kurtulup, gülmemeye çalışarak (sonradan öğrendim tabi bunları) ''tamam canım bugünlük öyle olmuş ama bir daha olmasın tamam mı?'' der. alt dudağım titrer vaziyette ''tamam'' diyerek içeri koşarım. ne hisli çocukmuşum.
  • yaş beş, annem bana sıkı sıkı kimseden para ve çikolata almamam gerektiğini tembihlemiş.
    babamın dayısına oturmaya gittik, haceli dayı bana para uzattı, al kendine gofret al dedi.
    almam dedim, al dedi, almicam dedim, alsana yav dedi, çok sinirlendim, almıyorum senin ağzına sıçarım diye bağırdım.
    sonra dayak yedim sanırım.
  • yaş 10-11 civarına gelmiş, beyin 24 saat çalışmaya başlamış, nerde bir gereksizlik, nerde bir abukluk, nerde bir salaklık varsa "bunu yap, bunu yap, bunu yap" komutlarını sinirler aracılığıyla kaslara göndermeye başlamıştır. kaslar gelişme aşamasında olduğu için hiç itiraz etmeden bu sapkın beyinin komutlarını yerine getirmektedir. bu komutlardan bir dizesinin şu naçiz vücudumun başına açtıklarını seninle paylaşmak istedim okur.

    ne diyorduk? yaş 11 civarı, organik tarım ürünlerinden başka bir ürünle beslenmemiş olan gürbüz, apalak çocuk artık anneden utanmakta, tuvaletteyken haykırılan "anneeeaaa bittiiieeaa" sözlerini, banyoda anne tarafından paklanırken kafaya yediği hamam tası darbelerini unutmaya çalışmaktadır. günlerden bir gün yine gururla kendi kendine banyo yapacaktır. sadece yıkanma işini bile bir ayine dönüştüren, bir meditasyon havasında banyo yapmaya bayılan salak havlusunu alıp banyoya girmiş, kapısını kilitlemiştir bile.

    hayır değerli okur hayır, banyoda bu salağın başına birşey gelmemiştir, sadece gözlerine 30 kere sabun kaçırmış, sessiz sessiz ağlamış, 4-5 kere boğulma tehlikesi geçirmiş, duştan gelen suyun içine işeyerek sidiğini seyreltip küveti kirletmediği için mutlu olmuş, suyu iyice tazyikli açıp duş başlığını çüküne tutarak adını bilmediği bir haz almıştır ve banyoyu sağ salim bitirmiştir.

    lakin banyo sonrasında havlusunu alarak ayna karşısında şebeklik yapma ritüeline başlamıştır. saçlarını bir o yana bir bu yana taramalar, dans etmeler, zıplayıp yere düşünce göbek ve meme yağlarının keşkül kıvamında dalgalanmasını izlemeler, havluyu pelerin yapıp süpermen olmalar gibi türlü şebeklikler esnasında... havluyu savurmuş ve banyonun ampülünü patlatmıştır.

    o anda karanlıkta kalmanın verdiği etkiyle hızlı atmaya başlayan kalp, sapkın beyine fazla kan pompalamış ve durum değerlendirmesi yapılarak harekete geçilmiştir. durum değerlendirmesine göre kırılan ampülün duyu yukarıda kalmamalıdır, banyodan çıkınca anlatılacak olan bahanede ampülün durup dururken yere düştüğü beyan edileceği için duy oradan alınarak yere atılmaldır.

    sapkın beyin saf vücudu harekete geçirir, zifiri karanlıkta önce klozetin, sonra da çamaşır makinesinin üstüne basan salak, kaloriferden tutunarak öne doğru eğilir ve duyu çıkarmak üzere tutar. evet tutar. haliyle zamanda bir duraksama yaşanmaktadır. az önce zifiri karanlık olan banyoda şimdi her şey gayet net, beyaz bir ışık altında seçilmektedir. koldan girip ıslak vücuttan diğer kola ve ayaklara yayılan, kalorifere ve çamaşır makinesine geçen bir güç vardır, vücut sarsılmaktadır ve banyo aydınlıktır. sadece 2 saniye geçen bu "ilginç" tecrübenin ardından yukarıya uzanmış olan el duydan kurtulur. son elektronlar da çamaşır makinesine geçtikten sonra elin hoşur hoşur kanamakta olduğu fark edilir. zira kırılan cam parçalarının bir kısmı duyun üstünde kalmıştır. şoka girmiş olan beyin, vücuda "çamaşır makinesinden atla, anneye koş ve doyasıya ağla" komutu vermiştir fakat ne mümkün.

    çamaşır makinesinden atla! komutunu veren beyin, yerdeki cam parçalarını düşünmemiştir. salağın yere atlamasıyla önce ayakları, sonra dizleri, sonra elleri ve kolları parçalanmıştır. maksimum sıçma hadisesi tamamlandıktan sonra anne tarafından içeride sakin sakin banyo yaptığı düşünülen evladı salon kapısından ıslak, çırılçıplak, kan revan içinde, arkasından tamamen kana bulanmış bir havlu sürükleyerek, titreyerek, ağlayarak ve sürünerek girmektedir. halka filmindeki ekrandan çıkıp gelen kız gerilimini anne o anda yaşamıştır fakat gelip sarılmaktan çekinmemiştir. tüm yaralar sarılmış, kanlar durdurulmuş, sarsılarak ağlama nöbeti son bulmuştur fakat aile için ve özellikle anne için hayat boyu malzeme olunmuş, manevi olarak da kalıcı hasarlar alınmıştır.
  • ilkokul 1 deyim, okul saat 12:30 da basliyo ve ben gec kalmisim, saat 12...evde bi tane masa saati var, o saati alıyorum, 11:45 yapıyorum ve bir oh çekerek hazirlanmaya devam ediyorum. saat tekrar 12 olunca ben tekrar 11:45 yapiyorum, işim bitip saat tekrar 12 olunca cıkıp okula gidiyorum ama nedense herkes erkenden derse başlamış bile...