şükela:  tümü | bugün
  • 3-4 yaşlarında evin kız çocuğu olarak babanın alet edevatlarıyla bir güzel traş olup, misafirlerin yanında " baba nasıl, sinek kaydı olmuş muyum?" demek.
  • pek akıllı değilim, bunu şu an bile inkar etmiyorum yani saklamıyorum. ama sanırım bu durum çocukken daha da bariz bir şekilde ortadaymış. düşünüyorumda şimdi çocukluğumu, öyle abukluklarla dolu ki.. sevgili annecim benden az çekmedi. gerçi halen çekiyor benden ama seviyor bişey de diyemiyor.

    ufak bir abukluğumu paylaşayım sizlerle başlıkla alakalı;

    ilk okuldayım henüz, saçlarım üç numara tıraş ediliyor. hiçte sevmem halbuki bu şekli ama o zamanlar lafımızı dinletemiyoruz henüz. temiz olsun, üç numara.. okulda herkes öyleydi ama, bir okul düşünün tüm erkeklerin saçları yaz ayları boyunca üç numara, ahaha çok komik bir durumdu. konu sapıyor farkındayım, tekrar dönüyorum konuya. evde yalnız kalınca değişik deneyler yapmayı severdim ben, deney dediğimde tüple boruyla falan değil. evdeki imkanlar genelinde işte. elimde tornavida bi televizyon başına geçerdim bi buzdolabı. en fazla yaptığım şeyse vida söküp takmaktı.

    kış aylarındayız. sobalı evde büyümüş bir nesile dahilim. elimde nereden bulduysam boş bir kutu kola tenekesi var. bir sobaya bakıyorum bir tenekeye. diyorum ki içimden, bundan soba olur. şekil itibariyle benziyor, üstten bir delik var oraya boru gelcek işte. alta da bir delik açılcak kapı tarzı, oldu bu iş.

    alıyorum elime bir bıçak, alttan küçük bir pencere açıyorum. tam olarak benziyor artık. içini doldurmalıyım diye düşünüyorum, denemek test etmek lazım nihayetinde. deney yapıyoruz. işte dolduruyorum içini gazete parçasıydı, çöptü ottu yanabilecek ne bulursam atıyorum içine. dolduruyorum içini. bir detay vermekte fayda görüyorum yalnız, bunların tamamı evin salonunda gerçekleştirilen eylemler ve annem mutfakta. arada bi geliyor benim bişeylerle meşgul olduğumu görünce akıllandığımı falan görüyor seviniyor. halbuki bi bilse ne yaptığımı. eveet artık yakılmaya hazır bir sobamız var. alttan veriyorum ateşi. yanıyor gazeteler, tutuşuyorum. ben bi keyifleniyorum alkış falan tutuyorum tabii. ancak evin içini bir duman kaplıyor ki sormayın. kırmızı olan teneke kutusunun rengi gidiyor, grileşiyor ısının verdiği etkiyle. artık kontrolümden çıkıyor herşey, "anneeeaaa" diye bağırıyorum mecbur olarak.

    annemin salona girişi, yanan teneke kutuyu görüşü, bağırışı. benim balkona kaçışım. annemin falso vererek fırlattığı terlik... detaya girmek istemiyorum bu konularda.

    işte böyle bişeydim ben ufakkene. garip bi çocukmuşum. evet.
  • trt 2 nin yeni açıldığı dönemler. trt 1 de haberler varken, aynı saatte trt 2 de pandalı bir çizgi film vardı. adını hatırlamıyorum şimdi. dedemle evde yalnızdık. ben pandalı çizgi filmi seyrediyordum. dedi ki:

    -: haberler niye başlamadı?
    madboy: haberleri kaldırmışlar bugün dede..

    inanmıştı adam.
  • ilkokul birinci sınıf... aşı yapmışlardı ve dediler ki saat beşe kadar bir şey yemeyin.

    okul çıkışı şeker aldım. biraz takıldım aklıma geldi uyarı. hemen şekeri attım. eve geldim, kimseye bir şey demeden kanepeye yatıp ölmeyi beklemiştim. metanetle.
  • kafayı balkon demirlerinin arasına sokmak ve kaynakçı gelip demiri kesene kadar çıkartamamak.
  • bir şişe kolonyayı bir zamanlar çok meşhur olan mermer sehpaların üzerine boca etmek. bu işlemi defalarca tekrarlamak.
  • 4-5 yaşlarında yatağın altına saklanıp tüm ev halkının fellik fellik beni aradığını duyarak, orada uyuya kalmak ve annenin sinir krizi sesiyle uyanıp ortaya çıkmak....
  • pilot olmak istiyorum diye babamın bana oyuncak uçak almasından 2 ay sonra uçsun diye (uçmayacagını bile bile) camdan atmak ve tankçı olmak istiyorum diyip tank aldırmak.

    (bkz: )iyi niyeti suistimal etmek
  • misafirliğe gidecektik annemle. tertemiz giysilerimi giydirmişti. beyazdı o kıyafetler. annem odasına birşey almaya gitmişti sanırım. işte tam o anda yapabileceğim en büyük abukluğu yaptım. mutfakta duran koca turşu bidonunu devirdim. üstüne oturdum, atçılık oynamaya başladım turşu bidonuyla. deli gibi zıplıyordum üstünde. turşu bidonu patladı. bembeyaz kıyafetim, turşuya bulandı. üstüm turşu koktu. ben salağa bağladım iyice. annem geldiğinde, ne olduğunu hatırlamıyorum hiç. ama şiddete dair birşey olmamıştı, onu biliyorum. sabırlıymış annem, en denyo abukluğuma bile şiddetli bir öfke göstermemişti. daha sonra da çokça abukluk yaptım ama bunun üstüne abukluk yapamadım. abukluğumun doruk noktası buydu.
  • anne isten geldiginde yalan ruzgarini seyredemesin diye daha yeni uzaktan kumanda taktirilmis televizyonun uzerindeki tuslara random basmak. ilgili kanalin ayarini bozabilmek; fakat annenin tek tusla eski ayarlari geri getirebilmesi. sike sike yalan ruzgari seyretmek.