şükela:  tümü | bugün
  • bak benim doğum günüm 5 ağustostur.

    hatırlıyorum, bundan temiz bi 12-13 sene önce. ailemle plajdayız. anne baba abi falan oturuyoruz güneş çok fena. baya fenalı bi güneş var tam öğlen falan. benim böyle sarı bi saatim var. 3 rakamının olduğu yerde bir iki meyve motifi bir de takvim göstergeci vardı. yatarken kolumu kaldırdım falan saate bakıcam. bi baktım 5 ağustos diyo. lan kumdan yatıyodum fırladım, " aaa anne baba bugün benim doğum günüm" bi telaşlar bi şeyler..

    ulan doğum gününse doğum günün..
    çocukluğumun takdir ettiğim bi anı kesinlikle değil. hiç değil.

    bi keresinde de atari salonundan jelibon çalmıştım. bakkalı vardı atari salonunun ordan çaldım. sonra 10 sene sonra gittim verdim parasını.
  • bi ara oyuncak papağanlar çıkmıştı. böyle tuşuna basıyorsun, dediklerinin son beş saniyesini mi artık nedir tekrar ediyor. bir-iki tane de modu vardı. hatırlamıyorum o kadarını. babam da o sırada doğuda görev yapıyor, kaçak almış bi tane ucuz yollu. getirdi memlekete koydu salonun ortasına. sülalecek eğleniyoruz. komşular falan bizim papağanı görmeye geliyorlar.

    eh haliyle evde büyük olmadığı zaman da bizim oyuncağımız bu. aslına bakarsan evde büyük varken de bizim oyuncağımız ama konuşturtmuyolar ki? enişte geçiyor karşısına, kulağına eğiliyor oyuncağın, ismini söylüyor, o da tekrar ediyor. her defasında da şaşırıyor. neyse işte ben de o sıralar ortaokula gidiyorum. bi de benden bi yaş küçük teyzeoğlum var. evde ebeveyn kontrolü olmadığı sıralar da biz alıyoruz bu papağanı ağız dolusu küfürler ediyoruz, tekrar ettiriyoruz. anıra anıra gülüyoruz. nasıl eğleniyoruz belli değil. bu da aslında ayrı bi abukluk ama asıl abukluk bundan sonra geliyor.

    artık hangi zekanın, hangi aklıevvelliğin etkisi altında kalmışım bilmiyorum ama ben bu oyuncağın içinde walkman olduğunu düşünüyorum sürekli. kafamda şemayı da kurmuşum. içinde walkman var, bi tane de kol. walkmanin içinde bi kaset var. doksanlık. sürekli kayıt tuşuna basıyor, beş saniyede bir kaydı durdurup beş saniye geriye alarak dışarıya kaydı yayınlıyor. ama bunu o kadar büyük bi hızla yapıyor ki biz farkedemiyoruz. o sıra star hep geleceğe dönüş serilerini yayınlıyordu. diyzoğluna açtım bu konuyu. dedim ben açacam bu aletin içini, alacam walkmani, cillops gibi walkmanim olacak. o sıralarda walkman öyle çok kişide yok. bende olacak! yatmadı aklına herifin. piç etme güzelim aleti dedi. ben buna hassiktirlan çekip evde kimsenin olmadığı bi vakit odama aldım papağanı. son kez "amına kodumun orospu çocuğu"nu tekrar ettirdim ve neşteri sapladım böğrüne.

    kılıfını kaldırıp sert yüzeyi de tornavidayla ek yerlerinden ayırmak suretiyle açtım hayvanı. ne çıktı? bi bok çıkmadı tabi. ufacık bi şeyler bi şeyler. sıkıntı, keder, stres anasını satayım durduk yere. operasyon başarısız deyip kapattım hayvanı. sonrası standart zaten. aile üyeleri başka odada başka şeylerle ilgilenirken, salonda kazara durduğu yerden düşen oyuncağın çıkardığı gürültü ve ah uh oyuncak kırıldı tripleri. bütün sülale perişan. sony diye düşündümdü ben oysa.
  • eve gelen misafirin uzun süre oturarak koltukta oluşturduğu yere ( yumuşak koltuk, poponun şeklini alıyordu biraz) misafir kişisi gider gitmez oturmak.
  • deniz anası yutmak.
    gudubeth çocukla genç arası bir dönemde, yüzmeyi de kendini kurtaracak kadar bilmektedir.
    2 metre boyunda 45 numara palet etkisi gösteren ayaklı arkadaşıyla tüm gün sahilde kağıt oynayıp güneş altında beyin hücrelerini pişirmiştir.
    akşamüstü eve gitmeye yakın bari son kez denize girelim olayına girilir. arkadaş hadi iskeleye gidelim diye olaya macera havası katar.
    gudubeth boyuna posuna bakmadan kabul eder. iskeleye gidiş sorunsuz gerçekleşir ama o sırada iki embesilin aklına jaws filminden sahneler gelir. ıııı nın ıııııı nın nın nın nın nın diye filmin müziğini böğüren şahıslar tırsar, o tırsmayla arkadaş depar atar ve boy avantajını da kullanıp zavallı gudubeth'i arkada bırakır.
    jaws'ın kendisini, hiç olmadı bir butunu yiyeceğine kesin gözüyle bakan gudubeth can havliyle johnny weissmüller(tarzanı oynayan bir dönemin ünlü yüzücü artisti) misali kulaçlar atmaya başlar.
    ağız açık deli gibi giderken vıjjt diye boğazdan aşağı bir şey kayar. durgun havada suda bolca bulunan dennizanalarından biri gudubeth canavarı tarafından mideye indirilmiştir.
    yaşanan dehşet yüzünden bu bile durmaya sebebiyet vermez tam gaz kıyıya yüzmeye devam edilir.
  • inşaatın ikinci katından aşağıdaki kuma atlamak, abartıp üçüncü kattan atlayıp yamulmak.
  • 5.kat balkonundan anahtar unutulduğu için yan balkona geçmek, işin kötüsü bunu zorla annenin yaptırması.
  • benim gibi çocuklar yaptığında abukluk değil gerizekalılık oluyor sanırım.

    peluş bir eşeğim vardı. babaannem getirmişti alamanya'dan. çok severdim. ama oyuncağın gözleri yapıştırmaydı ve bir süre sonra mıncırmaya dayanamadığı için teker teker düştü gözleri. gözsüz kaldı hayvan.
    her gece diğer tüm oyuncak bebekleri yatağımda yan yana yatırırdım ve o eşeğe hep en güzel yeri verirdim. sonra da başlardım diğer tüm oyuncaklarımı dövmeye. "o kör! neden kötü davranıyorsunuz ona. özürlü o özürlü " diye. "engelli" deseymişim keşke.
  • apartmandan 3-4 kişilik arkadaş grubuyla çevre inşaatlardan, yerlerden, oradan buradan metal cisimleri toplamak, hurdacıya satmak. şerefsizim bir seferinde, tek başıma bir tansaş poşetini tıka basa doldurup götürmüştüm, hurdacının yüzündeki ifadeyi hala hatırlarım.

    -bu ne oğlum nerden topladın bunları?
    -etrafta vardı işte kaç kilo?
    -çetin manyak bu ver şunun 1 lirasını.
    -hayırlı işler.

    biz apartman çocukları olarak o merdivenaltı hurdacıyı nerden bulduk, böyle bir şey yapmak nasıl aklımıza geldi gibi sorulara ise gruptaki kimse cevap veremiyor.
  • oyuncak bebeğin ağzını kesip altını bezlemek, sonra kesilen ağızdan kaşık kaşık su içirmek, yemek yedirirmiş gibi yapmak. ağızdan aşağıya kadar inen suyla bebeğin altının ıslanması ve "püh, pis kaka çocuk, altına yapmış..." diyip bebeğin altını değiştirmek, sonra yeniden su içirme işlemine başlamak.

    benden bi halt olmayacağı o zamandan belliymiş de bilememişler...
  • babaannenin uyku ilacından bir tane içip parkta oynarken uyuyakalmak.