şükela:  tümü | bugün
  • taze ekmek kokuyordu sabah.
    ellerim yaralı bir güvercinin kalbi gibi titriyordu. dokunamadım. dokunamazdım.
    zaten çok uzaktaydı. ama görmemiş, duymamış gibi yapmayı hiç öğrenememiştim. gördüklerim belleğimde, her kıvrımı başka bir acıyı çentiklemiş beynimde.

    biri daha ve biri daha...
    ölüm
    hem de bu kadar yakınken.
    bu kadar uzaktaydık.
    biz mi uzaktık?
    bize mi uzaktı?
    aslında hep yakınımızdan geçerken....

    yaşamımız bir tesadüftü. çünkü biz tesadüfen yaşamayı öğrenerek ezberliyorduk alfabeyi. yağan bir yağmura teslim olurken de, beton yığınları arasında kalırken de buranın çocukları olarak daha doğmadan ölüyorduk.

    bir iki göz yaşı akardı arkamızdan. yürek dağlayan ana ağıtları. sonra en silik fotoğraflarımızla, başka başka anaların ellerinden çıkan yazılarla gazetelerde bizden bahsedilirdi. sonra birileri, birileri daha bizim için ağlar, birileri daha. sonra...sonrası yok.
    birileri kader derdi. analarımız ilahi takdir. biz ölü çocuklardık. sebepsiz ölümleri açıklayacak cümleleri öğrenememiştik daha.

    küçüktük. çok küçük. hep küçük kaldık.

    öyle renk renk göklere çıkan uçurtmalarımız da olmazdı. kimi zaman bir tel çember, kimi zaman sakızdan çıkan kağıtlardı oyuncaklarımız.koşmaktı en kahkahalı oyunumuz. bazen bazılarımız koşarken.....koşarken de ölümü görürdük. henüz yeni alınmış bir bisiklet pedalındayken ayağımız kopardı. sonra bir canavara mal edilirdi ölümlerimiz. talihsiz bir kazanın küçük kurbanları oluverirdik. yanardı cılız bedenlerimiz, yanardık. arkamızdan yanar yanar ağlarlardı.

    üç beş gün, üç beş yıl sonra unutulurduk. sonra başkaları doğar, başka çocuklar olurlardı. başka çocuklarda başka çocukların ardından kahkahaları ile birlikte bir gün uçup giderlerdi.

    tesadüflerle yaşıyorduk.
    tesadüfen yaşıyorduk.
    tesadüfen hayattaydık.
    bir tesadüf idi hayatımız.

    bugün birileri daha katıldı aramıza, bugün yine istemeyerek kalabalıklaştık. bugün yine bir anayı daha ağlattık.

    gazetenin birinde ağlayan bir ananın gözlerine değiyor kalbim. daha demin taze ekmek kokusundaydı sabah. şimdi aklıma gelen cümle yok. içim acıyor, yanıyor. tesadüf ve yaşamı yan yana getiriyorum sadece. yanına bir kelime daha koymam lazım. ihmal.
    çocuklarımız sebepsiz yere ölmesinler diye...

    grasse...
  • insanların artık insan olmadıgının,adeta ruhsuz vitrin mankenleri haline geldiginin gostergesidir bu cumle..ki ben yazmaktan utanıyorum boyle bir cumleyi..
    oyle bir zamanda ya$ıyoruz ki "cocuklar olmesin" $eklinde bir cumle kurabilecek kadar zavallı ve alcalmı$ız..alcaltılmı$ız..ya da ben kendimi bu eziklik altında hissediyorum..
    cocuklar olmesin..
    evet onların ufacık yurekleri..minicik elleri var..ve bir de sucları var.onlar suclu..
    "ya$amak"..
    evet onların tek sucu bu..
    onlar o minicik elleriyle hayata tutunmaya calı$amadan,olduruluyorlar..
    peki ne icin..ne icin bu miniklere kıyılıyor..
    para,guc,sınırlar..
    diyecek söz bulamıyorum..
    i$te bu 3 $ey icin sava$lar yapılıyor ve binlerce cocuk oluyor..
    dı$arda yagmur var,sanki gokyuzu aglıyor..
    sava$ta olen cocukları,yavruları du$unuyorum...icim acıyor..
    hani derler ya herkesin kalbi yumrugu kadardır diye..o cocuklarında kalpleri var..yumrukları kadar..ufacık..mini minnacık..
    ben onları ıraktan,filistin'den,afganistan'dan,hiro$ima'dan tanıyorum..
    onlar buyuklerin neden sava$tıgını anlamazlar bile..oyun zannederler..
    tel orgulerin arkasından bakmayı,kendilerinden buyuk/kucuk bombaların onları oldurecegini bilmezler..
    onların anneleri ölür,babaları ölür..
    onlar buda oyunun bir parcası zannederler..
    hayata 1-0 yenik ba$lar sava$ın cocukları..hic bir zaman;
    sevemeyecek,hic bir zaman a$ık olamayacaklar..hic bir zaman;
    gökyüzüne bakıp,belki de doya doya yıldızları seyredemeyecekler..
    lanet olası bir korku cagına girdik ki sormayın gitsin..cocukların gozlerinde artık sevgi yerine korku görüyorum..bu ölüm korkusu/endi$esi..onlar masum..masum olmalarına ragmen birilerinin cıkarları icin hunharca olduruluyorlar,oldurulduler..elden ne gelir bilmiyorum..ben ne yapabilirim ki..ke$ke onları koruyabilecek gucum olsa..tamamen caresizim..bu ba$lıga nasıl girdim,nasıl yazmaya ba$ladım bilmiyorum..bunları yazarken aklıma nazım geliyor ister istemez ve onunla noktayı koyarak bu ba$lıktan kacmak istiyorum..ne guzel soylemi$ nazım;
    "cocuklar olmesin..
    $eker de yiyebilsinler"
  • grup orhun eseridir.

    dili dini ırkı nedir kime ne
    önce insan olsun bakmam rengine
    yeter bunca kavga dinsin sancımız
    bir olalım canlar bitsin acımız

    ben öleyim ben öleyim
    diyeti ben olayım.
    ben öleyim ben öleyim
    bitsin zulüm….

    gel gardaşım gel yoldaşım
    gel gözümde dinsin yaşım
    mermi nedir namlu nedir bomba nedir bilmeden
    yaşayalım insanca çocuklar ölmeden…

    tankların önünde bir masum çocuk
    kaldırıp elini “dur” diyor tanka
    gözleri kin dolu yaş oluk oluk
    yargısız kefensiz yürüyor hakk’a

    ben öleyim ben öleyim
    diyeti ben olayım.
    ben öleyim ben öleyim
    bitsin zulüm….

    gel gardaşım gel yoldaşım
    gel gözümde dinsin yaşım
    mermi nedir namlu nedir bomba nedir bilmeden
    yaşayalım insanca çocuklar ölmeden…

    söz-müzik: metehan temizelali aksoy ve barış eken

    http://www.facebook.com/…to.php?v=10150100989069316
  • sözlükteki pkk artıklarının iddia ettiğinin aksine, taa 2005 yılında söylenmiş ve anladığım kadarıyla da, söyleyeninin başına bir şey gelmemiş. kimse linç etmemiş. söyleyenine ithamlarda bulunulmamış. ''sen bir terör yardakçısısın.' denilmemiş.
    belki de beyaz şov'a sahte isim ve meslek söylenerek bağlanılmadığı için, pkklıların ilgisini çekmemiştir. ya da bir pkklının ağzından çıkmadığı için samimi bulunmamıştır.
  • bugün bu ülke de bu dilekte bulunduğunuzda özür dilemeniz gereken, mahçup olmanız gereken ifade, dilek, eski deyişle umut...
  • ''çocuklar ölmesin'' özürünün ardından bir özür de ''çocuklar duymasın'' için tamer karadağlı'dan...
  • berlin üzerinde gökyüzü / der himmel über berlin
    "çocuk, çocukken
    kollarını sallayarak yürürdü
    derenin ırmak olmasını isterdi
    ırmağın da sel
    ve su birikintisinin de deniz olmasını
    çocuk, çocukken
    çocuk olduğunu bilmezdi
    her şey yaşam doluydu
    ve tüm yaşam birdi
    çocuk, çocukken
    hiçbir şey hakkında fikri yoktu
    alışkanlıkları yoktu
    bağdaş kurup otururdu
    sonra koşmaya başlardı
    saçının bir tutamı hiç yatmazdı
    ve fotoğraf çektirirken poz vermezdi."
    peter handke
  • artık terör kapsamında değerlendirilen sözcüklerden bir tanesi

    yer: beyaz show
    şüpheli: ayşe öğretmen-beyazıt öztürk-
    suç: terör propagandası yapmak
  • bu sözü söylemek, söyleyeni alkışlamak türkiye cumhuriyeti'nin resmi hükümeti ve yargısına göre terör suçudur. neyle sınıyorsun bizi allah'ım? daha nelerle karşılaşacağız?