şükela:  tümü | bugün
  • az önce gözlemlediğim bir olay sonrası gerçekten üzüldüm abi ya. plajdayız. 2 aile vardı yanımızda. her 2 ailenin 4-5 yaşlarında birer çocuğu var. biri erkek biri kız. plajdayız dedim ama bildiğin bomboş etraf. tenha bir yerdeyiz. çocuklardan biri belki 50 metre mesafedeki, gözle görebildiğimiz bir teknenin yanına gitmek istedi. babası ile beraber yola çıktılar. sonra diğeri de ( kız olan ) anne ben de gideceğim diye tutturdu. annesi kızım sen gitme tek başına, göremem seni, korkarım dedi. dediğim gibi o kadar yakın ki aslında gitmek istedikleri yer, önden giden baba ve çoçuğa seslensen duyacaklar ama kadın son yaşanan olaylar sonrası ona bile güvenemedi ve kendisi kalktı, kızıyla birlikte gitti.

    bu yaşadığım küçük olay bile durumun vahametini ortaya koyuyor aslında. anne baba yanındayken bile korkuyoruz çocuklarımızın yanı başımızdan ayrılmasına. bizim zamanınızda böyle miydi oysa ki? sabah çıkardık sokağa akşama kadar gönlümüzce oynardık parklarda bahçelerde.

    ben o günleri çok özledim.
  • ...bu düzen evleri önünde oynayan çocukların kaybolmasını, şiddet görmelerini yok yere yitip gitmelerini önleyememektedir. bu düzen, onlarca çocuğun cemaat yurtlarında yanmasına, yüzlerce çocuğun zorla evlendirilmesine, gebe kalmasına, çalıştırılmasına, silahlı çatışmalarda yitirilmesine göz yuman, insani hiçbir değeri koruyamayan, eteklerinden pislik akan bir düzendir.

    iki çocuğun kaybolması ve günler sonra hayatını yitirmiş olarak bulunması, bu türden haberlerin ne yazık ki ne ilki ne de sonuncusudur. bu dehşet tablosu her yıl binlerce çocuğun ihmali, istismarı ve ölümü ile sonuçlanmakta, yaşanan olayların önlenmesini bırakın, kaydı bile tutulmamaktadır.

    öte yandan, toplumu sarsan bu olaylar, akp bürokratları, artık tamamı akp’nin sesi haline gelmiş medya ve paralı kalemleri tarafından gündeme idam cezasının yeniden ısıtılıp getirilmesinin yolu olarak kullanılmıştır. birkaç ay önce yine çocuklara yapılan saldırılar üzerinden çağdışı kimyasal hadım yöntemini tartışan türkiye, daha da geriye giderek idamı tartışır hale getirilmiştir.

    gericilik bununla da sınırlı değildir. bu ülkede dört yaşındaki bir kız çocuğu günlerce bulunamamış, yaşamını yitirmiş ve ardından içişleri bakanı, “allah muhafaza cinsel saldırı olmamış” diyebilmiştir. devletin en yüksek kademelerinden birinde bulunan kişinin aklına ne çocuğun ve ailesinin yaşadığı zor koşullar ne de yönettiği teşkilatın bunu önleyememiş olması gelmektedir. yıllardır hem nicelik hem nitelik olarak büyüyen bu sorunun karşısında hesap vermekten kaçınılması, konunun cinselliğe çekilmesi, hayatını yitiren çocukların, çocuklarını kaybeden ailelerin sorumluluğunun duyulmadığını; aksine toplumu kendi kurallarına göre denetim altına almak için fırsat kollandığını göstermektedir. üstelik bu kapkaranlık zihniyeti eleştirenler linç kültürü ile hedef gösterilerek toplum kışkırtılmaktadır.

    sermayenin elinde niteliksizleşmiş, yozlaşmış türkiye medyasının “üçüncü sayfa”, “son dakika” haberlerinden üzerimize boca edilen şiddet sokaklarda, sosyal medyada, günlük dilde ve zihinlerde her gün daha olağan, daha yaygın ve daha kontrolsüz hale gelmektedir. böylece ekran başında adeta hipnotize edilen, akıl yitimine uğrayan toplum gerçek bir tepki ortaya koyamamakta ve bu durum egemenlerin işine gelmektedir.

    konu çocuk cinayetleri olduğunda da toplum bu düzenin sunduğu seçeneklere mahkûm bırakılmakta, dinsel bağnazlık ile piyasacı çürümüşlüğün kuralları arasında bir tercih yapmaya zorlanmaktadır. buradan bir çözüm çıkmayacağı açıktır.

    çocukların yitirilmesinin de, acılardan propaganda malzemesi çıkaran fırsatçılığın da, topluma giydirilmeye çalışılan bu deli gömleğinin de ortak zemini bu düzendir.

    böyle gitmez. insanlık nefesini tıkayan bu pisliği kusar, bu deli gömleğini yırtar, bu düzeni yıkar!

    tkp
    http://tkp.org.tr/…malar/cocuklarimizi-korumak-icin
  • 80lerde ve 90larda büyük sayılabilecek bir sanayi sehrinde, sehir merkezinde ancak kenar mahallesinde gayet guzel kendi kendimize oynardik kardesimle. ve diger komşu çocuklarıyla. ben 4 yasından itibaren tek basima sokağa cıktım. ondan sonra da biraz büyüyüp yürümeye başlayan 3-4 yasındaki, kendimden 5 yaş küçük kardesimle 15 yasıma kadar sokakta ikimiz oynadık. ıp atladık sek sek oynadık toprak kazdık. bisiklete bindik paten kaydık. parkta eğlendik. 2 tane basket sahası vardı şuan biri araba park yeri oldu ötekisine bina yapıldı. anaokulu haric kimse beni okula goturup getirmedi. servista ablalar olmadi. ben durakta indim. 7- 8 yasindaki ben. kendi kendime yürüyerek geldim eve 5-10 dakikalik bir mesafeden.