şükela:  tümü | bugün
  • sayılarının gitgide çoğalmakta olduğunu gözlemlediğim şımarık çocuk yetiştirmekte olan annelerdir.
    bu kadınların eşleri de büyük ihtimalle aşklarına ulaşmak için araç etmiş oldukları, çocuğuma bundan iyi baba olur diye seçmiş oldukları adamlardır.
    eğer herkese aşkım diyenlerden değillerse hayatlarını, aşklarını çocukları, çocuklarını hayat ve aşkları haline getirmiş halde olmaları fikrimce acıklıdır. yetiştirdikleri çocukların şımarık olması da kaçınılmazdır. daha uç ve sapık örnekleri gözlemlemek için katılımcıları aşkım desinler demesinler gelinim olur musun programı kaynak olarak önerilebilir.
  • en az çocuklarına paşam diyenler kadar tehlikelidirler.
  • aşkın illa ki karşı cinse, erkek/kız arkadaşa, sevgiliye duyulabilen bir his olmadığının farkında olan kadınlardır. dünyanın her bir zerresine yayılmış olan trilyonlarca çeşit aşkın en az ikisini tatmışlardır. önce kocalarına, sonra çocuklarına aşık olmayı başarabilmiş tek tük kadınlardandırlar. çocuklarına aşkım demelerinin sebebi onları şımartmak değil, içlerinde barındırdıkları sevginin en azından bir kısmını ifade etmeye çalışmalarıdır.( zaten sevgiyle ve aşkla büyümüş bir çocuk da asla şımarık olmaz. ) bu tür kadınlar sevilesi kadınlardır ve cennet de her zaman ayaklarının altındadır.
  • öğretmen olmaları durumunda onlara da bebeğim diyorlar. samimiyim ben herkesi çok büyük aşkla seviyorum kadınlarıdır ama aslında sahte parfüm kadar gerçek ve kalıcı insanlardır. o nedenle kapanan bir sayfanın sadece bir virgülü olabilirler.
  • aşk nedir? aşkın karşılığı sadece sevgiliye beslenen aşk mıdır? peki ya hayata duyulan aşk..? hayata aşık olmak... tadına vararak yaşamak.. yaşamının her anınını doya doya yaşama isteği... ya da doğaya olan aşk? bir papatyaya belki de... yolda yürürken bir çiçekçinin önünde gördüğünüz bir kova dolusu papatyaya aşık olmak oracıkta.. yaşama sevinci ile dolmak...
    ve çocuk... bebeğine duyulan aşk... işte en değerlisi de budur bilir misiniz? en vazgeçilmezi... hangimiz vardır ki en büyük aşkım dediği sevgilisinden ayrılmamıştır? ya da bir süre sonra tüm duygulları bitmemiştir... hepimizin olmuştur bu duyguları. ya çocugumuza duydugumuz aşk... onun için hayatını bile vereceğini hissetmek tüm ruhunda... onun bir yerine birşey olacagına ölmeyi tercih etme durumları nedir?... aşktır. hem de en büyük aşk... işte bu yüzdendir ki; bir annenin çocuguna "aşkım!" demesinden daha güzel bir anlatımı olamaz içindeki duyguların... ve bunun sevgiliyle ya da başka birşeyle karşılaştırmak demek yapılabilecek en büyük hatadır. çocuguna aşkım diyebilen bir kadın öyle bir sever ki, dişe değer öyle sevdalar yaşar ki... tanımlayamaz bile kimse bunu...
    ve aramızda kalsın ama ona "aşkım!" derken yüreğiniz de çıkar sanki tüm bedeninizden ve onun gözlerinden yüreğine akar... ondan başka hiçkimseye duyulamayacak bir sevgidir, yüce bir aşktır bu... evet, o aşktır... onlar en büyük aşklarıdır annelerinin...
  • genellikle cirkin olup askim kelimesini gercek manasinda kullanamayan icinde kalan duygulari kucuk yastaki e$ dost tanidik cocuklarina enjektasyon yoluyla uygulayan insanlardir...
  • cocuguna annem diyen anneler kadar igrenc olmayan kadinlar. yine de bilemiyorum.
  • babam beni " kızım benim" diye severdi ama ben arada söylediği "gülüm" ü daha çok severdim.
    yıllar geçince şimdi görüyorum ki, "kızım" bir durum tespiti gibi, herkesin bildiği birşey, oysa "gülüm" babam ve ben' e ait.
    gülüyüm ben onun, yani seviyor beni gerçekten, gül gibi mis kokuluyum ben, yüzünü güldürüyorum.

    annem ise çok severdi ama nedense sıfatsız severdi. arada "canım" derdi. "yavrum" derdi. ama herkesin annesi bunları söyler zaten ezan okunduğunda balkondan, eve çağırmak için.
    bir gün annem bana kızarmış patatesleri tırtıklıyorum diye "fındık faresi" dedi. nasıl sevindim anlatamam. çünkü benim anneme ve bana özel fındık fareliği.

    düşünüyorum da "aşkım" dese, üniversite yıllarında, evde elektrikler kesildiği için donduğum bir gece, ağlayarak "annemi arayıp, bana beni sevdiğini söyle" demezdim.
    annem beni kendi hayatından öte sever her anne gibi. benim adıma tüm koşuşturmalarından, benimle birlikte eğlenip, benimle ağlamasından bilirim, bana bakışından bilirim.

    ama bu da bir ilişki bir nevi, hangi kadın "seni seviyorum" u duymadan senelerce mutlu yaşayabilir. istediğin kadar emek ver o aşka, sihirli cümleyi kurmak zorundasın.

    aşk içinde barındırdığı sevgiden de öte, tutkun bağlılık içermez mi?
    aşık olunan kişiye bakarken gözlerine dalınıp, dudakları akıcı filmmiş gibi seyredilmez mi?

    öyleyse bence en büyük aşk insanın kendi çocuğuna duyduğu aşktır. bir santimlik bir alt dudağın aşağıya sarkmasına tapılır, minik burun deliklerinin pespembe çeperleri saatlerce izlenir, serçe parmak kadar ayaklara bakıp gözyaşları silinir, anlamsız kıpırdayan eller öpücüğe boğulur.
    işe gelinmişse mesai bitimine kadar en derin özlemler yaşanır.
    bu aşktır bence.
    her çocuk, anne bunu dile getirse de getirmese de annesinin aşkıdır.
    cesur anneler aşkını dile döker, o çocuklar daha da şanslıdır.
  • çocuklarını sevgi ve ilgi ile boğması*, birey olma süreçlerini geciktirip engellemeye çalışması onu dizinin dibinden ayrılamayan annesine bağımlı bir varlığa dönüştürmesi* ve bunuda sevgi adına yapması muhtemel kadın tipidir.

    sevginin yaralayıcı bir duygu olabileceği, anne figürünün çocuğun üzerinde ileri dönemlerdeki psikolojik etkisinin neler olabileceğinden bihaber olmalarına rağmen mutlu ve sevgi dolu bir faşizmle çocuklarını boğarlar, onları ideallerindeki aşık* olan kişiye çevirmeye çalışırlar ve bunu yapmaya çalıştıklarından bihaberdirler çoğu zaman. ama iyi niyetli olmadıkları söylenemez** zira kimi zaman daha önce alamadıkları sevgiyi çocuklarına aktarmaya çalışırlar ama bunu yaparken çocuklarını baskı altına alarak onların kafasında anne merkezli bir kadın figürü oluşmasına sebebiyet vererek onu oedipus vari bir arayış içine atarlar farkında olmadan, çocuklarına mutluluk verdiğini sanarak*.

    ayrıca kızınca, üzülünce hasta numarası yapan kadınlar genelde bu gruba dahildirler.