şükela:  tümü | bugün
  • çocuklarına aşkım ismini koyan kadınlar kadar tehlikeli değillerdir. hiç olmazsa her önüne gelen böyle çağırmayacaktır çocuğu; çember anne ve sevgili olarak biraz daha dar kalacaktır.
  • (bkz: yeğenlerine aşkım diyen teyzeler)` :allahım delirecem`
  • agiz aliskanliginin kurbani olabilirler.
    bakkala telefonda bitanem dedigim gunleri unutmadim.
  • beni benden alır bunlar
  • nusret kaya'nın bunlarla ilgili hazırladığı çok pis lafları vardır*
    lafla döver valla
  • ''aşkımın aşkı'' diyerek katmerlendiren kişilerin de var olduğu grup. sonuçta aşık olduğunuz hayat arkadaşınızın en güzel hediyesi size verebileceği. öte.
  • hiç ama hiç hoşlanmadığım için bittabii burnumun dibinde biten ottur.

    başlık "kadınlar" olarak açılmış ama maalesef bunu yapan erkekler de görüyorum bu arada. her duyuşumda sinirlerimi zıplatan bir hitap çocuklara "aşkım, sevgilim" denmesi. arkadaş bu kadar mı kıskançsınız ki bu hitapları bile çocuğun gelecek sevgilisinden önce parselliyorsunuz? neymiş "ama çocuk en büyük aaaaşşşkkk" ya bi git, yeme beni! "tanrı aşkı" falan da var, tanrınla konuşurken "aşkım tanrım" diye mi hitap ediyorsunuz?

    "aşkım" kelimesinin çağrıştırdığı anlam bellidir. "yavrum, çocuğum, evladım, kızım, oğlum", bilumum sevimli hayvanat ("kuzum, uğurböceğim" falan ne bileyim ben) gibi bir sürü hitap varken hiçbiri tatmin etmiyor da mı bir de bunlara sardırıyorsunuz? yahu bu nasıl bir doymazlık? "sevgiliniz" de olmayıversin artık çocuğunuz! bu nasıl hastalıklı bir sahiplenme artık?

    bunun niye bu şekilde kullanıldığını gerçekten anlayamıyorum. yani daha doğrusu bazı tahminlerim (aşksızlık, varlığını çocuğu üstünden inşa etme, kimlik bunalımı vs.) var da, o tanıyı koyan ben olmamalıyım herhalde...

    ekleme: bu entry'yi yazdıktan iki hafta sonra uzmanların bu konuya yönelik açıklama yaptığını gördüm. "tanıyı ben koyamam, uzmanlar koysun" demiştim, koymuşlar: bunu yapan anne babalar "duygusal istismarcı" kategorisinde ve ilgi eksikliği içinde, terapiye gitmeliler. "bişi olmaz yeaa"cılar kanadından değilim kusura bakmasınlar, çocukları daha fazla umursuyorum zira.

    “çocuklara ‘aşkım, sevgilim’ diyen anne - babaların aslında kendilerinin sevilme ihtiyacı var. anne, babalara düşen onların kendi ayakları üzerinde durabilen, bağımsız kişiler haline gelmelerini engellememektir. evlatları tarafından çok fazla sevilmek isteyen anne - babalar, çocuklarına duygusal olarak yapışma eğilimi gösterdiklerinden bağımsızlaşıp olgunlaşmalarını engelliyorlar. çocukları kendi isteklerimiz doğrultusunda kullanmak, duygusal istismardır.”

    http://m.t24.com.tr/…-demeyin-terapiye-gidin,419579
  • itici insan modeli
  • özellikle erkek çocuğuna söylendiğinde, ki zaten bunu söyleyen anneler bunu erkek çocuklarına söyler, çocuğun sevgisini hastalıklı biçimde tek başına kendine bağlamaya çalışırken, bilerek ya da içgüdüsel olarak ödipal kompleksi körükleyen annedir. özellikle duyguları derinlemesine yaşamakla ilgili sorunları olan***vs. insanlarda gözlemlenir. böyle bir anne gördüğünüzde, dönüp tercihlerinizi sorgulayıp ben nerede yanlış yaptım da bu insanı tanıyorum demenizde, akabinde koşarak uzaklaşmanızda fayda olacaktır.

    yukarıda aşkın sadece sevgiliye duyulan bir duygu olmadığından bahsedilmiş. önemli olan sizin aşkı nasıl tanımladığınız ya da nasıl yaşadığınız değil, önemli olan bunun toplumsal algısı. özellikle küçük çocuklar, aşkı cinsellikle birlikte, eş anlamlı bir tabu olarak öğreniyorlar, bunun farklı bir biçimini kavramaları mümkün değil. o yüzden bu davranış çocuğu net biçimde travmatize eder ve bunu söyleyen anne de çocuğunun bunu nasıl algılayacağını bilerek söylüyordur.
  • türkiye'de çocuk sevgisinin ne denli yanlış anlaşıldığı ve aslında çocukların gösterildiği kadar sevilmediğinin örneği. bu tip kadınlar son 7-8 yıldır artttı ve muhtemelen de birbirinden etkileniyorlar, toplumda bu tip aşırı sevgi gösterisi itibar görüyor ve türkiye insanı "mış gibi" hayat etiketlerinden birini daha ekliyor üzerine.

    anne ile çocuk arasındaki ilişki çok yakın, çok eğlenceli, geleneksel kalıplardan uzak sıcak paylaşımlı bir ilişki olabilir. ne var ki anne çocuğunun en yakın arkadaşı değildir ki bir ara da bu modaydı yani annelerin çocukları için "benim en yakın arkadaşım kızım/oğlum" demesi. oysa çocuk ve anne arasında belli bir otorite (sağlıklı) ve rol paylaşımı olmalı. otorite, çocuğa fiziksel veya pasif şiddet uygulamak, özgüvenini yıkmak, sevgisizlik göstermek demek değildir. aksine bu rol dağılımı öncelikle sağlıkli bir ebeveyn çocuk ilişkisi sağladığı gibi, çocuğun yetişkin bir birey olarak süreceği hayatta kendisi ve insanlarla kurduğu ilişkilerin sağlıklı olması için temel oluşturur.

    bugünlerde çocuğa aşkım demek pek moda. zannediliyor ki çocuğa "aşkımmmm" denilirse onu ne kadar sevdiğini çocuk görüyor hissediyor. çocukla beraber toplum da ne denli sevgi dolu ebeveyn olduğunu duyuyor. oysa çocuk anne veya baba tarafından "aşkım" olarak çağrıldığı her an kendisini başka bir role bürünmüş, büründürülmüş bulur. "aşk"ın sorumlulukları ve görevleri farklıdır ve çocuk, "çocuk rolü"nün dışında kendisini bu rol çarpışmasının içinde bulur.

    herkeste, her çocukta bu "aşkıım benim" ifadesinin travma yaratması beklenmez. ancak anneleri tarafından "aşkım benim" diye çağırılan özellikle erkek çocuklarının yetişkinliklerinde kurdukları gönül ilişkilerinin sorunlu, problematik olma ihtimali çok yüksektir.