şükela:  tümü | bugün soru sor
  • eşek kadar olsanız da aklınıza geldikçe yine çocuklaştırır "keşke bir daha yapabilsem" diye iç geçirtir..

    yaş 8.. dede vefat etmiştir.. tüm aile toplanıp köye gidilir.. dede ölmeden önce hissetmiş olacak ki köyüne gitmek istemiş ve takribi 1 ay sonra vefat etmiştir.. cenazeydi, ağıttı, defindi derken son vazifeler bir bir yerine getirilir.. ülkenin bir ucundan diğer ucuna gidildiği için aileler bir süre kalmaya karar verir.. hadi bu vakti de değerlendirelim diyerek de tarlaya ekin biçmeye gidilir..

    böyle bir halde işte babam da bizi amcamlarla alıp tarlaya götürdü.. uçsuz bucaksız, altın gibi parlayan tarlalar.. hayatımda ilk o zaman aşık oldum o topraklara zaten.. köşeye pısıp babanın, amcaların ve nice köylünün ufacık tefecik kaldığı o sonsuzmuş gibi gelen alanda ellerinde oraklarla sarı başakları nasıl biçtikleri keyifle izlemeye başlamıştık.. her toplanan ekin itinayla bir köşeye çadır misali yığılıyordu.. kokusu hala burnumda.. bizim oraların adeti işte.. kavurucu bir yaz günü dahi yağmuru eksik olmaz.. o koca bulutların arkasından biz öyle aheste aheste erkekleri izlerken birden yağmur boşalmaya başladı.. önce yüzlerinde hafif minnettar bir gülümseme belirdi babamların.. sonra dönüp bize baktılar.. biraz daha bekleseler büyük ihtimalle sırılsıklam olacağız ve peşinden de alışık olmadığımız bu havalar bize göre gurbet onlara göre kendi yuvalarında bizi salya sümük hasta edecekti.. babam koşarak yanımıza geldi.. önce beni tuttuğu gibi kucağına aldı.. ben heyecanla ne yapacağını merak ederken amcam o yığılan ekinlerin arasına elleriyle bir giriş açmasın mı ! kendimi bir anda koca çadırın içinde buldum.. peşimden de kardeşim.. biz başaktan örülü çadırın içinde yarı şaşkın yarı mutlu kıkırdarken babamlar işlerine döndüler.. en net hatırladığım şey onlara bakarken gözümün önüne düşen başaklar, samanlar, adını bilmediğim tırtıklı minik kıvrık kıvrık otlar.. ve o enfes koku.. ne kadar kaldık hatırlamıyorum ama hiç çıkmak istemediğimi iyi biliyorum.. velhasıl bir daha da olmadı.. yağmur hiç eksilmedi sonraki günlerde, biz de öylece köy evinin camından ucu görünen tarlalara baka kaldık..

    şimdi ben bir vesile olsa da yine köyüme veya başka bir köye gidiversem ilk işim bir tarla bulmak olur.. o tarlada ekini kenarlara yığanların arasından gizlice sıyrılıp yine o heyecanlı kıkırdama ile o çadırın içine dalmak olur..
  • hic unutmam bir gün annemin sekerligini kirmistim da kizacak diye camdan asağiya atmistim. isin kötü yani da attigim yer annemin halasinin bahcesi, eninde sonunda anlasildi tabi. sonuç hüsran.

    bir de vidalarla tutturulmus bir lavoba vardi, kendini zor tasiyordu zavalli. manyak ben kalkip onun üstüne cikip aynaya bakacaktim, haliyle kendini zor tasiyan lavoba yerleyeksan oluverdi. sonrasinda annemle konusmamiz;
    *anne sana bisi dicem ama kizmicaksin
    -tamam söyle kizmicam ne yaptin yine.(burda öyle cok büyük bir sey oldugunu düsünmemekte tabi kendisi)
    *ama söz ver yoksa söylemem (sanki görmicek)
    -tamam tamam söz (bileydi verir miydi sözü)
    *ee seyy ben lavobayi kirdim
    ardindan annemle hayatimda yasamadigim kovalamacayi yasadim sanirim. sonuc yine hüsran.

    bakkala giderken alinacaklar her zaman tekrarlana tekrarlana gidilirdi, hatta bazen akil sokakta oynayan cocuklara kaymasi halinde unutulur geri dönüp tekrar sorulurdu.

    deprem aninda kalkip ablama "ablaaa evin yanindan ne kadar buyuk kamyon geciyo ki ev böyle sallaniyoo" demisligim de vardir.

    cocuklugun safligi özeldir, nicesi vardir. bizlere o safliklarimizi özleten anilardir.
  • o zamanlar colaturka reklamında "bendensin" repliği türemişti, hatırlayan hatırlar. çok samimi bir söz bulunmuş, her ne kadar cola turka içmesem de (bkz: bendensin) sözü çok şuh bir kelime.
    abimle okul kaydı için çıktığımızda dışarıda dolanmaktan yorulmuştuk ki abim benim gözümde bir matador, bir süpermen, kısacası herşey, öyle böyle tanım bulamadım ayrıca çok da korktuğum, kendisinden korkmama rağmen kardeşler arasında en çok bana güvenen şahıs.
    meseleye geleyim, bana şehir merkezinde açık alanda bir çay bahçesinde dondurma ısmarlayacağını söylediği an çok şaşırmıştım zira ilk kez dışarıda abim ile oturacaktım. kendisi bizi ele güne karşı çok sakınır, yakışıklı da olması nedeniyle yolda bir arkadaşı abimi benimle görüp "hişt oğlum sevgilin mi" diye sorsa kafa ile dalacak bir insandı.
    haliyle "dondurma ısmarlayayım mı" dediğinde şaşkın şaşkın bakıyordum yüzüne ki o anda bana dönüp gülümsedi ve : " hadi hadi, (bkz: bendensin) demişti.
    işte o an çok gülmüştük..
    aslinda bu anı ile beraber kendisini de özlüyorum şayet aramızda olsa idi ben de onun çocuğuna dondurma ısmarlayıp, (bkz: bendensin) diyecektim belki.. kimbilir..
  • ağaca tırmanırken ağın yırtılması... off şimdi bile utandım.
  • anneme her anlattığımda "sen ne gerizekalı bir çocukluk geçirmişsin." cevabını aldığım anılardır.
  • tepeden tıranağa incir dolu ağaca ilk tırmanıp arkadakiler tırmanamasın diye yukardan aşağıya işemek.
  • bir kavanoz kurbağa larvasıyla gidip "baba bak spermlerim oldu" demek.

    bebeğim ve ben ansiklopedileri evden uzaklaştırılır.
  • annemin fırından yeni çıkmış tepsiyi masaya koyarken bize " çok sıcak, sakın ellemeyin" diye tembih etmesi ve kardeşimin tepsiyi yalaması.