şükela:  tümü | bugün
  • kalemtraş alındığında sevinen çocuktur aynı zamanda. kalemi kurşundur, belki otomatik kalemler icat edilmemiş ya da pek yaygın değildir. şu anda pek bilen kişinin olmadığı karakuyu denen ayakkabılardan giymiş olabilir ve bileklerini o ayakkabıların kenarları kesmiştir.
    okul servisi yoktur ve okula her zaman yürüyerek gitmiştir, bazen kavun karpuz taşıyan traktörlerin romörklerine tutunmuştur, gözlük takıyordur ve gözlüğü düşüp kırılmıştır.
    abisinin elbiselerini ve ayakkabılarını giymiştir çoğu zaman.
    öyle ya da böyle büyüyor çocuklar, fakir büyüyebilirsin bu senin suçun değil fakat fakir ölmek senin suçun. o nedenle kalkın ve doğrulun.
  • hayalleri, oyuncağı olmadığından hayali oyuncaklarıyla oynadığı pencere kenarına sığmaz.
    güneşin bile aniden sönebileceğini görmüştür.* bu yüzden hayallerinin ve umudunun sınırı yoktur.
    parası olunca yumiyum alacak çocuktur, yoksuldur ama mutludur.
    gazoz kapaklarında masumiyet taşır..
  • ilkokulda harçlık nedir bilmezdim. ne zaman ki 5. sınıfta nöbetçi oldum ilk harçlığımı o zaman aldım. 50 bin lira. bir porsiyon kıymalı börek parasıydı. karaköy böreği. işte o gün bugündür o böreği çok severim. bayramdan bayrama kıyafet alırdık. seneyi 2 pantolon bir ayakkabı ile tamamlardım. ancak akraba ve eş dost verirse eskileri ya da annem örmüşse bir kazak bir de onlar işte. böyle büyüdü bu ülkenin %80 i. işçi çocuğu, babası iş olursa yevmiye ile çalışan, iş olmazsa kahvede iş bekleyen, çöpten para edecek şeyler toplayan. bugün bakıyorum da şimdi ki nesil ne kadar zengin ama içleri bir o kadar fakir. iyi ki fakir büyümüşüm de çalışmanın kıymetini biliyorum.