şükela:  tümü | bugün
  • büyük bir zevkten mahrum kalmış olan insandır. loş ışıkta okunan ilginç hikayeler, arada merak edilip sorulan sorular, hikayenin en heyecanlı yerinde "bugünlük bu kadar, arkasına yarına" cümlesi... güzel yıllardı.
  • evet, ana babaların akıllı telefonlarının olmadığı güzel zamanlardı.

    şükür ki o yıllara denk gelebildim. henüz 8 yaşlarındayken , öğle uykusundan önce babamın yaşar kemal'den fırat suyu kan akıyor baksana romanını okuduğunu hatırlıyorum. bir an önce uyumak isterdim, uyanınca havuza gideceğimiz için. ama uyumamakta isterdim poyraz musa nın anlattıklarını biraz daha duyabilmek için.

    şimdi babam ne bana ne kendine kitap okuyor, herkesin telefonu var. denize girmiyor gibiyiz, satranç oynamıyor, masa tenisi oynamıyor, futbol oynamaya gitmiyor. kendime, yaşıtlarıma ve geleceğimize üzülüyorum ama babamların neslini gördükçe içim burkuluyor. hepsinde bir bıkkınlık hâli. keşke babalar yine çocuklarının başında kitap okusa, saçlarını örse. dizine yatsak , atsak bütün kaygıyı kederi.

    ah keşke bir günlüğüne de olsa o yazlığın serin odasına, temiz pikelerinin üzerine, babamın kitap okuduğu saatlere dönebilsem...
  • amk evde okunmamıştır sen başucundasın
  • annem bana okumazdı da her gün başucuma bir kitap bırakırdı. okumayı o zaman sevmeye başladım. her gün bir kitap okuyordum anlamadığım yerlerde annem gelip okurdu belli bir kısmını. sanırım ağlıyorum.
  • içinde bulunduğum liste.gün geçmiyor ki bir başlık da beni tanımlamasın.yeter be yeter köylülüğümüzü yüzümüze vurmayın.
  • anne ve babanın yaşamları boyunca kendileri için dahi bir kitap alıp okumadığı durumda yetişebilen bir insandır. eksiktir, eksikliğini hisseder...
  • annem okuma bilmiyordu. ben birinci sınıfa başlayınca hem kendim öğrendim okumayı hem ona öğrettim. düşünün bir şimdi birinci sınıf anneleri nasıl mücadele ediyor çocuklarının ödevini yapması, yazı yazması ve okuması için.

    ben birinci sınıftım ve annem a harfini bile bilmiyordu. ödevim doğru mu değil mi hiç söyleyemedi. ben de karşımızda inşaat vardı. sürekli oradaki amcalara sorardım doğru mu değil mi diye. onlarla yapardım ödevleri.

    okumayı ilerlettikçe anneme okurdum saatlerce, o da hiç bıkmadan dinlerdi. öyle içinde kalmıştı ki okula gönderilmemek ben okudukça nasıl gururlanırdı bir bilseniz.

    sonra annem de öğrendi okumayı benle bir. ama tabi yavaş yavaş okurdu. 19 yıl aradan sonra bir kardeşim oldu. ben tam 19’dum. annem kardeşime heceleye heceleye de olsa her gün masal okudu. her gün.. 40 yaşında anne olmuştu 3. kez. bize masallar okuyamadı ama benim sayemde kardeşime okudu ve hiç vazgeçmedi okumaktan..

    canım annem. anneler günün kutlu olsun şimdiden..

    tanım: masal masal içinde..
  • içinde bulunduğum insan grubudur.

    babam ilkokul öğretmeniydi ama hayatım boyunca bir tane kitap aldığını hatırlarım, bırak okumayı. annem ise okuma yazma bilmezdi. ablalarımın hepsi üniversite mezunu.
    en büyük ablam hala anlatır. o üniversitedeyken ben okumayı öğrenmişim ve bu bilgi de ona ulaşmış. o da bir kitap almış bana. fakat kitabı bana verdiğinde, sen oku da dinleyeyim demişim. ve ablam çok sinirlenmiş ve bir daha kitap almamış bana. hala anlatır bu hikayeyi kaba bir biçimde. oysa bu istek televizyonda o başucunda kitap okunan çocuklara özentimden geliyordu. bunu hiç anlamamış olmalı ki sinirini hala belli eder.
    ama zaten kendi çekirdek aileme dair planlarım da sevgili ailemin yaptığı hataları yapmamak üzerine kurulu. ne kadar başarılı olurum bilmiyorum ama oğlumla geçireceğim zamanlar babamın bana yapmadıkları ile ilgili olacak. elbette zamanın getirdikleri ve benim becerimle de doğru orantılı bu durum.

    gece gece düşüncelere daldırdın be sözlük.