şükela:  tümü | bugün
  • ankaralı grup sade'nin çıkardığı ortalamanın çook üzerinde albüm.
    şuradan dinlenebiliyor: http://www.ttnetmuzik.com.tr/…kluk_hayalleri-270376
  • çocukluktaki o saf düşlerimizdir.
    sel olsaydı olacakları hayal ederdim hep. selde herkes caddelere dökülüp, paçalarını sıvayıp gezecekti. kimi kayıkların üstünde kimi arabaların tepesine çıkmış olacaktı. hatta sırf sel olsun kapımızın önü diye her gece dualar ettiğimi hatırlarım.
    bir de eve dilenci gelince bizimkilerin para verip göndermesine içten içe çok kızardım. ben büyüyüp kendi evimi alınca dilenen kişiyi evime alıp onunla kahvaltı yapmayı hayal ederdim. ne safmışız çocukken. saf ve tertemiz...
  • lihtenştayn, san marino gibi ülkelerde günlük hayatında sıradan işlerde çalışıp milli takımda forma giyen biri olmayı hayal etmiştim birkaç kez.

    alsalar şimdi de giderim gerçi*
  • evde kişisel bir atari makinem olmasını hayal ederdim. öyle televizyona takılan kıytırık zımbırtılardan falan değil ama. hani şu ayakta durularak oynanan jeton canavarlarından. bir adı vardır mutlaka ama bilemedim şimdi. ne diyem oyun kiosku mu diyem? şöyle evin bir köşesinde dururdu. hatta bakarsın iki tane bile olabilirdi. hayal bu.

    o zamanlar oynayan bir dizide görünce düşmüştü hayalime. onun öncesinde böyle bir şeyin evde olabileceğini hayal bile edememişsem demek ki. bu oyun makinelerinden vardı dizideki adamın evinde. bir kere de oynadığını görmemiştim hıyarın. lan adamın evinde öyle bir makine olur da oynanmaz mı? kedi gibi dibinde uyurdum ben olsam. ev de ev değildi zaten, malikaneydi. evde oyuncak trenle geziyordu pislik. olmayacak hayal işte.

    daha olabilir hayallerim de vardı. evde büfe denilen formika bir mobilyamız vardı bizim. ortası kayar cam kapaklı, iki yanı kapalı. sol taraftaki kapaklı dolap ve onun hemen altındaki çekmece bana tahsis edilmişti. o çekmecemin tadelle ile dolu olması idi bir hayalim de. böyle çekiyorsun çekmeceyi ve her yer kıpkırmızı tadelle.

    o da o zamanlar olmayacak bir hayaldi ama atari makinesi kadar değildi. o formika büfe evden uçup gittikten çok sonra olabilirliği oldu tabii ama bende de o tadelle aşkı kalmadı. kalmadı ama adı başka, yaşı başka, bambaşka bir çocuğun, belki de koca bir bebekin çekmecesini açtığında gözlerindeki o bin tadelleye bedel mutluluğu görme aldı onun yerini mesela. kıpkırmızı değil de bembeyaz oldu mesela. tadelle değil de pufidik oldu mesela.
  • küçüğün gözleri dolduğu zaman ağlamalı, ağladığı zaman şeker verince susuyor ama yüreğin dolduğu zaman öyle şeker vermekle olmuyor işte..
  • en büyük hayalim evi hayvanat bahçesine çevirmekti. çocukluğumda hep bir kedimiz oldu, arada bir süre köpeğimiz de oldu; fakat aynı anda evde hem kedi hem köpek bakmadık. birden fazla hayvanımız da olmadı her ne kadar çok istesem de. gerçi hala vahşi bir kedi beslemedim; ama evde iki tane canavar sarman kedim var, bir tane kurt köpeği, bi tane de mazlum siyah kedim. böylece çocukluk hayalimi kısmen gerçekleştirmiş oldum. anneannem söylenirdi, bıraksam sokaktaki bütün hayvanları eve toplarsın diye, kadın haklıymış...
  • o eski zamanlarda çıkmış olsaydı bu, tam bir walkman ve pil dostu bir albüm olurdu. hiç ileri geri sarma, tak kasedi çevir çevir dinle... belki sar beni için bir yetmez birkaç repeat gerekebilirdi ama olsun duracell kaldırırdı o kadarını da herhalde.
  • soğuk kış günlerinde üşümememiz ve kat kat giyinmek zorunda kalmamamız için tüm sokakların kalorifer petekleriyle çevrelenmesi ve merkezi bir yerde kocaman bir kazan dairesi inşa edilmesi.

    not: çocukluğum afyon'da geçti ve ben her kış hasta olurdum.
  • ağaç ev.
  • * yaş 6: justin timberlake ile duet yapmak ,şarkıcı olmak istiyordum. kendimi hep dev konser alanlarında hayal ediyordum. alacaktım mikrofonu elime, çekecektim stilettoları fırlayacaktım sahneye... şarkımın nakaratında seyircilere: "şimdi sizde!" diyecektim, çok klastı bu ritüel çünkü...

    yaş 10: tuğba ekinci'nin arkadaşı olmak istiyordum. benim okuluma geliyor, teneffüslerde beraber kantinde takılıyıp dertleşiyoruz falan. bütün okul uzaktan hayran hayran bizi izliyor o kadar kıskanıyorlar ki ünlü arkadaşları olan okulun en popi kızı oluyorum . ayy cidden çok havalıyım.

    yaş: 14: fen lisesini kazanmak istiyordum. hem de çalışmadan kazanacaktım, çünkü zekiydim ben... yatılı olsun istiyordum üstelik, uzakta olacaktı. böylece ilerde çocuklarıma gece nasıl yurttan kaçıp deniz kenarında bağıra bağıra şarkı söylediğimi gerine gerine anlatabilecektim.

    yaş 16: evden kaçmak istiyordum. sürekli dersini çalış diye darlayan anneme çok gıcık oluyordum. sürekli bana ergenlige girdin diyip duruyordu sinir şey.hem kesin aileden uzakta çok eğlenceli bir hayat yaşardım. ama işte ahh şu annemm hiç bir şeye izin vermiyor.

    yaş 17: ilk aşkım son aşkım olacaktı benim. hayatımda bir erkeğe aşık olacaktım. çok sevmiştim, çok sevilecektim. hatta üniversiteden sonra evlenecektik .sonra dünyayı gezecektik .

    yaş 18: gönül işleri benim hayallerimin önünü kapatıyordu. ilk aşkım bile terketmişti beni. aşk acımı bir kenara bırakıp üniversiteye hazırlanıyordum. mimar olacaktım ben, bunun hayaliyle uyuyup, aynı hayalle uyanıyordum çünkü... o kocaman çantalar bende de olacaktı, t cetvelim olacaktı. giyimimden, saç modelimden mimar olduğum anlaşılacaktı. bohem yaşayacak, tarz biri olacaktım ben...

    yaş 20: mimarlık bölümü artık ikinci üniversiteyi okurken mevzu bahis olacaktı. o zaman ikinci aşkımı şimdi bulmalıydım. nasıl biri olmalıydı, bunu tüm detayına kadar düşünmüştüm. johnny deep gibi biri olmaliydi. hatta o olsa süper olurdu.

    yaş 22: johnny deep'in başka versiyonu yokmuş. olsun bizim üniversitede fatih diye bir çocuk var baya hoş çocuk ayy o da benden hoşlanıyor sanirim . tamam ikinci aşkımı bulmuştum. kariyer de yapacaktım çocuk da yapacaktım. çocuğum da kız olacaktı, tayin edemezdim bunu ama hayal ediyordum.

    yaş 24 : ne justin timberlake ile konser verdim, ne tuğba ekinci ile kanka oldum, ne evden kaçtım, ne yurttan kaçtım, ne fen lisesini kazandım, ne ilk aşkımla evlendim, ne mimar oldum, ne ikinci üniversiteyi okudum, ne deep'e ulaştım, ne üniversitedeki fatihle evlenip çocuk yaptım, ne de kariyer.

    utandım mı bıktım mı usandım mı hayır. hâlâ milyonlarca hayalim var. hayalin gerçekleşmesi önemli değil olması önemli. hayali olmayan insanın hayat damarlarından... ya da yok direkt aortu kopmuş demektir.